SevgiForum.NET  



Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > Ashab-ı Kiram > Sahabe'lerin Hayatı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 16.02.2013
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 22.12.2012
Üye No: 58
Mesajlar: 15.539
Aldığı Beğeni : 54
Karizma Puanı: 1
Etiketle: @Painfully
Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Painfully
» Meğer αcıyмış insαnı olgunlαştırαn, güçlü kılαn.
Şehitler Albümü
 
Malcolm X

Amerikalı Siyahların önde gelen ismi olan Malcolm X 1925 yılında Nebraska eyaletinin Omaha şehrinde dünyaya geldiÖnceleri Harlem'desıradan bir adi suçlu gibi yaşayan Malcolm X 1952'de Black Muslimshareketine girerek İslamiyetle tanıştıFakat o dönemde Siyahlara karşıuygulanan ayrımcı politikalar onu ırkçı bir çizgiye soktuMensubu bu-lunduğu cemaatin çizgiside tamamiyle Beyaz Amerikalılara düşmandıMalcolm X önceleri cemaatinin toplantılarını ve propaganda çalışmalarını yürütürdüMalcolm X cemaatinin lideri Elijah Muhammed'le dahasonraki yıllarda ters düştü1964 Martında Elijah Muhammed'le yollarını ayırdı1964'de Afrika-Amerika Birliği örgütünü kurduAynı yıl Afrika ve Ortadoğuya birtakım geziler düzenledi, Mekke'de Hac görevini yerine getiren Malcolm X artık evrensel bir çizgide mücadelesini vermeye başladı 1965'de failleri günümüzde de bulunamayan New York'da bir suikas te kurban gitti Hala adından söz ettiren Malcolm X'in hayatı yönetmenliğini Spike Lee'nin yaptığı ve kendisini Denzel Washington'un canlandırdığı 1992 yapımı bir sinema filmine konu olmuştur





Alıntı ile Cevapla
16.02.2013
  #2
Painfully
» Meğer αcıyмış insαnı olgunlαştırαn, güçlü kılαn.
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 22.12.2012
Üye No: 58
Yaş: 27
Mesajlar: 15.539
Aldığı Beğeni: 54
Rep Puanı: 1
Etiketle: @Painfully
Online / Ofline :
Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır



İSKİLİPLİ ATIF HOCA kimdir


Avrupa’da birkaç ay kalabilme fırsatını elde etmiş ve şöyle-böyle bir yabancı dili hecelemeye başlamış pek çok insan, yapacak başka bir şey kalmamış gibi kendi insanını tezyif etmekte (alaya almakta) ve milletini hakir görmektedir


u tür insanların ağzından şu ifadeleri çok duymuşsunuzdur:

“
Ah, ne kadar geri bir milletmişiz!







  Alıntı ile Cevapla
16.02.2013
  #3
Painfully
» Meğer αcıyмış insαnı olgunlαştırαn, güçlü kılαn.
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 22.12.2012
Üye No: 58
Yaş: 27
Mesajlar: 15.539
Aldığı Beğeni: 54
Rep Puanı: 1
Etiketle: @Painfully
Online / Ofline :
Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır



seyyid kutup

Haci ibrahim Kutub'un oglu olan Seyyid Kutup, 1906'da Asyut kasabasina bagli Kalia köyünde dünyaya geldi Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan Partisinin bir üyesi olarak bilinmekteydi
O zaman bu partinin baskanliginda Mustafa Kamil vardi Haci Ibrahim Kutup ziraatla ugrasir, elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da fakirlere infak ederdi Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle çok tesir etmisti

Seyyid Kutup'un Hamide ve Emine adli iki kiz kardesiyle Muhammed adinda küçük bir de erkek kardesi vardi Daha Kahire'de okurken babasini kaybedince, annesinin ve kardeslerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yikilmis oluyordu O cia bu durumdan oldukça sikilmisti Bu sikintidan biraz olsun kurtulmak için, annesini Kahire'ye tasinmaya razi eder ve Kahire`ye tasinirlar
1940'da annesinin ani vefati Seyid Kutup'u oldukça etkilemisti Kendisini hayatta yalniz hissetmeye baslar Bu konudaki duygularini bizzat kendisi bazi kitaplarinda anlatmaktadir

SEYYID KUTUB'UN HAYATININ DÖNEMLERI
Seyyid Kutup'un hayatini dört ana bölümde toplamak mümkündür Bunlardan birincisi dogumundan 1919'a kadar olan bölüm Seyyid Kutup bu devrede babasinin itinali dini terbiyesi altinda yetismisti Bir tarafta köylerindeki medreseye devam ederken bir taraftan da babasinin özel terbiyesindeydi Daha on yasina gelmeden Kur'an-i Kerim'in tamamini ezberlemisti
Seyyid Kutup'un hayatindaki ikinci dönem ise 1920 ve 1939 arasindaki zamani içermektedir Bu dönemde Kahire'ye giderek liseyi bitirir ve üniversiteye "Darul Ulum"a girer Darul Ulum'a girmesindeki maksadi arap dilinde ihtisas sahibi olmakti Kardesi Muhammed Kutub'un "Küçük Çigliklar" adli kitabinin önsözünde de anlattigi gibi Darul Ulum'da dört sene okumustu Burada okutulan dersler ise Tarih, Cografya, Arap edebi-
yati, Ingilizce, Sosyaloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimlerdi
Seyyid Kutup'u okutan hocalarin basinda ise Mehdi Allame geliyordu Bu zat Seyyid Kutup'un "Sairin hayattaki görevi" kitabinin ön sözünde sunlari diyor: "Seyyid Kutup'un benim talebem olmasi bana çok büyük bir mutluluk veriyor Eger hayatta benim ondan baska talebem olmasa bile onun varligi mutluluk olarak kafidir"
Darul Ulum'dan mezun olduktan sonra Milli Egitim Bakanliginda müfettis olarak görev alir
Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla kalmayarak istifa eder Bu siralarda hemen hemen her konuda kendisini yetistirmek için okumaya daldigini görürüz Özellikle arapçaya çesitli dillerden çevrilmis eserleri incelemekte ve degerlendirmeye tabi tutmaktaydi
Çok geçmeden Seyyid Kutup da tipki Taha Hüseyin, Abbas Mahmut Akkad ve Mustafa Sadik Rafi gibi harika bir yazar,olarak ortaya çikiyordu
Onun yazilari da tipki ötekilerinki gibi ayni gazete ve dergilerde yayinlanmaya baslamisti
Seyyid Kutup'un hayatinin üçüncü merhalesini ise 1939 ile 1951 yillari olusturmaktâdir Bizim görüsümüze göre bu dönem ayni zamanda Seyyid Kutup'un Islâmi düsünceye dönüsünün de bir baslangici oluyordu 1939'da "El-Muktatif' dergisi O'nun "Kur'an da Fennî Tasvir" adli bir makalesini yayinlamisti Seyyid Kutup bu yazisinda bazi ayetlerden örnekler vererek Kur'an'daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün icazini ortaya koyuyordu
Bu yazisiyla ayni zamanda Kur'an'da icaz olayini inkar eden Akkad'in görüslerinden de ayrilmis
oluyordu 1945 yilinda ayni konuda iki kitap yayinladi
Seyyid Kutup bu kitaplarinin, almis oldugu dini terbiyenin bir semeresi oldugunu açikça itiraf etmekte, Kur'an'in uslubu ve harikaligiyla kendisini uyandirdigini kabul etmektedir O'na göre ilmi Kelamin uslubu olan cedel, dinde pek neticeye götürmemektedir Çünkü akil Kur'an'in inceliklerini ve harikaliklarini tam olarak anlamaktan acizdir Arkasindan "Sahrada" adli bir kasidesini yayinlayan Seyyid Kutup, burada her seyin bir tertip ve ölçüye göre yaratildigini anlatmaktadir
1946'da "Iste Sahtekarlik" diye bir kitabi daha yayinlandi Bu kitabinda Abdullah Ali el-Kasimi ile iki konuda tartisiyordu Bunlardan birisi "Insanin yaratmak konusundaki gücü" ikincisi ise "Insanin dinlere inanmasiydi" Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde Abdullah Ali'nin kitabini, dolayisiyla fikirlerini medhederken Seyyid Kutup siddetle tenkit ediyordu Çünkü Abdullah Ali dinin hayatin gerçeklerine ters oldugunu, dine
tabi olanlarin gerilediklerini, özellikle Islâmin insani gerilettigini savunuyordu Iste bundan dolayi Seyyid Kutup Abdullah Ali'nin demogojilerine yazdigi kitapda hücum ediyor, tenkit ediyor ve onlari çürütüyordu
7 Ekimn 1946 da Seyid Kutup'un Islâmi fikre baslangiç olarak degerlendirilen "Konum Dersleri" adinda bir makalesi daha yayinlanmisti Seyyid Kutup bu makalesinde Misir'in toplum yapisinin, siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden tenkidini yaparak, müslümanlari çalismaya çagiriyordu Toplumun islahi için ne yapilmasi gerekiyorsa müslümanlarin yapmak zorunda olusunun Kur'an'in emri oldugunu söyleyen Kutup delil olarak Al-
lah'in su ayet-i kerimesini gösterip tefsirini yapiyordu: "Sizden iyiligi emreden, kötülükten sakindiran, bir topluluk olsun Iste asil kurtulusa erenler onlardir "

ISLAMA DOGRU YÖNELIS
21 Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi degerlerden soyutlanmis, sadece maddi bir medeniyet oldugunu delillerle açikliyordu 1948'in sonlarinda ise "Islâmda Sosyal Adalet" kitabini yayimladi Kutub bu kitabinda insanligin arzu ettigi gerçek sosyal adaletin Islâmda oldugunu ve hakiki adaletin Kur'an'in
gölgesinden baska hiç bir yerde olmadigini açik açik anlatarak hayatin her alaninda oldugu gibi edebiyatin dahi Islâmi ölçülerden kaynaklanmasi gerektigini vurguluyordu

1949'da Amerika'ya giden Kutub iki buçuk yil kaldi Amerika'da kaldigi bu müddet içersinde Misir'daki arkadasi Tevfik el-Hakim'e gönderdigi mektuplarda Amerikan toplumunu ve medeniyetini devamli olarak tenkit ediyordu Çünkü ; bu medeniyette ruhi degerlerden hiç bir sey yoktur, diyordu Ayni mektuplarinda "El Melik" adli kitabini da tenkit ediyordu Çünkü Kutup bu kitabi Islâmi fikirlerle yogrulmadan çok önce yazmisti
Iste Seyyid Kutup arkadasina yazdigi mektuplarda bu kitabinin tenkidinde, "keske kitabin konusu Yunan felsefesine göre degilde, Islâmi ruhla yazilmis olsaydi Insallah gelecekteki konular, hayata, kainata ve insana özel bir bakis açisi olan Islâmdan kaynaklanir" diyerek temennilerini de bildiriyordu
Buna göre diyebiliriz ki Seyyid Kutup'un bu tarihten sonra edebiyata bakis açisi degismistir Çünkü hayatinin önceki dönemlerine baktigimizda edebiyati din ile ilgisi olmayan bir güzellik olarak degerlendirmekteydi Fakat simdi her seyin oldugu gibi edebiyatin da tüm konularini dogrudan dogruya Islâmdan almasi gerektigini söyle-
mektedir

1951 ile 1965 yillarini kapsayan zaman parçasi ise hayatindaki dördüncü merhaleyi olusturuyordu Kutup bu dönemde edebiyattan tamamen siyrilarak Ihvan-i Müslimin teskilatina katilmisti Abdulhakim Abidin'in anlattigina göre Seyyid Kutup artik Ihvanin bir fikir elemani olmustu
Gerçi yönetici olarak Ihvanda hiç bir makami yoktu ama iyi bir müntesip olarak Ihvanin gazetelerinde ve dergilerinde halki devamli olarak Islâma davet ediyordu Bir ara, 1954'deki tutuklanmasindan önce "Ihvan-i Müslimin" adli gazetede yazi isleri müdürlügü yapmis, orada yazdigi yazilari bir araya getirerek birçok kitaplar olusturmustu
Bu kitaplardan birkaçini burada zikretmeden geçemeyecegiz:
1- Islâm ve Dünyaya bakis
2- Iste Din Budur
3- Istikbal Islâmindir

Kutup ayrica Ihvan-i Müslimin gazetesinde din ile devlet islerini birbirinden ayirarak dini siyasetten uzak tutan laik düsünceyi de siddetle tenkit eder, siyaset baskadir, din baskadir sloganinin bir hikaye oldugunu söyliyerek Islâmda böyle bir sey olmadigini haykirir Çünkü Seyyid Kutup "Islâmin kalplerde bir inanç ve hayat için
bir kanun oldugunu" vurguluyordu
Ezher üniversitesinin Kur'an-i Kerim'i tefsir etmede taklidi tutumunu da açikça tenkit eden Kutub bu konuda söyle diyordu:
"Bu gün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin pesinde gitmektedir Onun için Ezher üniversitesi Islâmi kültürü her yönüyle halka götürmelidir Ibadette, inanç ve hayatin her alaninda, Islâmin kendisine has, her türlü noksanliklardan uzak ölçülerinin oldugunu izah etmelidir Ister siyasette olsun, ister iktisatta ve ister cezalarda olsun Islâmin hayatin her konusu için ölçüler koydugunu anlatmali ve Islâmi günlük hayata hakim kilmak için çalismalar yapmalidir

SEYYID KUTUB'UN SEHADETI
Seyyid Kutup Islâma inanmis ve inandigi davanin gerçeklesmesi için de bir çok çalismalar yapmis büyük bir mücahitti 27 Kasim 1954'de, Ihvan-i Müslimin Misir devlet baskani Cemal Abdunnasir'a suikast girisimiyle itham edildiginde Seyyid Kutup'da Ihvan-i Müslimin saflarina katilmisti
Bundan dolayi Ihvan-i Müslimine mensup birçok müslümanla birlikte Seyyid Kutup'da tutuklandi Yapilan yargilamanin neticesinde Seyyid Kutup'a agir islerde çalistirilmakla birlikte on bes sene agir hapis cezasi verildi Artik Seyid Kutup Kahire'den bir kaç km uzakta "Limanneze" hapishanesinde yasamaya baslamisti On sene hapis yattiktan sonra o zamanin Irak devlet baskani Abdusselam'in Abdunnasir'i ziyaret ederek
Seyyid Kutup'u serbest birakmasini istemesi üzerine Kutub 1964'de serbest birakildi
Hapisten çikan Kutub 1965'de "Yoldaki Isaretler" adli kitabini yayinlayinca tekrar tutuklanir
Bu tutuklamada yine Ihvan-i Müsliminden bir çok müslüman vardi Gerekçe olarakta Ihvan-i Müsliminin devlete karsi darbe girisimini ileri sürerek Ihvani ve Seyyid Kutup'u darbecilikle itham ediyorlardi
22 Agustos 1966'da Seyyid Kutup'a idam cezasi verildiginde, Assam el Attarin kitabinda anlattgina göre Kutub bu karari tebessüm ve Allah'a kavusmanin verdigi büyük bir mutlulukla karsilamisti Muhammed Ali Eenna'nin dedigine göre Seyyid Kutup'un asilmasina asil sebep "Yoldaki Isaretler" adli kitabi idi
Seyyid Kutup'a verilen bu idam karari, Islâm alemine yayildiginda Pakîstan'da Karaçi içinde Cemaati Islâminin mepsuplari tarafindan bir yürüyüs tertiplenmis ve olay kinânarak Abdunnasir'dan karari yeniden gözden geçirmesi istenmistir
Ayrica yine Pakistan'da "Meclisi Nizami Islâm", "Cemaati Islâmi", "Cemaati Avami"de bu karari ayni sekilde kinamislardi Diger taraftan Ingiltere'de Rabitatül Islâm, Lübnan'da "Cemaati Islâm" teskilati, Ürdün'de birçok dini sahsiyetler, Sudan'da Seyyid Allal El Fasi ve Istiklal partisi baskani Ahmet el-Hatib, Irak'taki Rabitanin
baskani Seyh Emcek Eczzehavi ve bir çok Islâm alimleri Abdunnasir'i bu kararindan dolayi kinamis ve vaz geçmesi için ikaz etmislerdi
Bütün bunlara ragmen 9 Agustos 1967 sabahi Lübnandaki "Ennebar"gazetesiyle Misir'daki "El-ehram" gazetesi idam haberini su cümlelerle veriyorlardi

"Çelik migferli askerlerden bir grup hazirlanip, agir silahlar artirilarak Kahire hapishanesinin etrafinda bir hisar olusturuldu Gazetecilerin hapishaneye girisi yasaklandi Seyyid Kutup idam edildikten sonra da gazetecilerden bölgenin terk edilmesi istendi"
Seyyid Kutup bir çok kiymetli kitap yazmisti Basta Kur'an-i Kerimin bir tefsiri olan "Fizilal-i Kur'an" olmak üzere hemen hemen her konuda eseri vardir Özellikle Islâmi konularda, edebiyat ve egitim konularindaki eserleri daha çoktur
Bunlardan hemen hemen hepsi de türkçeye çevrilmistir

Allah ondan ve onun gibi mücahidlerden razi olsun
  Alıntı ile Cevapla
16.02.2013
  #4
Painfully
» Meğer αcıyмış insαnı olgunlαştırαn, güçlü kılαn.
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 22.12.2012
Üye No: 58
Yaş: 27
Mesajlar: 15.539
Aldığı Beğeni: 54
Rep Puanı: 1
Etiketle: @Painfully
Online / Ofline :
Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Şehide Filiz Beyaz

07 Kasım 2006 - 18:12:16
Filiz Beyaz ve Havva Gülveren, 29 Temmuz Çarşamba günü Konya’da bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiler İslam’a gönül vermiş mücadeleci bu iki genç kız,ölüme de birlikte gittiler Filiz Beyaz eğer -elleri kelepçeli olarak iki jandarma arasında sınava götürülme görüntüleri medyada yer almasaydı- belki de bu kadar tanınmayacak unutulup gidecekti

****
Onlar Kuran İçin Yaşadı

Filiz Beyaz ve Havva Gülveren, 29 Temmuz Çarşamba günü Konya’da bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiler İslam’a gönül vermiş mücadeleci bu iki genç kız, ölüme de birlikte gittiler

Hayatlarında devamlı iyiyi, doğruyu ve güzeli yaşadılar; başkalarını da yaşatmak için, bu kısa ömürlerinde uzun bir mücadele verdiler Her fani gibi onlar da, bir trafik kazası ile vefat ettiler Ömürlerinin sonuna kadar başörtüsü için verdikleri mücadele unutulmayacak Mekanları cennet olsun

Filiz Beyaz, İstanbul Üsküdar doğumlu Orta öğrenimini Haydarpaşa Lisesi’nde başarıyla bitirir 1995’te Konya Selçuk Üniversitesi Jeoloji Mühendisliğini kazanır İslam’la tanışması bu yıllara rastlar Müslüman olmadan önce solcu bir dünya görüşüne sahiptir O zaman da aktif ve araştırmacıdır Hidayetine, bir rüyanın vesile olduğunu söylerdi; ama bu rüyayı hiç anlatmamıştır Çok samimi idi Mücadeleciydi

Filiz Beyaz eğer -elleri kelepçeli olarak iki jandarma arasında sınava götürülme görüntüleri medyada yer almasaydı- belki de bu kadar tanınmayacak unutulup gidecekti O, hep en ön saflarda mücadele verdi Konya’da başörtü eylemlerinin ve İslami mücadelenin sembolüydü O,hiçbir zaman okuduğu okulu amaç edinmemiş ve istikbal kaygılarıyla taviz vermek gibi bir zillete düşmemişti Konyalı, O'nu, Hüseyin’siz çağın Zeyneb’i olarak tanımıştı Bir Müslüman olarak üzerine düşen hiçbir problemden kaçmamış hiçbir gerçeğe gözlerini kapamamıştır Havva gülveren,1969 Konya doğumlu İslam’a gönül vermiş, mücadeleci, özellikle ünirvesiteli öğrencilerin “Havva ablası”idi Konya’da kimsesizler yurdunda sevilen bir müdireydiGörev yaptığı yurtta,kimsesiz ve özürlü çocukların çamaşırlarını yıkayacak kadar yüreği sevgiyle dolu güzel bir insandı

29Temmuz Çarşamba günü Konya’da bir trafik kazasında Filiz Beyaz ve onun”ablam, biricik dert ortağım”dediği Havva Gülveren hayatlarını kaybettiler Filiz Beyaz ve Havva Gülveren hayatta birlikteydiler; ölüme de birlikte gittiler Artık ayrılmayacaklar…

  Alıntı ile Cevapla
16.02.2013
  #5
Painfully
» Meğer αcıyмış insαnı olgunlαştırαn, güçlü kılαn.
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 22.12.2012
Üye No: 58
Yaş: 27
Mesajlar: 15.539
Aldığı Beğeni: 54
Rep Puanı: 1
Etiketle: @Painfully
Online / Ofline :
Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Zeynep Erdoğan

****

Mahmut Uysal (Havva Gülveren Hanım’ın nişanlısı) :

Ve bizler dava arkadaşları olarak; bu iki güzel insanı, Filiz Beyaz ve Havva Gülveren’i hiç unutmayacağız Şu anda üniversite kapılarında başörtüsü veren tüm bacılarımıza, Allah’tan sabır ve yardım diliyoruz 24/9/98 Perşembe günü, Konya’da Alaaddin Caddesi’nde bir bacımızı ağlarken gördük Yanına yaklaşıp, yardım etmek istedik ve niçin ağladığını sordukO da, ”Ben İlahıyat Fakültesi’nde öğrenciyim ve okuldan geliyorumOkul idaresi bizden başı açık resim istedi,bunu biliyorsunuzBen buna ağlamıyorum Resim için bile olsa, bazı arkadaşlarımız o kadar kolay başını açtı ki,işte ben buna ağlıyorum” diye,cevap verdi

Bizler;zalim zulme doymaz diyor ve tüm Müslüman kardeşlerimizi,Mekke’de müşriklerin amborgosuna onurluca direnip;bu onurlu mücadeleyi kazanan sahabenin kutlu direnişine davet ediyoruz

****

Cezaevinden Sesleniş

Tutuklu olduğu cezaevinden şöyle sesleniyordu Filiz Beyaz; ”Asra yemin olsun ki; insan şüphesiz ziyandadır Ancak iman edip, Salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır ”Hak,Allah’ın en güzel isimlerinden birisidirİnsan ise bizizİnsan hakları, Allah’ın insan olmamız dolayısıyla tüm insanlara bahşettiği haklardır

Allah’ın arzında biz düzelticileriz diyerek bozgunculuk yapanlar, bizleri haklarımızdan mahrum etmeye çalışmakta, dayatmalarla egemenlik alanlarını genişletmek istemektedirler Mazlumların ve mustazafların onurlu direnişi, onlara bu imkanı vermeyecektir"

  Alıntı ile Cevapla
16.02.2013
  #6
Painfully
» Meğer αcıyмış insαnı olgunlαştırαn, güçlü kılαn.
 
Painfully - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 22.12.2012
Üye No: 58
Yaş: 27
Mesajlar: 15.539
Aldığı Beğeni: 54
Rep Puanı: 1
Etiketle: @Painfully
Online / Ofline :
Painfully isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Filiz Beyaz Konya E- Tipi Cezaevi

seni ve zalimleri asla unutmayacağız!

FİLİSTİN

Ölesiye sevdalıyım Filistin mücadelesine
Bir yol bulsam da gitsem
Filistin diyarına
Özlüyorum
Ben yokum orda
Duyuyor musun Filistin
Bir taşta bana bırakın
Beni de katın aranıza
Yemin ediyorum
Gerekirse bulaşığınızı yıkar
Elbiselerinizi temizler
Yerleri silerim
Ne olur beni de katın aranıza
Dağlara çıkar
Ellerimle kırarım dağları
Taş toplarım size
Sinem ağlıyor
Mücadelenizde ben yokum diye
Utanırım bakamam size
Sizde yokluk içinde mücadele
Bizde varlık içinde sefillik
Filistin biliyor musun
Mücadelenin olmadığı yer sefilliktir
Biliyorsun değil mi Filistin
Mücadelen boşuna değil
Bir isteğim var Filistin
Allah izin verirse
Ne olur Filistin beni de aranıza katın

Filiz Beyaz - 09 07 1998

  Alıntı ile Cevapla
24.09.2013
  #7
Ayala
Üye
 
Ayala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 23.10.2012
Üye No: 10
Mesajlar: 6.346
Aldığı Beğeni: 1032
Rep Puanı: 247
Etiketle: @Ayala
Online / Ofline :
Ayala isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Allah rahmet etsin tüm şehitlere.



O An Geldiğinde Her Şey Yok Olduğunda Dönüş Yalnız Sana Olacakdır... AyalA
  Alıntı ile Cevapla
22.04.2015
  #8
acrophobia
Üye
 
acrophobia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 11.10.2014
Üye No: 6571
Yaş: 29
Mesajlar: 414
Aldığı Beğeni: 3
Rep Puanı: 18
Etiketle: @acrophobia
Online / Ofline :
acrophobia isimli Üye şimdilik offline konumundadır





Cihada adanmış bir ömür: Şamil Basayev!

1965 doğumlu, Moskova Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu, öğrencilik yıllarında odasının duvarlarını Che Guevera'nın resimleri ile donatan özgürlüğe aşık Basayev, o zaman İmam Şamil mücadelesini doğru dürüst tanımıyordu bile. Komünist sistemin sınırları içinde ancak Che Guevara'yı tanıyabilmişti.

1991 yılında Gorbaçov'u desteklemek için tankın üzerine çıkan Yeltsin'in yanıbaşında duran birkaç gözükara delikanlıdan biri de Şamil Basayev'di.

1992 yılında patlak veren Gürcü-Abhaz savaşında Kuzey Kafkasya'nın akraba halklarından olan Abhazların safında gönüllü olarak savaştı. Abhazya'nın işgalden kurtulmasından sonra Çeçenistan'a döndü. Basayev, Abhazya'nın en önemli madalyası olan "Abhazya Halk Kahramanı" madalyası ile taltif edildi.

1994 yılında Ruslar, Çeçenistan'a saldırınca, yine cepheye koştu. Abhazya savaşında kendisiyle beraber savaşan Çeçenlerin desteğiyle oluşturduğu birliği ile savaşa katıldı. Kendisine katılan gönüllülerle birlikte binlerce kişiye komuta eden bir komutan olarak devlet başkanı Dudayev'in en önemli komutanları arasında yer aldı.

Dudayev'in şehadetinden sonra Budenovsk baskını ve Grozni savunmasında Rusları yıldırarak masaya oturmaya zorladı.

Zaferin kazanılmasından sonra yapılan Çeçenistan devlet başkanlığı seçimlerinde aday oldu. Popülaritesine rağmen halkın büyük çoğunluğu tercihini Aslan Mashadov'dan yana kullandı. Basayev askeri güç elinde olmasına rağmen Mashadov'u ilk tebrik eden oldu.

Yenilgiyi hazmedemeyen Ruslar, sürekli olarak provokasyonlara başvurdular. FSB laboratuarlarında hazırlanan planlarla bağımsızlığa giden Çeçenistan'nın yolunu kesmeye çalıştılar.

1999 yılının 9 Ağustos'unda Dağıstan'ın Çeçen sınırında operasyon yapan ve halka zulmeden Rus ordusunun işkencelerinden yılan halkın feryatları üzerine 17 Ağustos'ta Dağıstan'a giren Şamil'in hareketi ikinci Rus-Çeçen savaşının başlangıcı sayıldı.

Söylenenin aksine Basayev, Dağıstan'a girip savaşa sebep olmadı. Rus ordusunun Dağıstan'a girişi 9 Ağustos, Basayev'in müdahalesi 17 Ağustos'tur.

Çeçenistan mücadelesini rotasından saptırmak isteyen Ruslar, bütün dünyayı dezenformasyona tabi tutarak Çeçen direnişini "terör", Çeçen savaşçılarını da "terörist" olarak tanıtıp ifsat ettiler. Direnişin efsanevi önderi Şamil Basayev'i "baş terörist" ilan ederek bütün dünyanın gözünde onu suçlu ilan ettiler.

Bağımsızlık savaşçısı Şamil Basayev'i durdurmak isteyen Ruslar, bir gece içinde ailesinden 11 kişiyi çoluk çocuk demeden katlettiler. Yakınlarına ve akrabalarına akla hayale gelmeyen işkenceler uyguladılar.

Basayev, bütün bunlara karşılık davasından vazgeçmedi . Savaşın içinde zaman zaman Rusları dehşete düşüren eylemler planladı.

İnguşetya Operasyonu, Moskova tiyatro baskını, Beslan okul baskını vs. Şamil Basyev'in üslendiği olaylar oldu.

Dudayev, Yandarbiyev, Mashadov ve Sadullayev gibi dört devlet başkanını cephede şehit veren Çeçen direnişinde hayatta kalması, ölmemesi Basayev için işbirlikçi ajan gibi suçlamaların yapılmasına bile sebep oldu.

Basayev, kendi metodları ile Ruslara karşı mücadeleye devam etti.

Beslan baskınını üslenmesi onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Eylemin sonucunda hayatını kaybedenleri kimin öldürdüğüne bakılmaksızın Basayev'in ipi çekildi.

Basyev'in Beslan olayındaki en büyük suçu böyle bir eylemi planlarken çok iyi tanıdığı Rusları yeterince iyi tanıyamamış olmasıydı. Basayev bu eylemi planlarken Rusların çocuklara karşı operasyon düzenleyebileceklerini hiç düşünmedi.

Bir okula yapılan baskında rehin alınan çocukların hayatının hiçe sayılacağını Basayev, hesaplayamadı. Adamları ile okulun içine kadar uzanan yolda bütün engellerin bir bir ortadan kalkarak Beslan eyleminin yapılacağı okula kolayca ulaşılmasının sırrını Basayev, anlayamadı.

Oysa tezgah FSB laboratuarlarında hazırlanmıştı. Basayev ve güçlerini okulun içlerine sokmayı başaran FSB için yapılacak tek şey kalıyordu. Beslan'da yaşanan trajediyi bütün dünyaya naklen vermek. Hiçbir gazetecinin giremediği yasak bölge olan Beslan'a yüzlerce gazete ve canlı yayın aracının girmesine izin verilmesi hatta bölgeye taşınmasının sebebi aylar sonra anlaşıldı.

Beslan'ın provakasyon oluşu alenen görünmesine rağmen Ruslar, bunu çok iyi kullandılar. Yüzlerce masum Oset çocuğunu katlederek, bir taşla iki kuş vurmuş oldular. Bir tarafta Çeçen direnişine duyulan sempati azaltılırken, diğer taraftan da Şamil Basayev'e çocuk katili damgası vuruldu..

Hiç kimse, 1994-2005 yılları arasında 1-12 yaş arası 46.000 Çeçen çocuğunun kaybettiğini hatırlamadı. Hiç kimse toplam nüfusu ancak 1 milyon olan Çeçen halkının 260.000'nin Ruslar tarafından katledildiğini söylemedi.

Basayev, zaten yaşarken zoru yani ölümü tercih etmişti. Onun yolu ya özgürlük ya da ölümdü. Makina mühendisi olarak ya da özel istidadına dayanarak, bir Çeçen mafyası kurup Rusya'nın sayılı zenginleri arasına katılıp servet üstüne servet yapmak varken o özgürlük savaşçısı olmayı tercih etti.

Rusların onun hakkında verdikleri hüküm ve tanımlamalarla hiç ilgilenmedi. O, bildiği yoldan bir milim bile sapmadan yürüdü ve yürüdü.

Basayev de bağımsızlığı göremeden dünyadan göçen birçok bağımsızlık savaşçısı gibi terörist olarak tanımlanarak, tarihte yerini aldı.

Savaştığı dönemlerde hain ve terörist olarak tanımlanan Arafat, Castro, Lenin, Stalin gibi liderler iktidara gelip, dünya tarafından tanınınca nasıl "Sayın" ünvanlı liderler haline gelmişlerse Basayev de gün gelecek, Kafkas halklarının gönlünde zaten özel bir yeri olan adını başka uluslara da kabul ettirecektir.

Yüz elli sene sonra Şeyh Şamil'in adını yeniden dirilten Şamil Basayev'in adı asırlar sonra şüphesiz başka Şamiller tarafından doldurulacaktır. Bağımsız Kafkasya idealinin yalnız ve garip savaşçıları, dünya onların savaşını anlayamasa da onlar savaşa devam edeceklerdir.

Dünyada halen terörün tam bir tanımı yok. Şamil'in Beslan eylemindeki tavrını tam olarak anlayamamış olsam da Şamil Basayev'i seviyorum. O, bir Kuzey Kafkasya kahramanıydı. Bol miktarda kahramanlar yaratan Kafkas halklarının 21.yüzyıldaki en önemli idolü Şamil Basayev olacaktır. Rusların anlayamadığı bir husus var; Çeçenistan'da verilen mücadele şahıslara bağlı değildir. Azerbaycan efsanevi lideri Mehmet Emin Resulzade'nin dediği gibi; "Yükselen bayrak inmez"

Vatanını, dinini, namusunu, ailesini, onurunu, malını korumak için savaşan ve canını feda edenler Kuran'ı Kerim'de şehit olarak anılmaktadır. Şamil, bunların hepsini fazlasıyla yaptı.

Allah şehadetini kabul etsin.



ℂ⋆


- +

uzâklar..
  Alıntı ile Cevapla
22.04.2015
  #9
Nurhanım
 
Nurhanım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 14.03.2013
Üye No: 450
Yaş: 56
Mesajlar: 8.075
Aldığı Beğeni: 925
Rep Puanı: 281
Etiketle: @Nurhanım
Online / Ofline :
Nurhanım isimli Üye şuanda  online konumundadır



Allah rahmet etsin tüm şehitlere.



[/
  Alıntı ile Cevapla
19.05.2018
  #10
Avcı
' SevgiForum '
 
Avcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 18.08.2013
Üye No: 1299
Yaş: 24
Mesajlar: 10.472
Aldığı Beğeni: 4947
Rep Puanı: 4071
Etiketle: @Avcı
Online / Ofline :
Avcı isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Bizde şehit bitmez...

Kimisi ilmiyle..
Kimisi silahıyla er meydadına iner..

Allah şehitlerimize rahmet etsin...



Kimine Göre Bir Forum...
Bize Göre Bir Aile...

  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
albümü, Şehitler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:58.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.