SevgiForum.NET  



Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > İslami Bilgiler > Hutbeler - Vaazlar

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
07.09.2018
  #31
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





HİCRET


Cumanız Mübarek Olsun Aziz
Kardeşlerim!


Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve inayetiyle
önümüzdeki Salı Muharrem ayının ilk gününe
ulaşmış, hicrî 1440 yılını yaşamaya başlamış
olacağız. Hicretin yıldönümü olan bu
başlangıcın, milletimize ve İslâm âlemine
hayırlar getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz
ediyorum.

Kıymetli Müminler!

Fahr-i Kâinat Efendimizin risaletini kabul
etmeyen müşrikler, ona ve müminlere her türlü
zulmü, baskı ve işkenceyi reva görmüştü. Artık
Mekke’de nefes almalarının imkânsız hâle
geldiği bir anda, Yüce Allah müminlere
dinlerini özgürce yaşayabilecekleri, ibadetlerini
kolayca yerine getirebilecekleri huzurlu bir
şehre, Medine’ye göç etme izni verdi. Önce
müminlerden bir kısmı yola çıkmış, ardından da
Peygamberimiz, sadık dostu Hz. Ebû Bekir ile
birlikte Medine’ye hicret etmişti.

Muhterem Müslümanlar!

İslâm tarihinin bu şerefli yolculuğu, keyfi
bir göçü değil, hakkın ve hakikatin yeryüzüne
hâkim olması için imkân arayışını simgeler.
Hicret; Allah’a imanın, sadakat ve teslimiyetin,
sabır ve sebatın göstergesidir. Hicret; Allah’ın
rızası, insanlığın huzur ve barışı için sahip
olduğu her şeyden vazgeçen fedakâr bir
muhacirin, kendisine kucak açan cömert bir
ensara kavuşmasıdır.
Kur’an-ı Kerim’de bu zahmetli ve
bereketli yolculuğun kardeş kıldığı muhacir ve
ensar şöyle müjdelenir: “İslâm'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile iyilikle onlara
uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş,
onlar da Allah’tan razı olmuşlardır…”

1

Kıymetli Kardeşlerim!

Hicret, Asr-ı Saadet’te yaşanmış ve bitmiş
bir hadise değildir. Bugün de nice Müslüman,
yurdundan ve yuvasından gözyaşları ile
ayrılarak yollara düşmekte; kendisine ensarlık
yapacak iyilik timsali insanlara sığınmaktadır.
Bizlere düşen ise, hicretin yıldönümünde bu
gerçeği bir defa daha hatırlayarak zulmün ve
adaletsizliğin sona ermesi için gayret
göstermektir.
Ayrıca hicret, her türlü fenalığı arkasında
bırakarak, kötülükten uzaklaşarak iyiliğe ve
hayra doğru adım atmaktır. Nitekim Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s.) hicretin bu manevi
boyutuna şöyle işaret etmektedir: “Müslüman,
elinden ve dilinden diğer Müslümanların
zarar görmediği kişidir. Muhacir ise,
Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.”2


Aziz Müminler!

Hicrette asıl olan samimiyettir, halis
niyettir. Hicretin mayası, Allah’a bağlılık ve
Resûlullah’a olan muhabbettir. Mümin,
arkasında bıraktığı acı günlere rağmen iman ve
umutla hayata tutunduğu zaman muhacir olur.
Muhacir de harama sırtını dönüp ısrarla helâlin
izini sürdüğü zaman hicretin manasını keşfeder.

Muhterem Müslümanlar!

Yeni bir hicrî yıla girerken Müslümana
yaraşan, geçmişin muhasebesini yaparak
geleceği tanzim etmektir. İsyandan itaate,
günahtan tövbeye, gösterişten tevazua,
ayrılıktan vahdete, düşmanlıktan kardeşliğe,
cehaletten ilme, kötülükten iyiliğe hicret
etmektir.
Geliniz! Hicreti andığımız bu mübarek
cuma vaktinde, zalimlerin zulmünden kaçarak
yurdunu, yuvasını terk etmek zorunda kalan
muhacir kardeşlerimize ensar olalım. Hayat
yolculuğumuzu kâmil bir iman, salih bir amel
ve güzel bir ahlakla mamur etmeye bir daha
niyet edelim. Yönümüz, yolumuz, hicretimiz
daima Allah’a ve Resûlüne olsun.

1 Tevbe, 9/100.
2 Buhârî, Îmân, 4.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
13.09.2018
  #32
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





MUHARREM AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ

Aziz Müminler!

Allah’ın yarattığı aylar, günler, geceler arasında
çok kıymetli kazanç mevsimleri vardır. Halen içinde
bulunduğumuz Muharrem ayı da müminlerce ganimet
ve fırsat bilinmesi gereken kıymetli bir zaman
dilimidir. Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem, ilâhî feyz
ve bereketin, huzur ve güvenin başlangıcıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Muharrem ayı, savaşmanın haram kabul edildiği
dört aydan biridir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de
şöyle buyurmaktadır. “Doğrusu Allah’a göre
ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı
günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan
dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap
budur…”1
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de
“Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah’ın
ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”2

hadisi
şerifiyle, bu ayın manevi bereketine işaret etmiştir.

Muhterem Kardeşlerim!

Önümüzdeki hafta Perşembe günü idrak
edeceğimiz Muharrem ayının onuncu günü, Âşûrâ
günüdür. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Âşûrâ günü tutulan
orucun, bir önceki yılın günahlarına kefaret
olmasını Allah’tan ümit ediyorum”3

buyurmuş,
Âşûrâ gününe, Muharrem’in dokuzuncu veya on
birinci gününü de ekleyerek iki gün oruç tutmayı
müminlere tavsiye etmiştir.
4

Kıymetli Müslümanlar!

Âşûrâ günü, aynı zamanda tarihimizde ve
hafızalarımızda derin bir hüzün ile yer etmiştir. Bu
elim günde, Sevgili Peygamberimizin torunu ve Hz.
Ali ile Hz. Fatıma’nın gözünün nuru olan Hz. Hüseyin
Efendimiz, yanında bulunan yetmişten fazla
Müslüman ile birlikte Kerbelâ’da şehit edilmiştir.
Kerbelâ, Allah ve Resûlüne iman edip, Ehl-i Beyt
sevgisini gönüllerine nakşedenlerin ortak acısı, yürek
sancısıdır. Bu menfur hadiseyi gerçekleştirenler,
mezheb ve meşreb farkı gözetmeksizin, istisnasız
bütün Müslümanların vicdanlarında mahkûm
olmuşlardır.

Bugün de nice İslam beldesi acı ve gözyaşıyla
yoğrularak adeta birer Kerbelâ’ya dönmüştür.
Kardeşlerimiz zulme uğrarken, masum kadın ve
çocuklar hayattan koparılırken bizlere düşen,
Kerbelâ’yı doğru anlamak ve haksızlıklar karşısında
Hz. Hüseyin misali bir duruş sergilemektir.

Kardeşlerim!

Hz. Hüseyin, Kur’an-ı Kerim’i ve Rahmet
Peygamberinin şerefli sünnetini kendine rehber
edinmiştir. Zulme rıza göstermemiş, adaletsizliğe
seyirci kalmamıştır. Kendisine yapılan telkinlere itibar
etmeyerek hakkın, hakikatin, huzur ve barışın
yeryüzüne hâkim olması için yola çıkmıştır.
Böylelikle kıyamete kadar bütün insanlığa onurlu bir
mücadelenin eşsiz örneğini sunmuştur.

Muhterem Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, “Şüphesiz bu
benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun; başka
yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın
yolundan ayırır...”5

buyurmaktadır. Allah Resûlü
(s.a.s.) de bizlere şöyle nasihatte bulunmaktadır.
“Birbirinizin eksiğini bulmaya çalışmayın,
birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın,
birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırtınızı
dönmeyin, birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Ey
Allah’ın kulları! Kardeşler olun!”
6

O halde, geliniz! Irk, dil, mezheb ve meşreb
farklılıklarının arkasına sığınarak kardeşliğimizi hedef
alanlara, coğrafyamızda yeni Kerbelâ’lar yaşanmasını
arzulayanlara karşı uyanık olalım. Hz. Hüseyin
Efendimiz gibi iyilerin ve iyiliklerin yanında,
kötülerin ve kötülüklerin karşısında olalım; hakkı ve
hakikati ayakta tutalım. İslam’ın aydınlığında buluşan
gönüllerimizle, birliğe, dirliğe, vahdete koşalım.
Başta Hz. Hüseyin ve Kerbelâ’da şehit olan Ehl-i
Beyt olmak üzere, mukaddesatımız uğruna can veren
bütün şehitlerimize selam olsun. Makamları âlî,
mekânları cennet olsun.

Kıymetli Kardeşlerim!

Pazartesi günü okullar açılıyor, yeni bir eğitimöğretim
yılı başlıyor. Yeni eğitim-öğretim yılının
geleceğimizin umudu olan öğrencilerimize, onları
yarınlara hazırlayan öğretmenlerimize hayırlar
getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Cenâb-ı
Hak çocuklarımıza zihin açıklığı, öğretmenlerimize
başarılar ihsan eylesin.

1 Tevbe, 9/36.
2 Tirmizî, Savm, 40.
3 Tirmizî, Savm, 48.
4
İbn Hanbel, I, 240.
5 En’âm, 6/153.
6 Buhâri Edep, 57.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
20.09.2018
  #33
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





ALLAH’IN GÜZEL İSİMLERİNDEN
MÜMİNLERE MESAJLAR


Aziz Müminler!

Bizler, sabah ve akşam namazlarından sonra Haşr
sûresinin son üç ayetini okuruz. Allah’ın varlığını,
birliğini, yüceliğini hatırlar, en güzel isimleriyle O’nu
tesbih ederiz. Peygamberimiz (s.a.s)’in sabah ve akşam
bu ayetleri okuyanlara meleklerin dua edeceği
müjdesine nail olmaya çalışırız.
1

Kıymetli Müslümanlar!

Haşr sûresinin son üç âyeti,
“Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” şeklindeki tevhid
ilkesiyle başlar. Her insana, bu hakikati gönülden kabul
etmesi ve Allah’a samimiyetle bağlanması gerektiğini öğretir. Rabbimiz gizli ve aşikâr olanı, görüleni ve görülmeyeni hakkıyla bilendir.
Rahmân’dır; dünyada bütün insanlara karşı çok
şefkatlidir. Rahîm’dir; âhirette ise sadece müminlere
merhamet edendir.
Mümin, Allah’ın kendisini her an ve her yerde
gördüğünün, her türlü niyetini bildiğinin farkında olarak
yaşar. Çünkü o, Rabbinin kendisine şah damarından
daha yakın olduğuna inanmıştır.2

Aziz Kardeşlerim!

Allah Teâlâ, isimleri ile kendisini bize şöyle tanıtır Yüce Rabbimiz, Melik’tir; mülkün gerçek sahibidir. Varlık da
O’nundur, yokluk da. Elimizdeki nimetleri bize emanet
eden O’dur. Mümin, sahip olduğu her nimetin kendisine
verilen bir emanet olduğu şuuruyla hareket eder. Mal ve
mülkün, makam ve mevkiin, şan ve şöhretin esiri olmaz.
Aksine gün gelip nimetin hesabını vereceğine olan
inancıyla, emanete riayet eder.
Yüce Allah Kuddûs’tür; her türlü noksanlıktan
uzaktır. Mutlak kemal sahibidir. O, Selâm’dır; esenlik,
huzur ve barışın kaynağıdır. Mümin de, başta ailesi
olmak üzere hayatının her alanında huzur ve sükûnetin
hâkim olması için gayret gösterir.
Allah Teâlâ, Mümin’dir; güven veren, kendisine
güvenenleri korkudan emin kılandır. Gönlünü açanlara
iman bahşedendir. Müheymin’dir; her şeyi görüp
gözetendir. Dünyanın türlü sıkıntıları karşısında el açıp
yalvaracağımız, sığınağımız, dayanağımız O’dur.

O, Aziz’dir; yegâne galip, izzet ve şanın asıl
sahibidir. Cebbâr’dır; murat ettiğini her durumda icra
eden, yaraları saran, dertlere derman olan O’dur.
Mütekebbir’dir; büyüklük ancak kendisine yaraşan,
büyüklükte eşi olmayandır. O’nun karşısında herkes acizdir.Her türlü eksiklikten münezzeh olan Rabbimizin eşi ve benzeri yoktur.

Muhterem Müslümanlar!

Haşr sûresinin son ayetinde Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: Allah,istediğini istediği surette, hiçbir örneği olmadan yaratandır. Varlıkların
şekil ve özelliklerini tayin edendir. Mümin, son nefesine
kadar Rabbinin lütfettiği tertemiz fıtrata sahip çıkar.
Allah nezdinde asıl değerli olanın görünüş, mal, mülk
değil, iman-ı kâmil, kalb-i selîm, amel-i salih ve güzel
ahlak olduğunu bilir. Gönlünü kin, nefret, fitne ve haset
gibi kötülüklerden uzak tutar.

En güzel isimler O'nundur. Bizler
en güzel isimleriyle Allah’a yakarışta bulunuruz.
Peygamberimiz (s.a.s), “Allah’ın doksan dokuz ismi
vardır. Kim bu isimleri öğrenip gereğiyle amel
ederek sayarsa cennete girer.”
3 buyurmuştur.
Rabbimizin Esmâ-i Hüsnâ’sının anlamını idrak edip
gereğiyle amel etmek hepimizin gayesi olmalıdır.

Göklerde ve yerde yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder, yüceltir. O,
mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibidir. Bizlere düşen
de hem dilimizle hem de rızasına uygun hal ve
davranışlarımızla Yüce Rabbimizi tesbih etmek, O’na
boyun eğmektir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Allah’a imanın gereği, O’na hiçbir şeyi ortak
koşmamak, O’ndan başka hiçbir gücün önünde boyun
eğmemektir. Allah’a teslimiyetin bir göstergesi olan
kulluk görevlerini asla ihmal etmemektir.
Bu mübarek cuma vaktinde hep birlikte Allah’a
gönülden niyaz edelim ve diyelim ki: Rabbimiz! Bizleri
sana hakkıyla inanan, İslam’a samimiyetle bağlanan,
Haşr Sûresinde öğrettiğin hakikatleri anlayan ve yaşayan
kullarından eyle! Kur’ân-ı Kerim’in rehberliğinden,
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa
(s.a.s)’in örnekliğinden bizleri bir an olsun mahrum
bırakma!
Ya Rabbi! Şehâdeti arzulayarak canlarından
vazgeçmeyi göze alan ve gazilik payesi ile şereflenen
kahraman gazilerimize sağlık, afiyet ve huzur dolu bir
ömür ihsan eyle!
Din, vatan ve mukaddesat uğruna canını feda eden
aziz şehitlerimize rahmet eyle!

1 Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 22.
2 Kâf, 50/16.
3 Buhârî, Şürût, 18.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
27.09.2018
  #34
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





CAMİLER VE DİN HİZMETİNE
ADANMIŞ ÖMÜRLER


Cumanız Mübârek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s), Medine’ye hicretinin
ardından ilk iş olarak bir mescit inşa ettirdi. Mescid-i
Nebevî adıyla bildiğimiz bu mescidin hemen
bitişiğinde kimsesiz fakir sahâbîlerin barınması için
bir de gölgelik yaptırdı. Suffe adı verilen bu
gölgelikte kalanlar, vakitlerinin büyük kısmını
Resûlullah (s.a.s) ile birlikte geçirip ondan İslâm’ı
öğreniyorlardı. Bir gün Peygamber Efendimiz
mescide girdiğinde ashabının iki ayrı halka halinde
oturduğunu gördü. Bu halkaların birinde Kur’ân
okunuyor ve dua ediliyordu. Diğerinde ise ilim
öğrenen ve öğretenler vardı. Sevgi ve rahmet dolu
bakışlarla bir müddet onları izleyen Peygamberimiz,
“Her biri hayır üzeredir. Şunlar Kur’an
okuyorlar ve Allah’a dua ediyorlar. Allah dilerse
onların istediklerini verir, dilerse vermez. Bunlar
ise ilim öğreniyor ve öğretiyorlar. Ben de muallim
olarak gönderildim”
buyurdu ve ilimle meşgul
olanların yanına oturdu.1

Muhterem Müslümanlar!

Asr-ı Saâdetten bugüne mescit ve camilerimiz
hem Allah’a ibadet edilen hem de ilim ve hikmet
öğrenilen şerefli mekânlardır. Allah katında en
makbul yerler olan camiler,2
içinde Rabbimizin
adını andığımız, kulluğumuzu, dualarımızı,
niyazlarımızı O’na arz ettiğimiz mukaddes yerlerdir.
Camilerimiz; dil, renk, ırk, makam, mevki farkı
gözetmeden mümin gönülleri birleştirir, birliğimizi
pekiştirir, imanımızı ve istiklalimizi simgeler.
Minâreleri tevhîdin sembolü, ezanları şehâdetin
temeli, mihrap, kürsü ve minberleri hak ve hakikatin
sesi, safları huzur ve güvenin teminatıdır.

Aziz Müminler!

Ecdadımız başta imam hatiplik olmak üzere
cami görevlerini yürütenlere; minberden, mihraptan, kürsüden dîn-i mübîn-i İslâm’a hizmet edenlere
“Hademe-i Hayrat” yani hayra hizmet edenler ismini
layık görmüştür.
Hademe-i hayrat; ömürlerini din hizmetine
vakfetmiş insanlardır. Samimiyetle çalışıp yaptıkları
iyiliğin karşılığını sadece Allah’ın rızasında
arayanlardır. Şehrin manevi hayatına yön veren
müftüler, okudukları ezanlarla insanlığı kurtuluşa
çağıran müezzinler, mihraba geçtiğinde namaza
önderlik eden imamlar, minber ve kürsüden İslam’ın
dosdoğru yolunu öğreten vaizlerdir. Çocuklarımızı
Yüce Kitabımızla ve Peygamberimizin örnek
hayatıyla buluşturan, “En hayırlılarınız Kur’an’ı
öğrenen ve öğretenlerinizdir”
3
şeklindeki nebevi
iltifata mazhar olan Kur’an kursu öğreticilerimizdir.
Rabbimizin “Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve
‘Kuşkusuz ben Müslümanlardanım’ diyenden
daha güzel sözlü kimdir?”
4
müjdesine nail olmaya
çalışan hocalarımızdır.
Onlar, hayatımızın her safhasında yanı
başımızda olanlardır. Çünkü onlar, doğduğumuzda
ezan ve kâmetin ilahi muştusunu kulağımıza
okudular. Çocukluğumuzun en unutulmaz anlarında,
bir yol gösterene en çok ihtiyaç duyduğumuz gençlik
çağımızda bize rehber oldular. Vatan borcumuzu
ödemek için yola çıktığımızda, yuva kurmaya adım
attığımızda, nihayet ebedi yolculuğa uğurlanırken
dualarıyla hep yanımızda oldular.

Muhterem Müminler!

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri Camiler ve Din
Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu
yıl “Camiler ve Din Hizmetine Adanmış
Ömürler” temasıyla kutlanacak olan hafta
boyunca camilerin medeniyetimizdeki yeri ve
önemi üzerinde durulacak, din hizmetine emek
vermiş örnek şahsiyetler hatırlanacaktır. Aziz
milletimizin cami ve Kur’ân kurslarımızın
ihyâsı için gösterdiği destek ve fedakârlıklar
hayırla yâd edilecektir.

Aziz Müminler!

Bu vesileyle geçmişten günümüze
camilerimizin maddi ve manevi îmârı için gayret
gösteren hocalarımızdan ve kardeşlerimizden ahirete
irtihal edenlere Yüce Allah’tan rahmet, hayatta
olanlara sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum.
Rabbim bizlere de hademe-i hayrat olmayı, insanlığa
hayırlı hizmetler sunmayı nasip eylesin!

1
İbn Mâce, Sünnet, 17.
2 Müslim, Mesâcid, 288.
3 Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15.
4 Fussilet, 41/33.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
04.10.2018
  #35
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





CENAZE ÂDÂBI: AHİRET YOLCUSUNA
SON VAZİFELER


Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize
döndürüleceksiniz.”

1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz
(s.a.s) şöyle buyuruyor: “Müslüman’ın Müslüman
üzerindeki hakkı beştir: Selâmını almak, hastalandığında
ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet
etmek ve aksırdığında ona rahmet dilemek.”

2
Aziz Müminler!

Hayat, ilahi bir lütuf olduğu gibi ölüm de kaçınılmaz bir
hakikattir. Dünyaya gelen her insan kendisine takdir edilen
ömrü yaşayacak ve sonunda mutlaka ölecektir. İnsan nerede
olursa olsun, ne kadar kaçarsa kaçsın, ne kadar çare ararsa
arasın, ölüm onu muhakkak yakalayacaktır.3 Dünyadan,
anadan, babadan, yardan, evlattan ayrılış gibi görünse de
aslında ölüm, mümin kulların Cenab-ı Hakkın huzurunda
sevdikleriyle yeniden buluşmalarının adıdır. Allah’a karşı
kulluk vazifelerini yerine getirenler için huzur ve mutlulukla
dolu yeni ve ebedî bir hayatın başlangıcıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Mümin olarak kardeşlerimizi ahiret hayatına uğurlarken
yapmamız gereken dini ve insani birtakım sorumluluklarımız
vardır. Bunların başında, ölüm döşeğinde olan kardeşimizi
yalnız bırakmamak, son nefesine kadar ona yarenlik etmek,
duyacağı şekilde kelime-i tevhid getirerek bu ikrar ile ruhunu
teslim etmesine yardımcı olmak gelir. Allah Resûlü (s.a.s) bir
hadislerinde “Ölmek üzere olanlarınızaAllah’tan
başka ilah yoktur’ sözünü telkin ediniz”

4 buyurmuştur.

Aziz Müminler!

Sevdiğini kaybedenin kalbinde hüzün, gözünde yaş
olur. Nitekim Sevgili Peygamberimiz de henüz bebek olan
oğlu İbrahim’i kaybettiğinde gözyaşı dökmüştür. Ama
ölümün ibret dolu gerçekliğiyle karşılaştığı o anda
Peygamber Efendimizin dilinden şu sözler dökülmüştür:
“Göz yaşarır, kalp mahzun olur. Fakat biz Rabbimizin
razı olacağı şeylerden başkasını söylemeyiz. Vallahi, Ey
İbrâhim, biz senin ölümünden dolayı gerçekten
üzgünüz.”

5
Ölümü de hayatı da yaratan Allah’tır. Mümine düşen
acısı ne kadar taze ve büyük olursa olsun feryat, figan, isyan
etmeden, bir gün inşallah cennette buluşmak ümidiyle
Allah’ın emrine rıza göstermek, O’ndan sabr-ı cemil niyaz
etmektir. Yüce Rabbimizin ” َBiz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz”
6
ilahi hitabına olan
inanç, gönüllerin acısına merhem, kalplerin hasretine ilaçtır.

Muhterem Müslümanlar!

Ölenin ardından yapılması gereken vazifelerden biri de
onun teçhiz ve tekfinidir. Bir kişi öldüğünde yakınları,
dostları, komşuları ve diğer Müslümanlar haberdar edilir.
Cenazesi mahremiyete dikkat edilerek özenle yıkanır ve
kefenlenir. Cenazeyi en yakın akrabası veya onun
görevlendireceği ehil kişiler yıkar. Ölenin borcu varsa
mümkünse namazı kılınmadan önce geride bıraktığı
mallardan ödenir, vasiyeti varsa bekletilmeden en kısa
zamanda yerine getirilir.

Aziz Müminler!

Ölen kardeşimizin cenaze namazına katılmak, fâni
dünyadan ebedi hayata uğurlarken Rabbimizden onu
bağışlamasını dilemek, yerine getirmemiz gereken bir diğer
dini vecibemizdir. Allah Resûlü (s.a.s), “Cenaze namazı
kıldığınız zaman ölen kimseye samimiyetle dua ediniz”

7
buyurmuştur.

Hüzünler paylaşıldıkça azalır. Ölenin yakınlarına
taziyede bulunmak, sabır ve metanet dilemek iman
kardeşliğinin bir gereğidir. Taziye geciktirilmemeli,
başsağlığı dilerken ölenin yakınlarını üzecek söz ve
davranışlardan kaçınılmalıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)
bir hadislerinde “Ölülerinizin iyiliklerini anınız,
kötülüklerini zikretmekten kaçınınız”

8 buyurmuştur.

Muhterem Müminler!

Hüzün ve kayıp yaşayan cenaze sahiplerinin, ayrıca
telaşa ve zahmete girerek taziye için gelenlere yemek
hazırlayıp sunması uygun değildir. Akraba ve komşuların
cenaze sahiplerine ve misafirlere ikramda bulunmaları ise
sünnettir. Nitekim Mûte savaşında amcasının oğlu Câfer’in
şehit olduğu haberi gelince Sevgili Peygamberimiz (s.a.s),
“Câfer’in ailesi için yemek hazırlayın, çünkü başlarına
kendilerini meşgul edecek bir hâl geldi”
9 buyurmuştur.

Kıymetli Müslümanlar!

Resûl-i Ekrem (s.a.s) “Lezzetleri yok edeni, yani
ölümü çokça hatırlayın”
10 buyurur. O halde ölümün vaaz
veren, nasihat eden ve uyaran bir dili vardır. Cenaze
merasimleri, ölene dua etmemize vesile olduğu kadar,
kendimize bakmamıza ve hayatımızı gözden geçirmemize de
imkân tanır. Bir gün gelecek ömür sermayemiz tükenecek,
zerre miktarı da olsa her amelimiz karşılığını görecektir.
Müminler olarak bizler, Rabbimize karşı daima hüsn-i
zanda bulunuruz. O’nun affını, mağfiretini ve merhametini
bekleriz. Ölümün imanlı gönüllerimize ebedi baharın
umudunu bırakacağına inanırız. Ancak bununla beraber
İslam’ın dosdoğru yolundan ayrılmamak, hayatımızı
istikamet üzere yaşamak için gayret sarf ederiz. İşte o zaman
ölüm bize Allah’tan gelen bir vuslat selamı ve sonsuz barış
yurduna açılan kapı olur.

1 Ankebût, 29/57.
2 Buhârî, Cenâiz, 2.
3 Nisa, 4/78; Cum’a, 62/8.
4 Müslim, Cenâiz, 2.
5 Müslim, Fedâil, 62.
6 Bakara, 2/156.
7 Ebû Dâvûd, Cenâiz, 54, 56; İbn Mâce, Cenâiz, 23.
8 Ebû Dâvûd, Edeb, 42; Tirmizî, Cenâiz, 34.
9 Tirmizî, Cenâiz, 21.
10 Nesâî, Cenâiz, 3.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
11.10.2018
  #36
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır







CENÂB-I HAK, HER HAK SAHİBİNE
HAKKINI VERMİŞTİR


Aziz Müminler!

Peygamber Efendimiz, hicretten sonra muhacir ile
ensarı kardeş ilan etmişti. Aralarında manevi kardeşlik bağı
kurduğu sahabiler arasında Selmân-ı Fârisî ile Ebu’dDerdâ
da vardı. Ebu’d-Derdâ, İslam’la şereflendikten sonra
Allah’a ibadet dışında hiçbir şeyle meşgul olmamaya karar
vermişti. Ticareti bırakmış, hatta ailesini dahi ihmal
etmeye başlamıştı. Onun bu durumuna şahit olan Selmân,
kardeşi Ebu’d-Derdâ’yı şu sözlerle uyardı: “Rabbinin
senin üzerinde hakkı vardır. Nefsinin senin üzerinde
hakkı vardır. Ailenin senin üzerinde hakkı vardır. Şu
halde her hak sahibine hakkını ver!”
Ebu’d-Derdâ,
Selmân’ın bu sözlerini Peygamber Efendimize aktarınca
Allah Resûlü (s.a.s), “Selmân doğru söylemiş”
1 buyurdu.

Muhterem Müslümanlar!

Hakkın kaynağı Allah’tır. O, yerin ve göğün maliki,
her şeyin sahibidir. Bizleri yoktan var eden, bizlere sayısız
nimetler bahşedendir. Dolayısıyla hakkına en fazla riayet
etmemiz gereken de O’dur. Peygamber Efendimiz (s.a.s),
Rabbimize karşı sorumluluğumuzu ve bu sorumluluğu
yerine getirdiğimizde elde edeceğimiz mükâfatı şöyle
haber vermiştir: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı,
kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamaları ve O’na ibadet
etmeleridir. Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah
üzerindeki hakkı ise Allah’ın onlara azap etmemesi,
onları cennetine koymasıdır.”

2

Kıymetli Müminler!

Allah Teâlâ, kendine kulluğun hemen ardından varlık
sebebimiz olan anne babamızın hukukuna dikkat çekmiş ve
şöyle buyurmuştur: “Rabbin, kendisinden başkasına asla
ibadet etmemenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı
emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin
yanında yaşlanırsa, sakın onlara ‘öf!’ bile deme; onları
azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.”
3
Anne babaların çocukları üzerinde hakları olduğu
gibi çocukların da anne baba üzerinde hakları vardır.
Onları helal lokmayla beslemek, dinine bağlı, vatanına,
milletine, insanlığa faydalı, güzel ahlaklı bireyler olarak
yetiştirmek çocuklarımızın bizim üzerimizdeki hakkıdır.
Nitekim Allah Resûlü (s.a.s) bir hadislerinde şöyle
buyurmaktadır: “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel
terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”
4

Değerli Müslümanlar!

Din, ırk ve cinsiyet farkı olmaksızın her insanın
hayat hakkı vardır. Allah’ın çizdiği sınırlar dışında
hangi gerekçeyle olursa olsun bir cana kıyılması,
kadınların, çocukların, masumların yaşama haklarının ellerinden alınması çok büyük vebaldir.
Rabbimiz, bu hususta şöyle buyurur: “Kim bir
mümini kasten öldürürse cezası, içinde devamlı
kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap
etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap
hazırlamıştır.”
5

Muhterem Müslümanlar!

Dinimize göre; sadece insanlara değil, hayvanlara da
şefkat ve merhametle yaklaşmalıyız. Hayvanlara eziyet
etmenin, hayat haklarını hiçe saymanın ahiretteki neticesi
hüsrandır. Nitekim Rahmet Peygamberi (s.a.s), bir kediyi
hapsedip aç kalarak ölmesine sebep olan bir kadının bu
zulmü yüzünden cehenneme gireceğini6 buna mukabil
susamış bir köpeğe su içiren bir adamdan Allah Teâlâ’nın
hoşnut olup onu bağışladığını haber vermiştir.

Aziz Müminler!

Hak ve hakikatin kitabı olan Kur’an-ı Kerim’de
şöyle buyrulur: “Takva sahiplerinin mallarında
yardım isteyenlerin ve yoksulların belli bir hakkı
vardır.”
8 Malında ihtiyaç sahiplerinin de hakkı
olduğu bilincini taşıyan bir mümin, fakire, yoksula,
yetime, kimsesize yardım etmekte bir an bile
tereddüt etmez. Harcamalarında ölçülü hareket eder.
İsraf ve gösterişten kaçınır. Sadeliği ve kanaatkârlığı
tercih eder. Bir lokma ekmekte bile yeryüzü
sakinlerinin hakkı olduğunu bilir.

Kıymetli Müminler!

İçinde yaşadığımız topluma karşı da
sorumluluklarımız vardır. Bunları yerine getirmek,
kul hakkı kadar kamu hakkını da gözetmek
hepimizin vazifesidir. Zira hak ihlalleri bir toplumda
huzura ve kardeşliğe yönelen en ciddi tehdittir.
Şiddete göz yummak, çevreyi kirletmek, trafik
kurallarına uymamak, kaçak elektrik kullanmak,
stokçuluk yapmak, kamu malına zarar vermek gibi
davranışların sonu toplumsal gerilim ve kayıptır.
Peygamber Efendimiz bu kaybın ahirete uzanan
boyutunu şöyle anlatır: “Âhiret gününde ne altın ne
de gümüş para vardır. Bu nedenle haksızlık
yapanın iyilik ve sevapları varsa bunlardan alınıp
hak sahibine verilir. Şayet sevabı yoksa mağdur
ettiği kişinin günahlarını yüklenir.”
9

Kardeşlerim!

Allah’a döndürüleceğimiz, herkese hak ettiği
karşılığın tam olarak verileceği ahiret gününe
hazırlanalım. Hakka girmekten, hakkımız olmayanı
talep etmekten, hakları sahiplerinden esirgeyerek
zulmetmekten Allah’a sığınalım. Samimi bir kul,
hürmetkâr bir evlat, şefkatli bir anne baba, vefakâr
bir eş olalım. Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevelim
ve merhamet edelim.

1 Buhârî, Savm, 51.
2
İbn Hanbel, V, 239.
3
İsrâ, 17/23.
4 Tirmizî, Birr ve sıla, 33.
5 Nisa, 4/93.
6 Buhârî, Bed’ü’l-halk, 16.
7 Buhârî, Müsâkât, 9.
8 Zâriyât, 51/19.
9 Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 2.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
4 Hafta önce
  #37
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





MADDİ VE MANEVİ ARINMA: TEMİZLİK

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, mümini maddeten ve
manen temizleyen abdest, gusül ve teyemmümü
emrettikten sonra şöyle buyurmuştur: “Allah size
herhangi bir güçlük çıkarmak istemez, fakat O sizi
tertemiz kılmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak
ister ki şükredesiniz.”
1

Okuduğum hadis-i şerifte Peygamberimiz Hazreti
Muhammed Mustafa (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah her
türlü noksanlıktan, kusurdan münezzehtir,
davranışlarında, sözlerinde nezih olan kullarını sever;
temizdir, temiz kullarını sever.
”2

Aziz Müminler!

Temizlik; maddi ve manevi anlamda kirden arınmak,
pak ve nezih hale gelmektir. Rabbimizin bizlere emanet
olarak verdiği bedeni, iman ile huzura kavuşmuş kalbi
duru tutmaktır. Temizlik hem sağlıklı bir hayatın kaynağı
hem de mümini kötülükten alıkoyan namaz gibi kıymetli
bir ibadetin ön şartıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

İslam; maddi ve manevi her türlü temizliğe teşvik
eden bir fıtrat ve hayat dinidir. Kâinat daimi bir yenilenme
ve arınma içindedir. Yeryüzündeki bütün canlılar, fıtratları
gereği temiz olmaya çalışır. Ancak temizlik hususunda,
eşref-i mahlûkat olan insanoğlunun bütün canlılar içinde
ayrı bir yeri ve sorumluluğu vardır. Nitekim doğayı
kirleten de, temiz tutacak olan da odur.

Değerli Müminler!

Temizlik bir yönüyle maddi kirlerden arınmadır.
Vücudumuzun sıhhati, iç âlemimizin huzuru temizlikte
saklıdır. İnsan olmanın onuruna yakışan vücut temizliği,
ağız ve diş bakımı maddi temizliğin başında yer alır.
Sevgili Peygamberimiz de ümmetine zor gelmeyeceğini
bilse her namaz vaktinde misvakla ağız temizliğini
emredecek3
kadar bu konuyu önemsemiştir.

Kıymetli Müslümanlar!

Peygamberimiz (s.a.s), Hira mağarasında geçirdiği
inziva döneminden sonra vahiy alarak risâletle
görevlendirildiği zaman “Elbiseni tertemiz tut. Her
türlü pislikten uzak dur”
4
emrini almıştır. Önemli olan
elbiselerin eski olması değil kirli olmamasıdır. Camilere
kirli elbise ve çoraplarla gelmek, nahoş kokularla
kardeşlerimize rahatsızlık vermek doğru bir davranış
değildir. Mümin, hangi ortamda bulunursa bulunsun
temizliğin, zarafetin ve ferahlığın timsali olmalıdır. Allah
Resûlü, üzerinde kirli elbiseler bulunan bir adama
rastlayınca, “Bu adam elbisesini yıkayacak bir şey
bulamamış mı?”5
diye buyurmuştur.
Beden ve elbise temizliğinin yanı sıra çevre
temizliğine dikkat etmek, müminlere namazgâh kılınan
yeryüzünün tamamını temiz tutmak dini ve insani bir
görevdir. Tabiatta yüzyıllarca kalan ve zehir saçan plastik
ve benzeri atıkları rastgele savurmak yerine geri dönüşüm
kutularına atmak, çevre ahlakına uygun davranmak
gelecek nesillerimize karşı sorumluluktur.

Muhterem Müminler!

Temizlik aynı zamanda insanın manevi kirlerden
kurtulması anlamı taşır. Bu yönüyle temizlik, müminin
İslâm’la aydınlanan kalbini karanlıktan, kirden, pastan
uzak tutmasıdır. Gönlünü kibir, riya, haset, yalan, cimrilik
gibi hastalıklardan arındırması; tevazu, dürüstlük,
cömertlik, merhamet, edep gibi güzel hasletlerle
donatmasıdır. Ruhunun aynası, kalbinin tercümanı olan
dilini kaba ve yüz kızartıcı sözlerden, terbiye dışı
konuşmalardan, yalan ve iftiralardan beri kılmasıdır. Göz,
kulak, el, ayak gibi azalarını kötülüklerden ve
haramlardan korumasıdır. Her işinde helal olana
yönelmesidir. Hata ve yanlışlarından tövbe ederek günah
yükünden kurtulmasıdır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı
Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Tövbe edenler, ibadet
edenler, hamd edenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar,
rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip
kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın sınırlarını gözetenler;
işte o müminleri müjdele!”

6

Aziz Müminler!

İmanımızın gereği temiz ve nezih olmaktır. Dinimizin
emri olan maddi ve manevi temizlik kaidelerine dikkat
edelim. Ne vücudumuzu bakımsız bırakıp dağınık olalım,
ne de bakımlı olmak adına aşırılıklara meyledelim. Dünya
ve ahiret saadetini uman müminler olarak temizliğin ve
güzel ahlakın örneği olalım. Etrafımıza dış görünüşümüzle
umut; söz ve davranışlarımızla huzur ve güven verelim.
Temizliğimiz imanımızın delili olsun. İçimiz dışımız,
etrafımız tertemiz olsun.

Kıymetli Müslümanlar!

Diyanet İşleri Başkanlığımız, aziz milletimizin
desteğiyle yurtiçinde ve yurtdışında nice camiler inşa
etmektedir. Âl-i cenap milletimizin dün olduğu gibi bugün
de camilerin yapımına katkı sağlayacağına olan inancımız
tamdır. Yüce Rabbimizden niyazımız tertemiz bir bedenle,
dupduru bir gönülle yaşam sürmek, camisiz ve ezansız
kalmamaktır.

1 Maide, 5/6.
2 Tirmizî, Edeb, 41.
3 Buhârî, Cum’a, 8.
4 Müddessir, 74/4-5.
5 Ebû Dâvûd, Libâs, 14.
6 Tevbe, 11/112.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
3 Hafta önce
  #38
Beste
Onursal Üye
 
Beste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 28.11.2012
Üye No: 41
Mesajlar: 6.483
Aldığı Beğeni: 2273
Rep Puanı: 1343
Etiketle: @Beste
Online / Ofline :
Beste isimli Üye şuanda  online konumundadır



Cuma Hutbesi: "Ailede Şefkat ve Nezaket Dili"


Muhterem Müslümanlar!

İslam, cahiliye dönemine ait olan her türlü kötü söz ve alışkanlığın son bulduğu, imanın ve güzel ahlakın hâkim olduğu bir saadet asrı inşa etmiştir. İslam’ın ilk muhatapları olan sahabe-i kiram, iyi huylu, güzel sözlü, halis niyetli insanlardan oluşan seçkin bir topluluktur. Onların ardından gelen nesillere ve bugün bizlere yakışan da ashâb-ı güzîni örnek almaktır. Onların Kur’an ile kıvam bulan, sünnet ile yoğrulan hayat tarzını çağımıza yansıtmak, güzel ahlakın, şefkat ve merhametin öncüleri olmaktır.

Kıymetli Müminler!

Sözün en güzelini, en yakınlarımız hak eder. Nezakete, hoşgörüye, en özenli sevgi ve saygı davranışlarına layık olan, ailemizdir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım”1 buyurmuştur.

Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in kendi ailesiyle iyilik ve ihsan üzerine kurduğu ilişkiyi bize model olarak göstermesi son derece değerlidir. Çünkü aile bir ömür boyu sevgi, huzur ve güvenin yaşanacağı en samimi ortamdır.

Aziz Müminler!

Allah Teâlâ, aile ile bize dede, nine, anne, baba, eş, çocuk, torun ve kardeş olmayı lütfetmiştir. Aile, anne yüreğinin güzelliği, baba ocağının bereketidir. Eşler arasındaki sevginin ve sadakatin derinliğidir. Evladın anne babaya gösterdiği hürmet ve ikramın genişliğidir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz aile gibi değerli bir hazinenin önemini bizlere şöyle bildirmektedir: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”2

Kıymetli Müslümanlar!

Huzurlu bir aile, sevgi ve fedakârlıkla kurulur. Adalet ve vicdanla ayakta durur. Ülfet ve merhametle korunur. En sıkıntılı anlarda bile, gönül alıcı bir çift söz aileyi birbirine kenetler. Büyük-küçük her cana saygının hâkim olduğu bir ailede, rahmet konuşur, şiddet susar. Kadın-erkek her ferdin şefkat kuşandığı bir ailede, ima ile de olsa can yakılmaz, gönül yıkılmaz. Nitekim Sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca kimseyi incitmemiştir. Eşlerine karşı daima anlayışlı, sabırlı, nazik ve hoşgörülü olmuştur. “Mümin bir kimse eşine karşı nefret beslemesin. Onun bir davranışından hoşlanmasa da razı olduğu bir başka davranışı mutlaka vardır” 3 buyurarak bizleri olumluyu görmeye, insaflı olmaya davet etmiştir.

Muhterem Müslümanlar!

Hayırlı bir mümin, hayatın çilesini onunla birlikte çeken, derdine ortak olan, sevincine eşlik eden aile bireylerinin kıymetini bilir. Onların Allah’ın birer nimeti oldukları kadar, aslında emanet de olduklarının farkına varır. Mümin olmanın yani “elinden ve dilinden emin olunan kimse”4 vasfını taşımanın önce ailede başladığını idrak eder.

Hayırlı bir eş, nikâhlanırken verdiği söze sadık kalır. Ahdine vefa gösterir. İyi bir baba, ailesinde adil ve merhametli haliyle sevilir. Aile bireyleriyle iyilik yolunda her daim gönül birliği içinde, kol kola, omuz omuza yürür.

Değerli Müslümanlar!


Aile içinde huzur ve mutluluk, sağlıklı bir iletişimle kalıcı hale gelir. Sevgili Peygamberimiz “Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin ya da sussun”5 buyurmuş, müminlere daima hayrı dile getirmeyi ve hayırlı olanın peşinde koşmayı öğütlemiştir. Bu öğütlerin muhatabı olarak bizlere düşen de güler yüzümüzü, güzel sözümüzü, takdir ve teşekkürümüzü ailemizden esirgememektir.

Aziz Müminler!

Acısıyla, tatlısıyla ömür yolculuğunu birlikte geçirdiğimiz ailemizin değerini bir kere daha hissedelim. Eşlerimize ve evlatlarımıza karşı müşfik ve nazik olalım. Öfkeyle kalkıp zararla oturmayalım. İncitmeyelim, incinmeyelim. Aksine her hal ve şartta, herkese karşı merhameti ve fazileti kendimize şiar edinelim. Ailede huzursuzluğun sebebi değil, mutluluğun ve güvenin teminatı olalım. Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de bize öğrettiği şu duayı dilimizden düşürmeyelim: “Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”6

1 Tirmizî, Menâkıb, 63.
2 Rûm, 30/21.
3 Müslim, Radâ’, 61.
4 Müslim, Îmân, 65.
5 Ebû Dâvûd, Edeb, 122, 123.
6 Furkân, 25/74.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
2 Hafta önce
  #39
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.807
Aldığı Beğeni: 3837
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





TEMİZ GIDA TEMİZ NESİL

Muhterem Müslümanlar!

Allah Resûlü (s.a.s), bir gün ashabına ve onların
şahsında bütün insanlığa şöyle seslendi: “Ey insanlar!
Allah Teâlâ temizdir, ancak temiz olanı kabul eder.
Allah, Peygamberlerine emrettiği şeyleri
müminlere de emretti.” Peygamber Efendimiz bu
sözlerinin ardından şu âyeti okudu: “Ey
Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin, güzel
işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla
bilmekteyim.”
1
Allah Resûlü (s.a.s) konuşmasına devam ederek,
ashabına bir adamın halini anlattı. Bu adam uzun
yolculuklar yapmış, üstü başı toz toprak içinde kalmış,
ellerini göğe açmış “Yâ Rab, yâ Rab!” diye
yalvarıyordu. Sonra Peygamber Efendimiz şöyle
buyurdu: “Fakat onun yediği haram, içtiği haram,
giydiği haram, gıdası haram idi. Peki, böyle
birisinin duası nasıl kabul edilsin?
”2

Kıymetli Müminler!

Yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah, uçsuz
bucaksız bir kâinat ve bu kâinat içinde insanın
hayatını devam ettirmesine uygun bir dünya var etti.
Tatlı ve latif sularla, bin bir çeşit leziz yiyecekle
çevremizi donattı. Ekinlerin yetiştiği arazileri, meyve
bahçelerini, onları büyüten güneşi ve yağmuru lütfetti.
Her biri ayrı güzel ve birbirinden değerli nice varlığı
insanın emrine amade kıldı. Sonra da kullarından
seçici davranmalarını isteyerek şöyle buyurdu:
“Allah’ın size verdiği helâl ve temiz rızıklardan
yiyin ve iman etmiş olduğunuz Allah’ın
yasaklarından sakının.”

3
Ancak insanoğlu, çoğu zaman Rabbinin verdiği
nimetlerden istifade edip yeryüzünü ıslah etmek ve
iyiliği çoğaltmak yerine, fesat çıkarıp kendisine ve dünya evine zarar verdi. Şehir hayatının, lüks ve
konforun cazibesi karşısında ziraatı, doğal hayatı,
dengeli yaşamı terk etti. Kimi zaman tohumların
genetiğini bozarak, kimi zaman kimyasal ve yapay
ürünlerle tabiatı zehirleyerek tertemiz nimetlere yazık
etti. Halbuki toprağımıza, ürünümüze, el emeğimize
sahip çıkmak hepimizin vazifesiydi.
İnsanoğlu “Sakın dengeyi bozmayın”4
ilahi
uyarısına riayet etmeyerek kendi elleriyle toprağı,
havayı ve suyu kirletti. Maddi menfaatlere aldanarak,
kendisi dışındaki varlıklara ve gelecek nesillere karşı
da sorumlu olduğunu unuttu. Oysaki Allah Teâlâ, bizi
şöyle uyarmıştı: “Düzene sokulduktan sonra
yeryüzünde bozgunculuk yapmayın…”

5

Aziz Müminler!

Bir toplumda maddi ve manevi tahribat gıdanın
bozulmasıyla başlar. Helal haram duyarsızlığı,
insanlarda bir bilinç kirlenmesine dönüşür. Ahlaki ve
insani değerler göz ardı edilince, yenilip içilenler,
üretilip tüketilenler fayda yerine zarar verir.
Nihayetinde toplumsal bir yozlaşma gerçekleşir;
küçücük dimağların ve gencecik yavruların fıtratı
bozulur. Sevginin, saygının ve hoşgörünün tükendiği,
kötülüğün, hayâsızlığın ve adaletsizliğin çoğaldığı bir
ortam oluşur. Nitekim Cenâb-ı Hak, münafık
şahsiyetinden bahisle, “O, senin yanından ayrılınca
yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli
yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu
sevmez”

6
buyurmuştur. O halde, dünya üzerinde
huzuru ve barışı yok etmek isteyenler, ekini ve nesli
ifsat etmek için çaba göstermektedir. Müminler için
bu ayet hem bir uyarı hem de temiz bir gıda ve nezih
bir nesil inşa etmeye davettir.

Değerli Müslümanlar!


Her söz ve davranışımız gibi, her lokmamızın da
hayatımızda derin tesiri vardır. İnsan ne yediğine ve
ailesine, sevdiklerine ne yedirdiğine dikkat etmekle
mükelleftir. Bu dünya bize, biz de birbirimize
emanetiz. O halde sorumluluğumuzun farkına varalım;
ölçülü ve ahlaklı bir hayatı benimseyelim. Helal
kazancın, temiz üretimin, dengeli tüketimin ve sağlıklı
nesillerin gayreti içinde olalım.

1 Mü’minûn, 23/51.
2 Müslim, Zekât, 65; Tirmizî,Tefsîru’l-Kur’ân, 2.
3 Mâide, 5/88.
4 Rahmân, 55/8.
5 A’râf, 7/56.
6 Bakara, 2/205.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
1 hafta önce
  #40
Kenshi

!. мαzi∂єи вiяi .!
 
Kenshi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 02.02.2013
Üye No: 88
Yaş: 30
Mesajlar: 1.785
Aldığı Beğeni: 921
Rep Puanı: 799
Etiketle: @Kenshi
Online / Ofline :
Kenshi isimli Üye şuanda  online konumundadır



9 Kasım 2018 Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Geneli Cuma Hutbesi:

SAĞLIK: DÜNYALARA DEĞER NİMET

Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum âyet-i kerimede Hz. İbrahim, Yüce Rabbimizi şöyle tanıtmaktadır: “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir. O, beni yediren ve içirendir. Hastalandığımda bana şifa veren O’dur. Beni öldürecek ve sonra diriltecek olan da O’dur.”
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Sizden kim huzuru yerinde, bedeni sağlıklı bir nefesin, sıhhatli bir bedenin, huzurlu bir kalbin değerini iş işten geçtikten sonra anlarız. Bu sebepledir ki, Allah Resûlü (s.a.s) bizi şöyle uyarır: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu onları değerlendirme hususunda aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.”


Değerli Müslümanlar!
Sağlığının kıymetini bilen insan, kendini maddi ve manevi her türlü zarardan koruduğu gibi, hastalanınca tedavi olmaya da özen gösterir. Yüce Allah’ın “Şâfi” ismine sığınarak tedavi yolları aramak ve can emanetinin hakkını vermek hepimizin mesuliyetidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Tedavi olunuz. Çünkü Allah yarattığı her hastalığın mutlaka şifasını da yaratmıştır” buyurarak şifadan ümit kesmemeyi tavsiye etmiştir.



Muhterem Müminler!
Erdemli ve insaflı bir mümine yakışan, kendi sağlığı kadar çevresinin sağlığını da korumak, şifa bekleyen kardeşleriyle ilgilenmek, tedavileri için elinden gelen gayreti göstermektir. Hasta ziyaretine, hasta için dua ve manevi desteğe büyük önem veren Allah Resûlü (s.a.s) “Kim bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir” buyurur. Günümüzde farklı sebeplerle sağlığını kaybeden, tedavi yolları tükenen pek çok hasta ve yakını, hasretle ve ümitle organ nakli beklemektedir. Allah’ın takdir ettiği an gelip fâni dünyadan göç ederken, hiçbir maddi karşılığı olmaksızın organlarını şifa bekleyen bir kardeşine emanet etmek, insanî ve ahlâkî bir davranıştır. Zira dinimizde esas olan, insanı yaşatmak, hayatı korumak ve umuda destek olmaktır.


Muhterem Müslümanlar!
O halde, sağlıklı geçen her dakikanın paha biçilmez bir nimet olduğunu unutmayalım. Genç, dinç ve sağlıklı olduğumuz günleri iyi değerlendirelim. Helâl ve temiz gıda ile beslenmeye dikkat edelim. Sağlığımızı tehdit eden ve dinimizce de yasaklanan zararlı maddelerden uzak duralım. Peygamberimizin şu tavsiyesini can kulağıyla dinleyelim: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini bil. İhtiyarlığından önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, fakirliğinden önce zenginliğinin, meşguliyetinden önce boş vaktinin ve ölümünden önce hayatının.”



Dabulyu Dabulyu Dabulyu Nokta Sevgiforum Nokta Net..




Sefacan...Ƽȝ
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
2018, cuma, diyanet, geneli, hutbeleri, hutbesi, mart, namazı, türkiye, yayımlandı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:33.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.