SevgiForum.NET  



Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > İslami Bilgiler > Hutbeler - Vaazlar

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
08.06.2018
  #21
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır






AFİYET OLSUN, İSRAF OLMASIN

Cumanız Mübarek Olsun Değerli Müminler!
Bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) çok
sevdiği akrabası Sa’d b. Ebi Vakkas’ın yanına
uğramıştı. Sa’d o sırada abdest alıyordu. Suyu fazla
kullanmış olmalı ki Efendimiz; “Bu ne israf böyle?”
dedi. Sa’d, “Abdestte de israf olur mu ya Rasulellah?”
diye sorunca Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Evet,
akan bir nehirden abdest alsan bile”
1
şeklinde
karşılık verdi.

Aziz Müminler!

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) Allah’ın
bizlere bahşettiği nimetlerin kıymetini biliyor ve
ashabına her fırsatta bunu hatırlatıyordu. O,
bollukta da darlıkta da sahip olduğumuz
nimetleri ölçülü kullanmayı öğretiyor ve israftan
sakındırıyordu. Zira israf, yeme içmeden giyim
kuşama, vakitten sağlığa varıncaya kadar her
türlü nimet ve imkânı ölçüsüzce kullanmaktır,
dengeyi ve itidali kaybetmektir. İnsanın
kendisine, çevresine ve kâinata yazık etmesidir.
İsraf, varoluş bilincimizden ve yaratılış
gayemizden uzaklaşmaktır. İsraf, aynı zamanda
bütün nimetlerin sahibi olan Yüce Allah’ın
Rezzâk ismine saygısızlıktır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bugün yeryüzünü kuşatan en büyük
afetlerden birisi israftır. Bir yanda açlığın,
yoksulluğun ve sefaletin pençesinde kıvranan
milyonlarca insan varken, saçıp savurmak,
ihtiyaç olmadan harcamak, eskimeden atmak
hayati bir hatadır. Mazlum insanlar ekmek ve su
gibi en temel ihtiyaçlarından bile mahrum bir
şekilde hayat mücadelesi verirken, artan bir tek
lokmayı bile çöpe atmak insafa sığmaz.
Kıymetli Müslümanlar!
İsraf, sadece mal ve eşya ile sınırlı değildir.
İnsan için en büyük israf, ne için yaratıldığını ve
varlığını hangi uğurda kullanması gerektiğini
unutarak ömrünü heba etmektir. Kendisine
verilen akıl nimetini iman ve hikmetle
buluşturamamaktır. Bedenini, gücünü, iradesini
iyilik ve hakikat yolunda kullanmayıp beyhude
meşgalelerle heba etmektir. Sahip olduğu bilgi
ve tecrübeyi, bilim ve teknolojiyi insanlığın
faydasına değil ifsadına kullanmaktır.


Kardeşlerim!

Bugün insanı daha fazla kazanıp daha çok
tüketmeye teşvik eden, ne kadar harcarsa o kadar
değerli olacağını iddia eden bir zihniyet
yaygınlaşıyor. Özenti ve gösterişe dayalı
hayatlar, lüks ve israfa yönelik harcamalar öne
çıkarılıyor. Böylece ömrünü üretim yerine
tüketime adayan insanlık, aslında manevi
değerlerini ve yaşama amacını tüketiyor.
Hâlbuki hayat kitabımız Kur’an, insanın
yeryüzüne imar ve ıslah için geldiğini, dünya ve
ahiret hayatı adına orta yolu, iktisadı ve dengeyi
asla kaybetmemesi gerektiğini vurgular. Yüce
Rabbimiz müminleri anlatırken şöyle
buyurmaktadır: “Onlar, harcama yaptıklarında
ne israf ederler, ne de cimri davranırlar. Bu
ikisi arasında bir yol tutarlar.”2
Peygamberimiz (s.a.s) de “İsrafa kaçmadan ve
kibre kapılmadan yiyiniz, içiniz, giyininiz ve
sadaka veriniz.”3 öğüdüyle tüketim ahlakına
sahip olmamız gerektiğini dile getirir.

Muhterem Müslümanlar!

Geliniz Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği
bütün nimetlerin değerini bilelim. Hiçbir nimeti
ölçüsüzce israf etmeyelim. Vaktimizi boşa
geçirmeyelim. Yememizde, içmemizde, giyim
kuşamımızda ve harcamalarımızda ihtiyaç
fazlasından kaçınalım. Doğal kaynaklarımızı,
tabiat varlıklarımızı koruyalım. Allah’ın verdiği
her nimetin bir gün hesabının sorulacağını
bilelim. Nimetler karşısında şımarıp lükse
dalmadan ve duyarsızca israfa girmeden infak
ahlakını kuşanalım. Rabbimizin hayata ve
kâinata koyduğu dengeyi gözetelim. Bu denge
ihlal edildiğinde hayatın bereketinin kaçtığını,
toplumun huzurunu kaybettiğini, insanın
kendisine ve gelecek nesillere zarar verdiğini
unutmayalım. Nimetlerin sınırlı, nefsin istek ve
arzularının ise sınırsız olduğunu aklımızdan
çıkarmayalım.

Kardeşlerim!

Önümüzdeki Pazarı Pazartesiye bağlayan
gece, Yüce Kitabımız Kur’an’ın nazil olmaya
başladığı mübarek Kadir gecesini idrak edeceğiz
inşallah. Bin aydan daha hayırlı olan bu geceyi
bir fırsat olarak değerlendirelim. Günahlarımıza
tövbe ederek hayatımızı gözden geçirelim,
muhasebemizi yeniden yapalım. Bu vesileyle
Kadir gecenizi şimdiden tebrik ediyor ülkemiz,
milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara
vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

1
İbn Mâce, Tahâret, 48.
2 Furkân, 25/67.
3 Buhârî, Libâs, 1; Nesâî, Zekât, 66.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
05.07.2018
  #22
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





ALLAH’IN RIZASINA ULAŞTIRAN SALİH
AMELLER

Aziz Müminler!
Resûlullah Efendimiz (s.a.s), bir gün ashâbıyla
sohbet ederken “Bugün hanginiz oruç tuttu?” diye
sordu. Hz. Ebu Bekir “Ben” diye cevap verdi. Ardından
Peygamberimiz tek tek şu soruları sıraladı: Bugün
hanginiz bir kardeşinizin cenazesine katıldı? Bugün
hanginiz bir fakirin karnını doyurdu? Bugün hanginiz
bir hasta ziyaretinde bulundu?”
Bu soruların her birine Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a.)
“Ben” diyerek olumlu cevap vermişti. Bunun üzerine
Peygamber Efendimiz ashabı nezdinde bizlere şu müjdeyi
verdi: “Bu güzel davranışlar kimde bulunursa, o
mutlaka cennete girer.”1

Değerli Müslümanlar!
Yaratılış sebebimiz; her şeyden önce Cenab-ı
Hakkı layıkıyla tanımak, O’na yürekten bağlanmak,
O’nun emir ve yasaklarına uygun davranmaktır.
Varlığımızın gayesi imanı ve salih ameli, iyiliği ve güzel
ahlakı hayata hâkim kılmaktır. Bunun yolu ise Kur’an ve
sünnete samimiyetle uymaktan geçer. Zira Kur’an ve
sünnet hayat yolculuğumuzun en sağlam, en güvenilir, en
esaslı rehberleridir. Bu yolculuğun sonunda rızasını
kazanan kullarına Rabbimizin bir lütfu ve mükâfatı olan
cennet vardır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Bizi cennete götürecek hidayet yolunun ilk
adımında iman vardır. Allah’ın varlığına ve birliğine
iman edenler cennete ulaşacaktır. İman esaslarına
gönülden bağlı kalanlar ebedi nimetlere kavuşacaktır.
Bize düşen son nefesimize kadar imanımıza sadakat
göstermek ve Rabbimize verdiğimiz kulluk sözüne sahip
çıkmaktır. İmanımızı söz ve davranışlarımıza yansıtmak
ve güzel amellerimizle diri tutmaktır. Nitekim Yüce
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya;
işte onlar yaratılanların en hayırlısıdır. Rableri
katında onların mükâfatı, altından ırmaklar akan,
içinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah
onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı
olmuşlardır. İşte bu mükafat Rabbine derin saygı
duyanlara mahsustur.”

Kardeşlerim!
Cennete giden yolun ikinci adımı ise salih
amellerdir. Bize Rabbimizin rızasını kazandırmasını ümit
ettiğimiz salih amellerin, yani iyi ve güzel davranışların,
doğru ve anlamlı adımların sınırı yoktur. Kul olma
bilinciyle söylenen her hayırlı söz, insan olma şerefine
layık her güzel eylem, Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayan
her iyi niyet birer salih ameldir. Yeter ki samimiyet elden
bırakılmasın. Yeter ki Allah rızası başka bir gayeye,
beklentiye kurban edilmesin.
Kıymetli Kardeşlerim!
İbadetlerimizin her biri birer salih ameldir. Ancak
cennete götürecek olan ibadet aynı zamanda bize güzel
vasıflar kazandıran ibadettir. Namazımız bizi günah ve
çirkin işlerden alıkoymalıdır. Orucumuz dilimizi kem
sözlerden, elimizi, zihnimizi ve gönlümüzü kötülüklerden
korumalıdır. Haccımız, teslimiyetimizi ve ümmet
bilincimizi pekiştirmelidir. Zekâtımız, infakımız,
kurbanımız dünya nimetlerinin esiri olmamak gerektiğini
bize hatırlatmalıdır.
Aziz Müminler!
İmanı kemale eriştiren ve mümini cennete ulaştıran
en etkili yol ise güzel ahlaktır. Mümin, anne-babasına,
eşine, evladına, komşu ve akrabalarına, can taşıyan her
bir varlığa şefkat ve merhamet gösterir. Eliyle, diliyle hiç
kimseye zarar vermez. Çevresine güven telkin eder.
Rabbimizin emrettiği şekilde dosdoğru olur; istikametten
asla ayrılmaz. Zarar göreceğini bilse dahi yalan söylemez.
Ahde vefa gösterir. Boş ve faydasız işlerle ömrünü israf
etmez. Cennet yolunun yolcusu, hayatının her anında, her
işinde sadece Allah’ın rızasını gözetir.
Kardeşlerim!
Bu Cuma vakti, kurtuluşa ermeyi, cennet ehli
olmayı niyaz ederken her birimiz kendimizi hesaba
çekelim. Şu soruları samimiyetle kendimize soralım:
Rabbimizin emaneti olan ömrümüzü hangi yolda
tüketiyoruz? Acaba yürüdüğümüz yol bizi cennete mi
götürecektir? Yoksa cennetten mi uzaklaştıracaktır?
Yaşantımızla bizi cennete götürecek bir köprü mü
kuruyoruz? Yoksa cennetle aramıza duvarlar mı
örüyoruz? Söz ve davranışlarımız, birer samimiyet eseri
mi? Yoksa yapıp ettiklerimizi riya ve gösterişle heba mı
ediyoruz?
Değerli Müminler!
Hutbemi Sevgili Peygamberimiz’in şu hadis-i
şerifiyle bitiriyorum:
“Siz bana altı şey hususunda garanti verin, ben
de size cennetin garantisini vereyim: Konuştuğunuzda
doğru söyleyin. Söz verdiğinizde sözünüzü tutun. Size
bir şey emanet edildiğinde ona riayet edin. İffet ve
haysiyetinizi koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının.
Elinizi kötülüklere uzatmayın.”3

1 Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 12.
2 Beyyine, 98/7-8.
3
İbn Hanbel, V, 323.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
19.07.2018
  #23
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





DÜĞÜN ÂDÂBI
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicretinin
ikinci yılında sevgili kızı Fâtıma’yla, amcasının oğlu
Hz. Ali’yi evlendirmişti. Hz. Fâtıma’nın çeyizi, bir
parça kadife, bir su tulumu ve içi güzel kokulu ızhır
otuyla doldurulmuş bir yastıktan ibaretti. Hz.
Fâtıma’nın mehri ve çeyizi gibi, düğün yemeği de
gayet sade ve mütevaziydi. Buna rağmen o gün
Peygamber kızının düğününe şahit olanlar, “Biz,
Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün
görmedik.” demişlerdi.1
Muhterem Müslümanlar!
Evlilik, Allah’ın emri, Peygamberimizin
sünnetidir. Dünyada da ahirette de huzura, mutluluğa,
berekete ve cennete ulaştıran kıymetli bir başlangıçtır.
Resûl-i Ekrem’in ifadesiyle evlilik, “dinin yarısını
korumaya” vesiledir.2
Evliliğin ilk adımı olan düğünlerimiz ise,
sevdiklerimizin şahitliği ve güzel dilekleri eşliğinde
gerçekleşen merasimlerdir. Düğünle yeni bir ailenin
kurulduğu ilan edilir; iki ömür bir yuvada birleşir.
Geleceğe dair umutlar güçlenir; sevinçler paylaşılır.
Sağlıklı ve hayırlı nesiller ihsan etmesi, ülfet,
muhabbet ve merhamet lütfetmesi için Allah’a dua
edilir.
Aziz Kardeşlerim!
Her haliyle ümmetine örnek olan Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s), yeni evlenenlere “Allah senin
için bu düğünü mübarek eylesin.”
3 diye dua etmiş,
neşe ve mutluluk içinde yapılan düğünlerde meşru
eğlenceye izin vermiştir. Ancak düğünlerin
gösterişten uzak, sade, samimi ve mutedil bir şekilde
yapılması onun sünnetidir. Zira müminler için hayatın
en önemli ölçülerinden biri aşırılıktan sakınmaktır.
Kullukta, sevinçte, öfkede, üzüntüde, eğlencede
daima dengeli olmaktır.
Değerli Müminler!
Kur’an-ı Kerim, aile kurma konusunda
müminlerin birbirine destek olmasını isterken,
Peygamberimiz de evlenmeye niyet edenlere Allah’ın
yardımcı olacağını müjdelemiştir. İslâm’da esas olan,
evliliği kolaylaştırmaktır. Nitekim “En bereketli
nikâh, külfeti en az olanıdır.”4
şeklindeki nebevi ilkeyi unutmak, çoğu zaman maddi ve manevi
zararlara neden olmaktadır. Her aşamada gereğinden
fazla yapılan düğün harcamaları, günümüzde de
aileleri sıkıntıya sokmaktadır. Evlenmek isteyen
gençler, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması
sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak
durmaktadır. Düğünden sonra uzun süre borç ödemek,
ailenin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla
geçirmesine sebep olmaktadır. Halbuki sadelikte
asalet, tevazuda hikmet vardır.
Muhterem Müminler!
Allah Resulü (s.a.s.), yeni evlenen bir sahabiye
“Bir koyunla dahi olsa düğün yemeği ver.”
5
şeklinde tavsiyede bulunmuştur. Ancak asıl maksadı
dostlarımızı buluşturmak ve gönül almak olan düğün
yemekleri, israf sofralarına, riya, gösteriş ve şatafata
dönüşmemelidir. Nitekim düğün davetlerinde zenginfakir
ayrımı yapılmamasını emreden Peygamberimiz,
zenginlerin davet edilip fakirlerin unutulduğu düğün
yemeğini “en kötü yemek” olarak nitelendirmiştir.6
Kıymetli Müslümanlar!
Mümin olarak bizlere yakışan, nikâh, nişan,
sünnet ve düğün merasimlerinde İslam’ın çizdiği
meşruiyet dairesinde hareket etmektir. Eğlenirken
ölçülü ve dengeli olmak, İslam’ın ilkelerinden ödün
vermemektir. Yüce Rabbimizin “Ey iman edenler!
Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri siz
kendinize haram kılmayın ve Allah’ın koyduğu
sınırları da aşmayın. Zira Allah haddi aşanları
sevmez.”7
ayetine gönülden uymaktır.
Mümin, ‘çocukların mutluluğu’ bahanesine
sığınarak haramlar konusunda gevşeklik göstermez.
Mutluluğu ararken aklı uyuşturan alkole, neşeyi hüzne
çeviren silaha, mahremiyet sınırlarını ihlale tevessül
etmez. Eğlenirken kimsenin hakkına girmez,
çevresine rahatsızlık vermez. Allah’ın her an
kendisini görüp gözettiğinin farkında olarak yaşar.
O’na şükreder ve O’nun rızasına uygun davranır.
Kardeşlerim!
Sıklıkla düğün yaptığımız, yavrularımızı
evlendirdiğimiz bu aylarda mutluluğumuza gölge
düşürecek davranışlardan kaçınalım. Maddi tutkulara
kapılmadan, zevk ve sefahate dalmadan, lüks ve
israfın esiri olmadan düğün yapmaya dikkat edelim.
Hayatın oyun ve eğlenceden ibaret olmadığını
hatırlayalım. “Kendileriyle huzur bulmamız için
bizlere eşler yaratan, aramızda sevgi ve rahmet bağları
var eden”
8 Allah’a şükretmek için düğünlerimizi birer
vesile kılalım.

1
İbn Mâce, Nikâh, 24.
2 Beyhaki, Şuabü’l-İman IV, 382.
3 Müslim, Nikâh, 79.
4
İbn Hanbel, VI, 83.
5Buhârî, Nikâh, 69.
6 Buhârî, Nikâh,73.
7 Maide, 5/87.
8 Rum, 30/21.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
26.07.2018
  #24
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır



Bu Haftanın 27.07.2018 Hutbesinin konusu

İMAN-AMEL İLİŞKİSİ

Aziz Müminler!

Resûlullah (s.a.s) bir gün bineğiyle giderken arkasında oturan Muâz b. Cebel’e “Yâ Muâz!” diye seslendi. Muâz, “Buyur yâ Resûlallah! Emret!” diyerek cevap verdi. Peygamberimiz tekrar, “Yâ Muâz!” diye seslendi. Muâz yine “Buyur yâ Resûlallah! Emret!” dedi. Bu durum üç defa tekrarlandı. Daha sonra Allah Resûlü şöyle buyurdu: “Kim kalbiyle tasdik ederek Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehâdet ederse Allah ona cehennemi haram kılar.” 1 Değerli Müslümanlar! Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği nimetlerin en başında iman gelmektedir. İman, Allah’ın varlığına ve birliğine, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kaderin Allah’tan olduğuna gönülden inanmaktır. Rahmet Peygamberinin bize tebliğ ettiği tüm hakikatleri kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmektir. Allah’a sadakat ve teslimiyetle bağlanmaktır.

Muhterem Müminler!

Her insan fıtrat üzere doğar. Fıtrat, insanın imana ve iyiliğe meyilli bir yaratılış özüne sahip olması demektir. Fıtratına uygun olarak imanı, İslam’ı ve ihsanı seçenler tükenmez nimetlere nail olur. Allah (c.c), kendisine hakkıyla inanan ve güvenen kullarıyla daima beraberdir. Onları kollayıp gözetir, yalnız bırakmaz, onlara yardım eder. İman, insanın hayatına anlam katar. Ona dünyada yaratılış gayesine uygun bir yaşama bilinci aşılar. Davranışlarını şekillendirir, fikir ve kararlarına yön verir. Zorluklar karşısında insanı kuvvetli, dayanıklı ve sabırlı kılar. Yalnızlığı, güçsüzlüğü ve ümitsizliği ortadan kaldırır. Nimetin kıymetini bilmeye ve şükrünü eda etmeye vesile olur.

Kıymetli Müminler!

Allah’a iman etmek, Peygamberimizin sünnetini hayatımızın her alanında yaşanılır kılmayı gerektirir. Mümini, “elinden ve dilinden emin olunan kimse”2 olarak tarif eden Allah Resûlü (s.a.s.); ahde vefa göstermek, emanete riayet etmek, misafire ikramda bulunmak, konuştuğunda hayır söylemek gibi nice güzel hasleti imanın bir tezahürü olarak zikretmiştir. “Ey Allah’ın Resûlü, bana İslam hakkında öyle bir şey söyle ki, senden başka kimseye bu hususta soru sormama gerek kalmasın” diyen bir sahabiye “Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol” 3 cevabını vermiştir. Kardeşlerim! İmanımızı diri tutan salih ameldir; kemale erdiren ise güzel ahlaktır. Rabbimiz, iman edip rızasına uygun şekilde iyi, doğru ve güzel işler yapanları şöyle müjdelemektedir: “Erkek ya da kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeliyle vereceğiz.”4 Sevgili Peygamberimiz de “Müminlerin iman bakımından en olgun olanları ahlakı en güzel olanlarıdır.” 5 buyurarak iman ile ahlak arasındaki bağın vazgeçilemez olduğuna işaret etmiştir.

Aziz Müminler!

İman ve salih amel bizi ahirette Rahmân’ın rahmetine ulaştıracak en kıymetli sermayemizdir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Rabbimiz Allah’tır deyip de istikamet üzere yaşayanlar, işte onların üzerine melekler şu müjdeyle inerler: Korkmayın, kederlenmeyin, size vaad olunan cennetle sevinin!”6 İmanını salih amel ve güzel ahlakla hayatına yansıtan her mümin Cenâb-ı Hakkın bu müjdesinin muhatabıdır. Yeter ki kul, canı gönülden Rabbine yönelsin ve her durumda لُ َّو ۪كي ْ ُ َّونِ ْع َّم ال ه O. yeter bize Allahَّ “ح ْسبُنَّا ا ّٰلل ne güzel vekildir!” 7 desin. Aziz Müminler! İman bir bütündür. İman esaslarından birini bile kabul etmemek inançsızlık anlamına gelir. Bu ise büyük bir felakettir. Çünkü inançsızlık kişiyi yaratılış gayesinden uzaklaştırarak anlamsız bir hayata sürükler. Yüce idealler uğruna fedakârlık yapma duygusunu zedeler. Eşi ve ortağı olmayan bir kudrete, o kudretin gönderdiği rehbere, vadettiği hakikate, sonsuz bir yaşamın varlığına inanmayan huzuru ve mutluluğu yakalayamaz. Ahiret gününde ise Allah’ın rahmet ve inayetinden mahrum olur.

Kardeşlerim!

İmanımızın kıymetini bilelim. Öyle bir imana sahip olalım ki ruhumuzu yüceltsin, kulluğumuzu pekiştirsin, ahlakımızı güzelleştirsin, hevâ ve hevesimizin esiri olmaktan bizi korusun. Bu günümüzü olduğu kadar geleceğimizi de inşa etsin. Dünyamızı olduğu kadar ahiretimizi de mamur etsin. Hutbemi Sevgili Peygamberimizin şu niyazıyla bitiriyorum: “Allah’ım! Bize imanı sevdir, kalplerimizi imanla süsle! Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı sevdirme, kerih göster! Bizi doğru yolda olanlardan eyle!”8

1 Buhâri, İlim, 49. 2 Nesâî, İman, 8. 3 Müslim, İman, 62. 4 Nahl, 16/97. 5 Tirmizî, Radâ, 11. 6 Fussilet, 41/30. 7 Al-i İmran, 3/173. 8 İbn Hanbel, III, 424.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
26.07.2018
  #25
Hazal
 
Hazal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 18.05.2013
Üye No: 789
Yaş: 20
Mesajlar: 1.474
Aldığı Beğeni: 650
Rep Puanı: 1652
Etiketle: @Hazal
Online / Ofline :
Hazal isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Allah razı olsun hepinizden




  Alıntı ile Cevapla
02.08.2018
  #26
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





CAMİ VE CEMAAT ADABI

Muhterem Müminler!

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s.)’in dünyadaki son günüydü. O
sabah, hastalığından dolayı mescide gidememişti.
Evinin mescide bakan penceresini araladı ve sabah
namazı kılan ashabını bir müddet seyretti. Ashâb-ı
kirâmın, saf tutarak Hz. Ebû Bekir’in imametinde
cemaatle huşû içerisinde namaz kıldıklarını görünce
çok sevindi, tebessüm etti ve Rabbine şükretti.
1

Muhterem Müslümanlar!

Huzur ve güven vadederek bizleri toplayan
cami, İslam’ın sembolü, birliğimizin ve dirliğimizin
nişanesidir. Peygamber Efendimizin ifadesiyle
camiler, “Allah katında en makbul mekânlardır.”2
Ezanlarıyla insanlığı kurtuluşa çağıran, mihrabıyla
küfre ve cehalete savaş açan, minber ve kürsüsüyle
ilim ve hikmetin basamaklarında yücelten, omuz
omuza saf tutan müminlerin kardeşliğini ve ümmet
olma bilincini pekiştiren mukaddes bir yapıdır cami.
Cemaat ise; ibadet amacıyla Allah’ın
huzurunda bir araya gelip namaz kılan Müminlerin
ortak adıdır. Cemaat; medeniyetimizde yer etmiş,
dinî bir kavramdır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki,
tüm dini değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar
eden bir örgüt, cemaat kavramını da çarpıtarak ve
ayrışmaya yol açacak şekilde kendine mal etmeye
çalışmış, tevhit ve vahdetin sembolü olan bu
kavramı, fitne ve fesatla, ayrılık ve ihanetle beraber
anılır hale getirmiştir. Hâlbuki geleneğimizde cemaat
olmak, tevhit bilinciyle kaynaşmak, vahdete ermek
demektir. Birlikte dirliği elde etmektir. Bu yönüyle
cemaat kelimesi kadın-erkek, yaşlı-genç, zenginfakir,
engelli-engelsiz toplumun her kesiminden, her
yaştan ve her sınıftan Müslümanı içinde barındırır.

Değerli Müminler!

Camide bulunmanın ve cami cemaati olmanın
bazı kuralları ve adabı vardır. Mümin, gönül
dünyasını durulaştırmak için camiye giderken Allah
Teâlâ’nın “Ey Âdemoğulları! Her mescide
gidişinizde güzel ve temiz elbiselerinizi giyinin
…”3
ayeti gereğince beden temizliğine dikkat eder,
güzelce abdestini alır. Kılık kıyafetinin hem temiz
hem de namazın şartlarından olan setr-i avrete uygun
olmasına özen gösterir. Camide cemaatle kılınan
namazın yirmi yedi kat daha faziletli olduğunu haber
veren4 Allah Resûlü’nün müjdesine nail olmak
isteyen Müslüman, nahoş kokan yiyecekler yiyip
camiye gelmenin sünnete aykırı olduğunu bilir.
5
Güzel kokular sürünür. Hiçbir kardeşine rahatsızlık
vermez, onların huşu içinde namaz kılmalarını
engelleyen hal ve davranışlardan kaçınır. Kulluk
görevini ifa ederken kul hakkına girmemeye özen
gösterir. Sevgili Peygamberimizin cemaate yönelik
şu uyarısını asla unutmaz. “Dikkat edin! Hepiniz
Rabbinize münâcât ediyorsunuz. Birbirinizi
rahatsız etmeyin!...”

6

Kıymetli Müslümanlar!

Vaaz ve hutbeler, birer eğitim yuvası olan
camilerin insanlığı imana, irfana, ahlaka davet eden
sesleridir. Caminin ve cemaat olmanın adabı olduğu
gibi hutbe dinlemenin de bir adabı vardır. Hutbe
okunurken huşu içinde hatibi dinlemek dini bir
gerekliliktir. Yanındakiyle konuşmak, başka şeylerle
ilgilenmek, cep telefonuyla meşgul olmak hutbenin
özünden uzaklaşmaya, mesajını kaçırmaya ve
sevabından mahrum kalmaya sebep olur. Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s), bir müminin hutbe esnasında
göstermesi gereken duyarlılığı şöyle ifade etmiştir:
“Cuma günü imam hutbe okurken konuşan
arkadaşına: ‘Sus!’ desen bile hatalı bir iş yapmış
olursun.”
7

Aziz Kardeşlerim!

Namazlarımızı cemaatle eda etmeye gayret
göstererek camilerimizi canlı tutalım. Resul-i Ekrem
Efendimiz ile aydınlanan asr-ı saâdette olduğu gibi,
bugün de ailece camide olalım, çocuklarımızı camiye
alıştıralım. Yaramazlıklarını bahane ederek onları
camiden uzaklaştırmak yerine, caminin ve cemaat
olmanın değerini anlatalım, adabını öğretelim.
Kadın-erkek bütün Müslümanlar, gönülden bağlı
olduğumuz camilerimize hürmette kusur etmeyelim.
Vaaz ediliyor veya Kur’an-ı Kerim okunuyor ise can
kulağıyla dinleyelim. Cuma namazının geçerlilik
şartlarından biri olan hutbenin, namazın bir parçası
olduğunu unutmayalım. İlgi ve alakamızı sadece
hatibe ve hutbeye verelim. Sözün en güzelini
dinleyip ona uyanlardan olalım. Her daim Allah’ın
huzurunda ve ibadet halinde olduğumuzun idrakiyle
yaşayalım.

1 Buhârî, Ezân, 46, Müslim, Salât, 98.
2 Müslim, Mesâcid, 288.
3 Araf, 7/31.
4 Müslim, Mesâcid 51.
5 Buhârî, İ’tisâm, 24.
6 Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 25.
7 Buhârî, Cum’a, 36.
  Alıntı ile Cevapla
02.08.2018
  #27
Nurhanım
 
Nurhanım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 14.03.2013
Üye No: 450
Yaş: 56
Mesajlar: 8.120
Aldığı Beğeni: 998
Rep Puanı: 409
Etiketle: @Nurhanım
Online / Ofline :
Nurhanım isimli Üye şuanda  online konumundadır



Allah razı olsun hepinizden



[/
  Alıntı ile Cevapla
17.08.2018
  #28
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





SADAKA-İ CÂRİYE

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki sadaka veren
erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel
bir borç verenler var ya, verdikleri onlara kat kat
ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da
vardır.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
“Kıyamet günü müminin gölgeliği, onun verdiği
sadakadır.”2

Aziz Kardeşlerim!

Sahip olduğumuz bütün nimetler, Allah’ın
bizlere ikramıdır. Rabbimizin emanetidir. Bu
nimetler, hepimiz için aynı zamanda birer imtihan
vesilesidir. Rabbimizin bizler için var ettiği nimeti
O’nun rızası doğrultusunda kullanmak mümin
olmanın3
ve takva bilincini kuşanmanın4
bir
gereğidir. İyiliğe ulaşmanın olmazsa olmaz şartıdır.
Nitekim Cenâb-ı Hak bu hususta şöyle
buyurmaktadır: “Sevdiğiniz şeylerden Allah
yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz. Ne
harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.”5

Kıymetli Müminler!


Sadaka-i câriye; ardından nesiller boyunca
istifade edilecek bir hayır bırakmaktır. Rabbimizin
lütfu olan mal ve serveti ibadete dönüştürmektir.
Bencilliği ve dünya hırsını bir kenara bırakarak
cömertliği ve ihsanı tercih etmektir. Sahip
olduklarımızı sadece kendimiz için harcayıp
tüketmek yerine toplumun faydası için de kullanma
erdemini göstermektir. Geçici dünya nimetlerini
ebedi hayatı kazanmak için bir vesile kılmaktır.
İyiliğimizin, infakımızın ve yardımlarımızın kalıcı
olmasını, sevaplarının sürekli hale gelmesini
sağlamaktır. Bu yönüyle aslında sadaka-i câriye,
bugün olduğu kadar gelecekte de kendimize iyilik
etmektir.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle
buyurmaktadır: “Hayır olarak ne harcarsanız,
kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah'ın rızasını
kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız hiç hakkınız yenmeden karşılığı size
tastamam ödenir.”
6 O halde geleceği inşa eden her
türlü iyilik hareketi, bu dünyaya olduğu kadar ahirete
de yatırım yapmak anlamına gelir.

Aziz Kardeşlerim!

Sadaka-i câriye, zaman ve mekânla sınırlı
olmaksızın hayır işleme gayretidir. Sadaka-i câriye,
öldükten sonra bile amel defterini kapatmama
arzusudur. Allah Resûlü (s.a.s) bu durumu şöyle dile
getirmiştir: “İnsan ölünce üç şey dışında ameli
kesilir. Sadaka-i câriye yani faydası kesintisiz
devam eden hayır, kendisinden faydalanılan ilim
ve kendisine dua eden hayırlı evlat.”7

Kardeşlerim!

İslam medeniyeti asırlardır hayır ve hasenatın,
iyilik ve ihsanın öncülüğünü yapmıştır. Ecdadımızın
sadaka-i câriye niyetiyle inşa ettiği nice cami, çeşme,
hastane, kütüphane, köprü ve okul bugün bizim
hayatımızda iyiliği yaşatmaya devam etmektedir.
Allah’a hamdolsun ki milletimiz bir yandan ecdat
yadigârını korumanın diğer yandan da yarınlara
kalıcı eserler bırakmanın idraki içindedir. Sadakati,
samimiyeti, mutedil ve ferasetli bir harcamayı temsil
eden sadaka-i câriye hususunda, insanımız daima
duyarlı davranmıştır. Bu aziz milletin fedakâr ve
cömert eli, sadece ülkemizde değil, dünyanın dört bir
köşesinde iyilik dağıtmaktadır. İslam’ın şiarı olan
ezanların yeryüzüne dalga dalga yayıldığı, ümmetin
aynı kubbe altında, aynı safta omuz omuza namaza
durduğu binlerce cami, milletimizin gayretiyle inşa
edilmiştir. Sadakanın ve infakın bereketine gönülden
inanan milletimiz, ne zaman dara düşse, bu
camilerden yükselen dualarla desteklenmiştir.

Kıymetli Müslümanlar!

Birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi
pekiştiren camilerimiz, iyi günde olduğu kadar zor
zamanda da bizleri buluşturan, yüreğimize iman,
şehrimize eman dağıtan mübarek mekânlardır. Tarihi
boyunca Allah’ın mescitlerini imar etmeyi şeref
bilen milletimiz için camisiz, ezansız, vatansız ve
bayraksız kalmamak en büyük niyazdır. Bugün de
sizlerin, yurt içinde ve yurtdışında yapımı devam
eden camilerimizi yardımsız bırakmayacağınıza olan
inancımız tamdır. Umudumuz Peygamber
Efendimizin müjdesine nail olmaktır: “Kim Allah
rızası için bir mescit yapar veya yaptırırsa Allah
da onun için cennette benzeri bir ev yapacaktır.”
8

1 Hadîd, 57/18.
2
İbn Hanbel, IV, 233.
3 Bakara, 2/3.
4 Âl-i İmran, 3/134.
5 Âl-i İmran, 3/92.
6 Bakara, 2/272.
7 Müslim, Vasiyye, 14.
8 Müslim, Zühd ve rekâik, 44.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
23.08.2018
  #29
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





GAYRET MÜMİNLERDEN, ZAFER
ALLAH’TANDIR


Muhterem Müminler!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: “Allah’a ve Resûlüne itaat
edin, birbirinize düşmeyin, sonra gevşersiniz ve
gücünüz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah
sabredenlerle beraberdir.”
1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber
Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Elinizle,
dilinizle ve malınızla cihad edin.”

2
Kıymetli Müslümanlar!

Vatan, insanın huzur ve güven içinde
yaşadığı, hür olmanın şerefini taşıdığı topraktır.
Aynı cesaretle tarih yazanların, aynı değerler
uğruna baş koyanların, aynı ideallerle geleceği
inşa edenlerin yurdudur. İzzetini ve istikbalini
korumak için şehadet şerbeti içenlerin, gazi olup
varlığından geçenlerin emanetidir vatan.
Ecdadımız, Allah’a olan imanları ve vatana
olan sevdaları ile bu mukaddes toprakları asırlarca
korumuş, zulme ve zalime karşı kahramanca
mücadele etmiştir. Yegâne emeli, mabedinin
göğsüne namahrem eli değdirmemek olan bu aziz
millet, haysiyet ve onuruna hiçbir zaman halel
getirmemiştir. Tarih boyunca nice Ağustos ayına
damgasını vuran Malazgirt, Otlukbeli, Çaldıran,
Mercidâbık, Mohaç, Sakarya ve Büyük Taarruz
zaferleri buna şahittir.
Bu kutlu zaferler göstermiştir ki, gayret
müminlerden, zafer Allah’tandır. O’nun rızasını
kazanmak ve yeryüzünde iyiliği hâkim kılmak için
çarpan yürekler asla esaret altına alınamaz. Hakka
tapan milletimizin birlik ve beraberliğine göz
dikenler, rezil ve zelil olmaya mahkûmdur.
Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak sönmeden
bu bayrak inmeyecek, bu ezanlar dinmeyecektir.

Muhterem Müslümanlar!

Bugün de ülkemizi baskı altına alma ve İslam
coğrafyasını kuşatma girişimleri karşısında zafer
bilinci kuşanmamız gerekmektedir. Zafer bilinci, zorluklar karşısında sabır ve sebat göstermektir.
Kökü derinlerde olan ulu bir çınara benzeyen bu
toplumu içten içe kemiren çekişmeleri,
tartışmaları, ihtirasları bir kenara bırakmaktır.
Kardeşliğimizi sarsmak ve muhabbetimizi bozmak
isteyenlere karşı uyanık olmaktır.
Aziz milletimiz, dün en ağır şartlara rağmen
yedi düveli dize getirdiği gibi, bugün de feraseti ve
Allah’ın inayetiyle hainlere geçit vermeyecektir.
Dün 15 Temmuz işgal girişimine göğsünü siper
ettiği gibi, bugün de ekonomik ve teknolojik her
türlü saldırıya korkusuzca karşı koymasını
bilecektir. Nihayetinde hak ile bâtıl arasındaki
savaşın adı, zamanı, zemini ve şartları değişmiş
olsa da değişmeyen tek bir gerçek vardır ki, o da;


“Ey iman edenler! Eğer siz Allah'ın
dinine yardım ederseniz O da size yardım eder,
ayaklarınızı kaydırmaz.”

3
ilâhî fermanıdır.

Aziz Kardeşlerim!


Milletimizin bekası uğruna, Allah’a olan
sadakatimizi, teslimiyetimizi ve tevekkülümüzü
pekiştirelim. Yüce Rabbimizin,



“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye
kapılmayın. Eğer inanmışsanız şüphesiz en
üstün olan sizsiniz.”
4
ayetine gönülden
bağlanalım. Maddi varlığımıza, manevi
değerlerimize, el emeğimize, ürünümüze,
yavrularımızın yarınlarına sahip çıkalım. Tutumlu
olmaya, sade ve mutedil harcamaya, israftan uzak
durmaya her zamankinden fazla özen gösterelim.

Kardeşlerim!

Tarih şahittir ki Cenab-ı Hak, dinini ve
vatanını muhafaza etmeyi en ulvi görev bilen aziz
milletimizi yardımsız bırakmayacaktır. Her kim
mazlumun, mağdurun, mültecinin ve muhacirin
yanındaysa, Allah’ın rahmet ve inayeti de onun
yanında olacaktır.
Ey bu toprakları asırlardır Müslüman yurdu
kılan, bu milleti şehadet ve gazilikle defalarca
onurlandıran, şüheda evladı eyleyen Rabbimiz!
Bizlere zafer bilinci kuşanmayı, maddi ve manevi
her anlamda kenetlenmeyi, zorlukların üstesinden
gelmeyi ve kardeşler olarak bu topraklarda
ilelebed yaşamayı nasip eyle! AMİN.

1 Enfâl, 8/46.
2 Nesâî, Cihâd, 48.
3 Muhammed, 47/7.
4 Âl-i İmrân, 3/139.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

  Alıntı ile Cevapla
30.08.2018
  #30
RasyoneL

Her Şeyden Biraz Kalır
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 06.02.2017
Üye No: 8539
Yaş: 31
Mesajlar: 3.789
Aldığı Beğeni: 3817
Rep Puanı: 2185
Etiketle: @RasyoneL
Online / Ofline :
RasyoneL isimli Üye şuanda  online konumundadır





ÇALIŞMAK, HAYATIMIZA BEREKET
GETİRİR


Aziz Kardeşlerim!

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: “İnsan için ancak çalıştığı
vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride
görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı
kendisine tastamam verilecektir.”
1

Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem
(s.a.s) şöyle buyuruyor: “Hiç kimse kendi el
emeğinin karşılığından daha hayırlısını
yememiştir.”

2

Değerli Müminler!

Rezzâk olan Rabbimiz, yediğimiz her
lokmayı, içtiğimiz her yudumu, havayı, ekmeği,
suyu bizlere lütfedendir. O, sonsuz ikram sahibidir.
Bizler, “Yâ Rezzâk!” dediğimiz zaman bilir ve
inanırız ki, Allah ruhumuzun da bedenimizin de
gıdasını verendir ve O, rızkımıza kefildir. Mümin
olarak bize düşen, rızık elde etmek için helâl
yollarla çalışmak, temiz ve nezih olan kazancın
peşinde koşmaktır. Sevgili Peygamberimiz bu
hususu şöyle dile getirmiştir: “Hiç kimse Allah’ın
kendisine takdir ettiğini elde etmeden
ölmeyecektir. Öyleyse Allah’ın emirlerine karşı
gelmekten sakının ve rızkınızı güzel yoldan
isteyin. Helâl olanı alın, haramdan kaçının.”3


Kardeşlerim!

İnsanlığa rehber olarak gelen peygamberler de
terzilik, marangozluk, çiftçilik, ticaret gibi çeşitli
mesleklerle meşgul olmuşlar, kimseye yük olmadan
kendileri ve aileleri için helâl rızık temin
etmişlerdir. Alın teri ve göz nuruyla çalışmak, helâl
kazanç endişesi gütmek, helâlinden üretip helâl
yolda harcamak peygamberlerin sünnetidir.

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de tüm
insanlığa şu çağrıyı yapar:



“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl
ve temiz olanlarından yiyin...”4


Muhterem Müslümanlar!

Çalışmak, hayatımıza huzur ve bereket getirir.
Allah’ın verdiği aklı, bedeni ve yüreği kullanarak,
O’nun razı olacağı işlerde çalışmak, kul için
şereftir. Mümin, sürekli kendini yenilemeli, “iki
günü eşitse zararda olduğunu” bilmelidir.
Dinimiz, tembelliği, sorumsuzluğu,
çalışmadan kazanmayı hedefleyen her türlü
sahtekârlık girişimini yasaklar. Toplumun ahlâkî
değerlerini hiçe sayarak güven ve huzurunu bozan
rüşvet, tefecilik, stokçuluk, karaborsacılık ve
alışverişte hile gibi haksız kazanç yollarına
kesinlikle izin vermez. Nitekim Peygamber
Efendimiz (s.a.s.), “Sizden birinizin urganını alıp
dağa giderek bir bağ odun getirip satması ve
böylece Allah’ın onun itibarını koruması, bir şey
verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden
dilenmesinden daha hayırlıdır.”5

buyurmuştur.

Kıymetli Kardeşlerim!

Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın sana
verdiğinden ahiret yurdunu ara, dünyadan da
nasibini unutma…”
6

buyrulur. Müslüman, bu
ilâhî uyarıya dikkat ederek dünya için ahiretini feda
etmemeli, ahiret için de dünyasını terk etmemelidir.
Çalışma hayatında dürüstlük, adalet, hakkaniyet
gibi erdemleri yaşatmalı, maişetini temin etmek
için çabalarken kulluk şuurundan da
uzaklaşmamalıdır.
Hutbemi, müminleri tarif eden şu ayet-i
kerime ile bitiriyorum: “Onlar, ne ticaret, ne de
alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz
kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı
insanlardır. Onlar, gözlerin ve gönüllerin
dehşetle sarsılacağı bir günden korkarlar.”7


1 Necm, 53/39-41.
2 Buhâri, Büyû, 15.
3
İbn Mâce, Ticâret, 2.
4 Bakara, 2/168.
5 Buhâri, Zekât, 50.
6 Kasas, 28/77.
7 Nûr, 24/37.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
2018, cuma, diyanet, geneli, hutbeleri, hutbesi, mart, namazı, türkiye, yayımlandı


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:17.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.