SevgiForum.NET  



Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > İslami Bilgiler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 1 hafta önce
SAHRA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 10.09.2013
Üye No: 1639
Mesajlar: 9.413
Aldığı Beğeni : 8964
Karizma Puanı: 9281
Etiketle: @SAHRA
SAHRA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
SAHRA
Co Admine
Standart Kınanmaktan Korkmayanlar
 
BİNBİR DAMLA

YUSUF YAVUZ


Kınanmaktan Korkmayanlar

Şeyhlerden biri (Ebu Tahir Haremî) bir gün eşeğe binmişti. Merkebin yuları müritlerinden birinin elindeydi. Böyle pazarda ilerlerken adamın biri: "Bu şeyh zındıktır!" diye bağırdı.

Bu sözü işiten mürit üzüldü ve şeyhin dervişi olmanın gayreti ve şevki ile böyle bağıran adama taş atmaya teşebbüs etti. Derken, pazardaki herkes ne oluyor diye telaşa kapıldı. Ebu Tahir Haremî Hazretleri sıkıntıda kalan müridinin kulağına eğilerek dedi ki:

- Eğer sesini keser ve susarsan sana öyle bir şey anlatacağım ki bu sıkıntı ve üzüntüden kurtulacaksın.

Bunun üzerine mürit kendini toparladı, şeyhi ile birlikte tekkeye döndü. Şeyh bir sandığı açtı, içindeki dürülü mektupların hepsini müridinin önüne koydu ve ona dedi ki:

- Bak, herkes bana bir mektup gönderir ve her biri bana bir ünvan, bir lakapla hitap eder. Kimi şeyh ve imam lakabını, kimi yalnızca şeyh ünvanını, biri zahit şeyh payesini, bir diğeri Haremeynin şeyhi veya buna benzer ünvanları layık görür. Ben bütün bunlardan hiçbiri değilim.

Mektup yazanlardan her biri kendi inancına göre bir söz söylemiş, bana bir lakap vermiştir. Eğer o biçare de kendi inancına göre konuşmuş ve bana bir lakap takmışsa, bunda kavga çıkarmayı gerektirecek ne var ki?

........ . .

Bayezid Bistamî Hazretleri (ö.234/848) hakkında şöyle bir menkıbe vardır: Bir sene Hicaza gidince Bayezid geldidiye ilan edilmiş. Bunun üzerine bütün halk onu karşılamaya gitmiş, izzet ve ikram ile şehre getirmişler.

Bayezid Hazretleri bu karşılamanın meşguliyetine dalınca fikri ve hâli dağıldı. Hâl değişikliğinden kurtulmak için heybesinden bir ekmek çıkardı, yemeye başladı.


Bir Ramazan günüydü. Bunu gören halk derhal kendisinden uzaklaştı. (Halbuki seferî kimsenin oruç bozup kaza etme ruhsatı vardır.) Bunun üzerine Bayezid Hazretleri, sohbetinde bulunan yakın müritlerine dedi ki:

- Görüyor musunuz, (görünüşte) şerî bir meseleyi terkedince beni de nasıl terkettiler?


Hucvirî (terc.) Süleyman Uludağ, Keşful-Mahcub (İst. 1982), s.146-47

Beddua Yerine Dua

Zünnun Mısrî Hazretleri (ö.245/860) vefat edene kadar hiçbir Mısırlı onun hâlinin güzelliğini anlayamamıştı. Dünyadan göçüp gittiği gece yetmiş kişi rüyada gördükleri Peygamber Aleyhisselamın:Hak dostu Zünnun gelmek üzere, onu karşılamaya geldim.dediğini duymuşlardı.

Vefat ettiği vakit alnında şöyle bir ibarenin yazılı olduğu görülmüştü:Bu Allahın sevgili kuludur, Allah sevgisinde ölmüştür.Cenazesini omuzlarda taşırken semadaki kuşlar toplanmışlar ve üzerinde gölge yapmışlardı. İşte o zaman bütün Mısırlılar şaşkına dönmüşler, daha önce ona karşı işledikleri eza ve cefaya tevbe etmişlerdi.

Bir gün Zünnun Hazretleri Nil nehrinde gezinti yapmak için dostları ile gemiye binmişti. Bu sırada başka bir gemi gezisini tamamlayıp geri dönmekte idi. İçinde eğlenen, oynayan ve yakışıksız işler yapan bir grup vardı. Bu manzara müritlerin gücüne gitmişti. Dediler ki:

- Ey şeyh, dua buyur da Allah Tealâ bunların tümünü batırsın, böylece onların uğursuzluğundan insanlar korunmuş olsun.

Bunun üzerine Zünnun Hazretleri ayağa kalktı ve ellerini kaldırarak şöyle dua etti:

- Ey büyük Allahım! Şu topluluğa dünyada hoş bir hayat ihsan ettiğin gibi, öbür dünyada da onlara hoş bir hayat lutfeyle!

Müritler onun bu sözlerine şaşırdılar. Gemi yaklaşıp içindekilerin gözleri Zünnun Hazretlerine ilişince başlarını eğdiler, çalgı aletlerini kırıp attılar. Tevbe ederek Allaha yöneldiler. O zaman Zünnun Mısrî Hazretleri çevresindeki müritlerine şöyle dedi:

- O dünyadaki hoş hayat, bu dünyadaki tevbe ile olur. Asıl maksadın gerçekleştiğini görmüyor musunuz? Hiç kimseye zarar gelmeden muradınıza nail olmadınız mı?

Bu hadise o zatın üstün şefkat ve merhametini gösteriyordu. Rasulullah aleyhissalâtü vesselam da kâfirlerin eza ve cefasına karşı şöyle demişti:

- Allahım, kavmimi hidayete erdir ve bağışla. Çünkü onlar bilmiyorlar.


Keşful-Mahcub, s.198-99


data-full-width-responsive="false">


Sitemkar

Sitemkarsın dokunma söze, söz incinir
Bülbülün figanı gülşenini dağlar
Ahuzar eyleme hüzün tarlasının mahsulü toplanmaz
Bir dokunup bin yara açma
Sızısı derindir, acının neşteri olmaz
Ayrılık düşmüşse yazgıya çekip gitmek gerek gönül durağından
Bir nefes düştü düşlerin soğuk kuytusuna
Kan dondu, cana vedanın son sitemkar selamı olsun

SAHRA













Alıntı ile Cevapla
1 hafta önce
  #2
SAHRA
Co Admine
 
SAHRA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 10.09.2013
Üye No: 1639
Mesajlar: 9.413
Aldığı Beğeni: 8964
Rep Puanı: 9281
Etiketle: @SAHRA
Online / Ofline :
SAHRA isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Cüneyd Bağdadî ve İblis

Serî es-Sakatî Hazretleri (ö.251/865) hayatta iken, başta gelen müridi Cüneyd Bağdadî Hazretlerine (ö.297/909) halka vaaz ve nasihatta bulunması teklif edilmiş, fakat o Mürşidimin bulunduğu yerde ben konuşamam!diyerek bu teklifi geri çevirmişti. Bir gece rüyasında Rasulullah Aleyhisselamı gördü. Allah Rasulü ona şöyle diyordu:

- Ey Cüneyd, halka söz söyle. Zira senin sözün halkın kalbine rahatlık ve ferah verir. Allah Tealâ senin sözünü insanların kurtuluşuna bir sebep kılmıştır.

Cüneyd Bağdadî uyanınca gönlünden geçti ki, Benim derecem üstadım Serîninkini geçmiştir. Zira bana doğrudan Rasulullah Efendimizden davet ve irşat emri geldi.Sabah olunca Serî Hazretleri, Cüneyd Hazretlerine bir müridini göndererek ona şu haberi iletti:

- Müritler rica ettiler, onlara nasihat etmedin. Bağdat şeyhlerinin aracılığını da geri çevirdin. Bu konuda ben de bir pusula gönderdiğim halde yine konuşmadın. Şimdi emir Peygamber Aleyhisselamdan geldi. Artık O'nun fermanına kulak ver!

Cüneyd Bağdadî Hazretleri diyor ki:Bu hadise üzerine anladım ki, üstadım Serînin derecesi benim derecemden üstündür. Zira o benim sırlarıma aşina bulunmaktadır. Ben ise onun hallerinden habersizim.

Cüneyd Hazretlerinden nakledilmiştir: Bir zamanlar İblis aleyhillâneyi görmek istemiştim. Bir gün bir ihtiyar suretinde yanıma geldi. Onu görünce içimi sıkıntı kapladı.Koca herif, sen kimsin ki sıkıntıdan sana bakamıyorum? dedim. Görmeyi arzu ettiğin kimseyim.dedi.

Ey lânetli, Ademe secde etmene engel olan neydi? dedim.Ya Cüneyd, Allahtan başkasına secde etmemi nasıl düşünebilirsin!demesin mi? Bu söz beni hayrete düşürmüştü ki, içime (Allahtan) şöyle bir nida geldi:Söyle ona: Yalan söylüyorsun. Sen iyi bir kul olsaydın, Allahın (secde) emrinin dışına çıkmazdın.İblis içimden ses veren bu nidayı duydu.Ey Cüneyd, vallahi yaktın beni!diyerek bir çığlık attı ve gözden kayboldu.

Keşful-Mahcub, s.230-31



Sitemkar

Sitemkarsın dokunma söze, söz incinir
Bülbülün figanı gülşenini dağlar
Ahuzar eyleme hüzün tarlasının mahsulü toplanmaz
Bir dokunup bin yara açma
Sızısı derindir, acının neşteri olmaz
Ayrılık düşmüşse yazgıya çekip gitmek gerek gönül durağından
Bir nefes düştü düşlerin soğuk kuytusuna
Kan dondu, cana vedanın son sitemkar selamı olsun

SAHRA











  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:02.



Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.