SevgiForum.NET  



Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > Ashab-ı Kiram > Hanım Sahabiler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 25.06.2015
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 14.000
Aldığı Beğeni : 866
Karizma Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
KardelenGüL

Standart Ümmü Seleme (ra)
 

Babası, Mahzum kabilesinin beğenilen kişilerinden ve Arab’ların. sayılı cömertlerinden birisidir. Öyle ki ona «yolcu doyuran» denilirdi. Çünkü yolcular onun evine gittiklerinde veya onunla yola çıktıklarında, yanlarına yol azığı almazlardı. Kocası ise, Abdullah İbnu Abdilesed’dir. ve İslâm’a giren ilk on kişiden birisidir. Çünkü ondan önce, sadece Ebubekir ve sayıları iki elin parmaklarına ulaşmayan bir kaç kişi müslüman olmuştu. Kendi ismine gelince; Hind’dir, Fakat Ümmü Seleme lâkabını aldıktan sonra, bu lâkap Hind’den daha çok tutunmuştur. Kocası da kendiside ilk müslümanlardandı. Nübüvvetin ilk günlerinde halkın keşmekeş olduğu zamanlarda, Hakkın nerede olduğunu anlayıp İslam halkasına girmişti.

İlk önce halasının oğlu Hz.Ebu Seleme İbn-i Abdul Esedile evlenmişti. Ümmü Seleme kocasıyla birlikte müslüman olmuştur. O da kadınlardan İslâm’a ilk girenlerdendi. Ümmü Seleme ve kocasının İslâm’a girdikleri haberi yayılır yayılmaz, Kureyş allak bullak oldu. Onlara dağların taşların bile dayanamayıp yerinden oynayacağı derecede işkence yapmaya başladılar. Ama ikisi de hiç gevşeklik göstermediler ve inançlarından vazgeçmediler. Onlara yapılan işkence ve eziyet artınca. Rasûlüllah (s.a.v.) ashabının Habeşistan’a hicret etmelerine izin verdi. Yine onlar Hicret edenlerin en ön sıralarında idiler.

Ümmü Seleme ve kocası gurbet diyarına gittiler. Bütün bunların karşılığını Allah’tan bekleyip, onun hoşnutluğu için bunu az bile görerek, evlerini, şan ve şereflerini, köklü soylarını Mekke’de bırakıp gittiler. Ümmü Seleme ve kocası, Habeşistan kralı Necâşiden himaye görmelerine rağmen, vahiy yatağı Mekke özlemi ve hidâyet kaynağı;,Rasûlüllah [s.a.vj hasreti, onların ciğerlerini parçalıyordu.

Bir müddet sonra, Habeşistan’daki muhacirlere; Mekke’de müslü-manlann sayısının arttığı, Hamza İbnu Abdilmuttalip’le Ömer İbnu’l-Hattab’ın İslâm’a girmelerinin onları kuvvetlendirip kureyş’in eziyetine biraz engel olduğuna dair arka arkaya haberler geldi…

Hasret ve özlem içinde olan bir grup Mekke’ye dönmeye karâr verdi,

Ümmü Seleme ve kocası, yine ilk önce dönenler arasındaydı. Fakat Habeşistan’dan dönenler, kendilerine ulaşan haberlerin abartılmış olduğunu, hz. Hamza’yla hz Ömer’in müslüman oluşundan sonra, müslümanların yaptığı hareketin, Kureyş’in daha büyük bir saldırısıyla karşılık gördüğünü anlamakta gecikmediler. Müşrikler, müslümanlara işkence etme ve onları korkutmada her yolu denediler. Önceden görmedikleri işkence ve eziyetleri de, onlara tattırdılar.

Nihayet, Rasûlüllah (s.a.v.), ashabının Medine’ye hicret etmesine izin verdi. Ümmü Seleme ve kocası dinlerini kurtarmak ve Kureyş’in eziyetinden kurtulmak için, muhacirlerin ilki olmaya niyet ettiler.

Fakat Ümmü Seleme ve kocasının hicreti zannettikleri kadar kolay olmadı. Onların hicreti çok zor ve acı oldu. Geride, yanında her trajedinin hafif kaldığı bir trajedi bıraktı.

Medinye geldikten sonraki yaşadıklarını Kendi dilinden aktarıyoruz : “Ebu Seleme ile Medineye gelmeğe karar verdik. Bir devemiz vardı. Bu deveye çocuğumuz Seleme ile birlikte binmiştik. Ebu seleme de devenin yularını tutmuş yürüyordu. Benu Mugayre mıntıkasına geldik. Bunlar benim baba tarafımdan aşiretim idiler. Ebu selemeye eziyete etmeğe başladılar ve

- “Bizim kızımızı sen neden böyle fena bir durumda bulundurursun?” dediler. Yuları Ebu Selemenin elinden aldılar ve beni kendileri ile alıp götürdüler. O ara, Ebu Seleme’nin aşireti Benu Abdül-Esed halkı da çıka geldi. Onlar da oğlum Seleme’yi aldılar ve Beni Mugayrelilere şöyle dediler:

- “Madem ki siz kendi kızınızı kocasından ayırıp almak istersiniz, biz de kendi çocuğumuzu elbette ki sizin yanınızda bırakmayız.” İşte bu şekilde ailemiz dağıldı. Üçümüzden her birimiz bir tarafda, birbirimizden ayrıldık. Beni çekişmeler esnasında hırpaladılar, fenalık geçirdim. Hicret hükmü verilmiş olduğundan, Ebu Seleme Medine’nin yolunu tutup yola devam etti. Çünkü Ebu Seleme ne kendi aşiretine ne de beni m aşiretime söz anlatamamıştı. Yapayalnız Medine’ye vardı. Ben de kendi aşiretime geldim. Sabahleyin evden çıkar, bir toprak yığınının üzerine oturur akşama kadar ağlardım. Bir sene böyle geçti. Bir gün bu perişan halimi gören biri bana bir şeyler olmasından korkarak aşiretin ileri gelenlerini toplayarak:

- “Siz ne biçim insanlarsınız? Bu zavallı kadından ne istersiniz? Niçin bunu çocuğundan ve kocasından ayırırsınız? Niçin bunları birbirine kavuşturmazsınız?”

Adamcağız bunları öyle içtenlikle söylüyordu ki, herkes tesir altına kaldı. Bana acıdılar ve kocamın yanına gitmeme müsaade ettiler. Beyimin aşireti de, bunun üzerine çocuğumu getirip teslim ettiler. Bana bir deve bir havdec temin ettiler. Oğlumla yapayalnız yola koyulduk. Ne yapacağımı şaşırmıştım. İşte o sırada Osman İbn-i Talha çıka geldi. Nereye gitmek istediğimi sorup, neden yalnız başıma kaldığımı öğrenmek istedi. Ben de kimsem olmadığını ve başımdan geçenleri anlattım. Bana yardım etti. Konakladığımız zaman çeker gider uzakta bir ağacın altında istirahat ederdi. Medine yakınlarında Kaba mevkine geldiğinde Ebu Seleme’yi bulup beni teslim ederek, kendisi Mekke’ye döndü. “

Hz.Ümm-i Seleme, Osman Ibn-i Talha’nın bu iyiliğini her zaman hatırlar ve bu hususta hep şöyle derdi. “Ben Osman Ibn-i Talha’dan daha yüksek seciyeli ve iyiliksever bir insan görmedim”

Uzun bir ayrılıktan sonra, birbirlerinden ayrı düşenler bir araya geldiler. Ümmü Seleme kocasına kavuştuğu için çok sevindi. Ebû Se*leme de karısının ve çocuğunun gelişine çok sevindi… Sonra olaylar, göz açıp kapar gibi hızla geçmeye başlar..

İşte Bedîr Savaşı. Ebû Seleme de bu savaşa katılıyor ve diğer Müslümanlarla birlikte, kesin ve açık bir zafer kazanmış olarak dö*nüyor.

İşte Uhud Savaşı! Ebû Seleme ona da katılıyor. Kahramanca dö*vüş çıkarıyor. Fakat savaştan büyük bir yara alarak dönüyor. Onu te*davi ederler ve yara iyileşmişe benzer. Aslında yara için için devam etmektedir. Bir müddet sonra, yara açılıp ve Ebû Seleme’yi yatağa düşürür

Ebû Seleme, yarasını tedavi etmekte olan karısına şöyle der:

«— Ümmü Seleme! Rasûlüllah’ın (s.a.v.) şöyle dediğini duydum :

«— Bir müslümanm başına bir felâket geldiğinde, o müsiüman felâket anında, «İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn» âyetini okur ve :

«—Allah’ım bu felâket sebebiyle beni mükâfatlandır.

Allah’ım, felâketin elimden aldığından daha hayırlısını ver» diye duâ ederse Allah onun dileğini yerine getirir».

Ebû Seleme, günlerce hasta yatağında kaldı. Bir sabah, Rasûlüllah (s.a.v.) onu ziyaret etmek için yanına geldi. Ziyaretini bitirip, daha evin kapısından çıkmadan. Ebû Seleme hayata veda etti.

Rasûlüllah {s.a.v.) mübarek elleriyle, sahabesinîn gözlerini yumdu. Gözünü semâya dikip şeyle dedi :

«Allah’ım! Ebû Seleme’yi bağışla. Onu kendine yakın, gözde kul*larından eyle.

Onun çoluk çocuğunu sen gözetle.

Bizi ve onu bağışla, ey âlemlerin Rabbi onu kabrinde rahat ve nur içinde kıl».

Ümmü Seleme ise, kendisine, Ebû Seleme’nin Rasûlüllah’tan

(s.a.v.) rivayet ettiği hadîsi hatırlatıp :

«— Allah’ım Başıma gelen bu felâket sebebiyle beni mükâfat*landır…»

Fakat onun gönlü :

«— Allah’ım! Bana bu felâketin, elimden aldığından daha hayıısını ver» demeye razı olmadı. Çünkü o, kendi kendisine sorup du*ruyordu :

«— Kim Ebû Seleme’den daha hayırlı olabilirdi». Fakat çok geçmedi, duayı tamamladı…

Sonra Resulullah s.a.v., Ebu Seleme’nin cenazesinin başı ucuna geldiler ve cenazenin hazırlanması ile bizzat meşgul oldular. Cenaze namazını kıldırdılar ve namazda “dokuz tekbir” aldılar. Halk, neden böyle yaptıklarını sorunca, buyurdular ki: “Bu zat bin tekbire müstehaktır”

Muhacirler ve Ensar’ın hepsi Ümmü Seleme’nin üzerlerindeki hakkını anladılar. İddeti bittiğinde, Ebubekir onunla evlenmek için gel*di. Ümmü Seleme onun isteğini kabul etmedi…

Daha sonra, Hz. Ömer İbnu’l-Hattab geldi. Hz. Ebubekir gibi onu da reddetti..

Rasûlüllah (s.a.v.) da geldi. Ümmü Seleme ona şöyle dedi :

«— Ey Allah’ın Rasûlü! (s.a.v.) Benim üç özelliğim var:

Ben çok kıskanç bir kadınım. Senin hoşuna gitmeyecek bîrşey yaparım da, bu yüzden Allah’ın beni cezalandırmasından korkarım. Ayrıca, ben yaşı hayli ileri bir kadınım.Bir de çocuklarım var…»

Rasûlüllah (s.a.v.) da şöyle cevap verdi :

«— İleri sürdüğün kıskançlığı, senden gidermesi için Allah’a dua edeceğim.

Söylediğin yaş mes’elesine gelince; benim de yaşım ilerledi. Senin çocukların ise, benim de çocuklarım demektir».

Böylece, Rasûlüllah (s.a.v.) Ümmü Seleme ile evlendi. Allah Üm*mü Seleme’nin duasını kabul edip, ona Ebû Seleme’den daha hayırlısı*nı vermişti. O günden itibaren, Mahzumlu Hind, yalnız Seleme’nin annesi ola*rak kalmadı. Bütün mü’minlerin annesi oldu.

Hz.Ummu Seleme, Resulullah ile evlendiği ilk gün bile kendi eli ile yemek pişirmişti. Aynı gün kadın sahabilerden Hz.Zeynep Bint-i Huzeyme vefat eylemişti. Evlenir evlenmez onun evine gidip, yokladıktan sonra derhal işe girişip, hemen bir tencere alır, bir parça yağ eritir, daha önce öğütüp hazırlamış olduğu unu ve tatlıyı karıştırıp, gayet nefis ve lezzetli bir yemek hazırlar ve bu yemeği yerler.

Hüdeybiye anlaşması sırasında, Zatı saadetleri, halka hitap ederek: “Burada kurbanlarınız kesin, dönelim” dedikleri zaman, zahirde, anlaşma şartları müslümanların aleyhine görünüyordu. bunun için müslümanların çoğu üzüldüler. Resulullah, üç kere hükmü Nebeviyi tekrarladılarsa da kimse yanaşmadı. Bunun üzerine çadırlarına teşrif buyurdular ve meseleyi Hz.Ummu Seleme’ye açtılar. Dirayetli hatun şöyle arz etti:

- “Hiç kimseye hiç bir şey buyurmayın, kurbanınızı kesip ihramdan çıkın ve saçınızı kesin”

Fahr-i Kainat efendimiz de Hz.Ummu selemenin söylediğini dikkate aldılar ve öyle hareket ettiler. Ashab da Efendimizin böyle yaptığını görünce, aynısını yaptılar. Haccetu-l Veda’da Hz.Ummu Seleme rahatsız olmakla beraber, yine dini farizayı ihmal etmedi. Efendimiz sav in maiyeti saadetlerine katıldı. Yürüyemiyordu. Tavaf hakkında efendimize sordu, o da

- Ey Ummu Seleme, sabah namazından sonra, sen devene bin de deve ile tavaf eyle.” Buyurdu

Hz Peygamberin son hastalıklarında, hastalık uzun sürüp de, Hz.Ayşe’nin odasına teşrif ettiklerinde, Hz.Ummu Seleme sık sık ziyarete gelirlerdi. Bir ara Resulullah’ın durumu ağırlaşır ve Hz.Ummu Seleme kendini tutamaz ve aniden feryada başlar. Fahri Kainat mani olurlar ve buyururlar:

“Böyle yapman müslümanca bir iş değildir. Böyle yapmayacaksın”.

Hz.Ummu Seleme (r.a), hayatını zuhd ü ibadetle geçirmiş bir hatundur. Dünya’nın aldatıcı şeylerine teveccüh etmezdi. Bir ara bir gerdanlık takmıştı. Efendimiz a .s.vesselamın hoşlanmadığını görünce hemen çıkardı ve bir daha takmadı. Her ayın ilk pazartesi, perşem be ve cuma günleri oruçlu olurdu. İlk kocasından olan yanında getirdiği çocuklarına karşı son derce müşfikdi. Defalarca Zatı Saadetlerine sormuştu:”Bunlara gösterdiğim şefkat karşılığı ben ne kadar sevap elde edeceğim?” Buyurdular:”Evet sevap elde edeceksin, hem de çok”.

Çok eli açıktı. Başkalarını da cömertliğe davet ederdi.

Kendisinden rivayet edilmiş birçok hadis kitaplarda mevcuttur. Hadis dinletmek ve öğretmek hususunda çok meraklıydı.

Hz.Ummu Seleme (r.a), Resululllah s.a.v’ın en son vefat eden hanımıdır. Vefat ettiği zaman 84 yaşındaydı. Hicretin 63. yılı idi. Cenaze namazını Ebu Hureyre (r.a) kıldırmıştı. Zamanın idareciside namazına iştirak ederdi ancak Hz.Ummu Seleme (r.a) valinin namazını kıldırmaması için vasiyet etmişti. Medine valisi o zaman Velid İbn-i Utbe idi.

Ümmetin annesi cümlemize şefaat eder, dileriz..
AKRA FM – Onlar Yıldızlar Gibi


Özlemle özlenmektesin. Sen, özlemlerin içinde en çok özlenensin. Özlenenlerin içinde en özelsin.



Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
seleme, Ümmü


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:14.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.