SevgiForum.NET  



Go Back   SevgiForum.NET > İSLAM > Ashab-ı Kiram > Hanım Sahabiler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler
29.08.2014
  #11
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



İslâmî kaynaklarda belirtildiği üzere ashâbm büyükleri feraize (Allah’ın kesin emirlerine, farzlara) dair meselelerde Hz. Aişe’ye danışmışlardır. Tâbiin devrinde, yani sahabîlerle görüşmüş ve onlardan ders almış olan salih müslümanlann devrinde birçok hukukçu, yüksek seviyedeki hukuk bilgisinden faydalanmak üzere Hz. Aişe validemizle İlmî istişarelerde bulunmuştur.

O, halifeler döneminde pek çok önemli konuda fetva vermiştir. Sahabe tarafından müçtehitler arasında sayılmış, görüşlerine itibar edilmiştir. Kur’an ve sünnete aykırı olduğunu düşündüğü kararlara itiraz etmekten çekinmemiş ve itirazlarının nedenlerini ashâba delilleriyle açıklamıştır.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımı olmasının yanı sıra onun değerli bir öğrencisi de olan Hz. Aişe’nin, ilmi sahada çok ayrı bir yeri vardır. Fıkıh ilminde pek çok alimin hatasını düzeltmiş, birçok hadisin de mükemmel bir tarzda izahlannı yapmıştır.
Hz. Ömer radıyallâhu anh kadınlarla ilgili fıkhî meselelerde daima Hz. Aişe’nin görüşünü almıştır. Hayatının bütün aşamaları müslümanlar için örnek olan Hz. Peygamber’in, özellikle aile hayatının iyi biliniyor oluşunu Hz. Aişe’ye borçluyuz.

O, Hz. Peygamber’den en çok hadis rivayet eden sahabîler arasında yer almıştır. Diğer müslümanlann görmediği, bilmediği pek çok husus Hz. Aişe’nin rivayetleri sayesinde bilinmektedir. İdeal bir aile reisi olarak Resûlullah’m eşlerine, çocuklanna davranışlarını Hz. Aişe’den öğrenmekteyiz.
Arapçayı çok güzel kullanan Hz. Aişe, ayrıca açık ve yalın anlatım tarzı ve hitap ettiği kişiye en uygun tebliği yapması sayesinde, konuştuğu kişiler üzerinde etkili olmuş bir hatiptir. Halka hitaben yaptığı konuşmalar ve bazı mektuplan edebi kabiliyetini de gösteren örneklerdir.

Âlemlerin Fahri Peygamber Efendimiz, emrolunduğu her buyruğu hemen hayatına aksettiriyordu. Hz. Aişe onun bu özelliğini şu güzel benzetme ile anlatmıştır: “Peygamber yaşayan Kur’an’dı.” Bu tek cümle, onun geniş mânaları az kelime ile ifade etme yeteneğine en güzel örnektir ki bu, asırlardır ümmetin dilinde dolaşmaktadır.

Hz. Aişe en çok hadis rivayet eden yedi kişinin arasına girmiştir. Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra ashâb-ı kirâm bir hadis üzerinde ihtilafa düştüklerinde ona sorarlar, aldıklan cevap karşısında mutmain olurlardı. Sahabelere ve sahabe hanımlarına verdiği dersler meşhurdur. Tıp ilminde ileri bir seviyede olduğu da bilinir.

Ebû Musa el-Eş’ari diyor ki: “Biz, Resulûllah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbı olarak bir hadisi anlamakta güçlük çektiğimizde, onun anlamını Hz. Aişe radıyallâhu anhâ ya sorar ve ondan mutlaka bir cevap alırdık.”



Özlemle özlenmektesin. Sen, özlemlerin içinde en çok özlenensin. Özlenenlerin içinde en özelsin.

  Alıntı ile Cevapla
29.08.2014
  #12
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Dirayet ve zarafet timsali Hz. Aişe hakkında, İmam Zühri: “Bütün kadınlarla mü’minlerin anneleri olan Peygamber zevcelerinin bilgileri bir araya toplansa, Aişe’nin bilgisi onlardan daha üstün ve geniş gelirdi.” der.
Hz. Aişe’nin ablası Esma binti Ebû Bekir, Zübeyr b. Avvam ile evlenmiş ve Urve adında bir oğulları dünyaya gelmişti. Urve b. Zübeyr teyzesini ziyadesiyle sever, teyzesi de misli ile ona mukabele ederdi. Teyzesinin şaşılacak derecedeki bilgisi ve hemen her konudaki engin görüşü Urve b. Zübeyr’i hayrete düşürürdü. Bu ilim karşısında her gün yeni hayretlere düşen Urve bir gün dayanamayıp sordu:

“Valideciğim, ben senin fıkıhtaki bilgine şaşmam. Çünkü Resûlü Ekrem’in zevcesi, Ebû Bekir’in de kızıdır, derim. Ben senin şiirdeki ve Arap tarihindeki bilgine de şaşırmam. Çünkü halkın bu konularda en bilgilisi olan Ebû Bekir’in kızıdır, derim. Bunların hepsini anlıyorum da ben, senin tıptaki bilgine şaşıyorum. Bu bilgiyi sana verebilecek kimseyi de tanımıyorum. Tıp bilgisini nasıl elde ettin?”

Hz. Aişe yeğeninin hayretle açılan gözlerine gülümseyip kendisinden acilen bir cevap bekleyen meraklı bakışlan oyalamadan şu cevabı verdi:

“Ey kardeşimin oğlu Urvecik. Allah’ın Resûlü, ömürlerinin sonlarında sık sık hastalanır, kendisine Arap heyetleri gelir dururdu. Her biri bir şey tarif eder, ben de o tariflere göre otlardan ilaç yapardım da, Varlığın Nuru iyileşirlerdi. Böylece onlardan aldığım her tarifi öğrendim ve bu ilme vasıl oldum.”

Hz. Aişe validemizin evi, büyük-küçük birçok kimsenin huzuruna gelip kendisini dinlediği bir ilim merkezi olmuştur. Orada uzun konuşmalar yapar ve dersler verir, kendisine emanet edilen ilmi mümkün olduğunca halkın istifadesine sunardı. Bir soru üzerine şöyle buyurmuştur:

“Peygamber’in vefatından sonra bu ümmette meydana çıkan ilk bela, tokluktur. Doyunca, insanların bedenleri şişmanladı, kalpleri zayıfladı, dünya hırsları kabardı.”
Peygamber eşlerinin onun dar-ı bekaya irtihalinden sonra da hâllerini değiştirmediğini görürüz. Sevgili ve kıymeti çok yüce eşinin vefatından sonra Hz. Aişe de hâlini değiştirmemiştir.

Peygamberin sağlıığında nasıl ocakları bir gün yanar bir gün yanmaz, eve gelen tutul¬maz hemen dağıtılırsa onun yokluğunda da öyle yapıldı. Hatta bir gün, art arda gelen ihsanları evde hiç saklamadan ihtiyaç sahiplerine dağıtmıştı. Kim bilir kaç gündür aç olan yardımcısı:

“Ey Mü’minlerin annesi biraz da bize bıraksaydm ya!” deyiverdi. Ancak bundan sonra durumu anlayan Hz. Aişe:

“Hay Allah! Söyleseydin ya a kızcağız sana da bir parça bırakırdık.” dedi.

Dikkat edilirse, kendi açlığını ve ihtiyacını söz konusu bile etme-miştir. Mesele yardımcının ihtiyacı ve açlığıdır. Bu hâl üzere daha kim bilir kaç günler ve geceler bir hurma tanesine kanaat getirmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
29.08.2014
  #13
AsyA
Üye
 
AsyA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 17.12.2013
Üye No: 3972
Yaş: 31
Mesajlar: 3.652
Aldığı Beğeni: 22
Rep Puanı: 138
Etiketle: @AsyA
Online / Ofline :
AsyA isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Telefondan okumak çok zor. Bilgisayardan okurum inş.

Cennette tanismak duasiyla Allah razi olsun zühre
  Alıntı ile Cevapla
29.08.2014
  #14
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Alıntı: AsyA
Telefondan okumak çok zor. Bilgisayardan okurum inş.

Cennette tanismak duasiyla Allah razi olsun zühre
amin kardeşim Allah razı olsun...
kolay okunsun diye bölüm bölüm ekledim ama yinede telefondan okumak zor olur.İnşallah pc den okursunz
hem daha bitmedi biraz daha var
inşallah diğer hanımlarının hayatınıda eklemye çalışacağım
  Alıntı ile Cevapla
06.09.2014
  #15
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Ona sorulan ilgi çekici sorulardan biri şöyledir:

“Ey Validemiz, Allahu Teâl⠑Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Siz içinizde olanı açıklasanız da saklasanız da Allah onu bilir ve onunla sizi hesaba çeker. Sonra da ameline ve niyetine göre, dilediğinin günahını bağışlar, dilediğine azap eder’ buyuruyor. Öyleyse biz, içimizden geçenler için de hesaba mı çekileceğiz?”
Hz. Aişe şöyle cevapladı:
“Kulun içinden geçirdiği şerlerden, Allah’ın onu sorguya çekmesi, dünyada gama, hüzün ve eziyete müptela kılmasıdır. Bir mü’min hasta olduğu, bir musibete uğradığı, hatta cebine koyduğu bir şeyi unutup da onu telaşla aradığı zaman bile kendisine rahmet ve merhamet kapısı açılır. Cenabı Hak, âhirette insanın düşündüğü şeyden dolayı hesap sormaz.”

Dediler ki:
“Bazıları ‘Ölen kimse, yakmlannm kendisi için ağlamaları sebebiyle azap görür.’ hadisi gereğince ölülerin ardından ağlamanın günah olduğunu söylüyor, ne dersiniz?” Hz. Aişe:

“Yaptığınız yorum yanlıştır. Yanlış hatırlıyorsunuz. Olayın aslı şudur: Resûlullah bir gün yahudi kabrinin yanından geçiyordu, ölünün yakınları kabirdeki kişi için ağlıyorlardı. Bunun üzerine Resûlullah: ‘Bunlar ölülerine ağlıyorlar, oysa ölüye kabrinde azap olunuyor.’ buyurdu. Yoksa kendisine ağlandığı için ölüye azap ediliyor, demedi.” şeklinde cevap verdikten sonra “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” mealindeki En’am sûresi 164. ile İsrâ sûresi 15. âyetleri okumuştur.

Bir başkası dedi ki: “Kâbe’nin örtüsünü kaldırmamız icap etti. Kâbe’nin örtüsünü kaldırdıktan sonra pis ve kirli ellerle tutulmasın diye toprağa gömsek uygun olur mu?”
Mü’minlerin annesi cevap verdi:

“Bu davranışınız Kâbe örtüsünün zamanla mukaddes sayılmasına sebep olabilir. Uygun değildir. Kâbe’nin örtüsünü istediğiniz gibi kullanırsmız, isterseniz satar, onun parasını da fakire fukaraya verirsiniz. Bu daha uygundur.”

Bunlar onun içtihatlarından örneklerdir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra ashâbtan bazılarının vefat etmiş olması, birçoğunun da fetihler sebebiyle farklı bölgelere gitmiş olması sonucunda Medine’de çok az sahabî kalmıştı. Ancak Allah’ın izniyle Hz. Aişe’nin varlığı ve İslâm ahlâkını anlatmak için gösterdiği samimi çabası vesilesiyle “Peygamber Şehri Medine”, Peygamberimizin vefatından sonra da ilim merkezi olmaya devam etmiştir.
  Alıntı ile Cevapla
06.09.2014
  #16
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Kadmlann kendi aralannda ve kadın eğitimciler tarafından eğitilmesinin faydasını bilen Hz. Aişe, Peygamber Efendimiz’in zamanından başlamak üzere kadınların eğitim ve öğretimiyle çok yakından ilgilenmiştir. Böylece hem bizzat kendisi hem de yetiştirdiği öğrencileri İslâm dünyasında kadınların ilimle meşgul olmaları gerektiğini, hiçbir tereddüde meydan vermeyecek şekilde örnek olarak göstermişlerdir.

Onun mirasını sahiplenen müslüman kadınlar arasından alimlere hocalık yapacak kadar bilgili hanım alimler yetişmiş ve son yüzyıllara kadar bu hâl devam etmiştir. Bilinmez hangi saikle kadınlar ilimden el etek çektikleri vakitten beri çocuklar daha haylaz, erkekler dünyaya daha düşkün, toplumlar daha bozuk bir hâle gelmiştir. Vazifelerinin şuuruna Hz. Aişe’yi görerek yeniden erecek hanımlar bu gidişin dönüş yolu olacaktır.
Hz. Aişe’nin hayatının son dönemlerindeki en önemli olay, Cemel Vakası’dır.

Hz. Osman’ın karışıklık çıkaran entrikacı asiler tarafından şehit edilmesinden sonra halife olan Hz. Ali, katilleri bulmak ve kısas yapmak hususunda günün şartları gereği olarak sabırla hareket etmeyi uygun bulmuştu. Bu yumuşak davranıştan yüz bulan asiler taşkm- lıklannı artırarak fenalıklarına devam ettiler.
Durum böyle endişe verici bir hâl alınca ashâb-ı kirâmm büyükle¬rinden Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvam gibi bir kısım sahabe Mekke’ye giderek o sırada hac için orada bulunan ve “Hz. Osman’ın mazlum olarak öldürüldüğünü, Medine’de fesat ocağının bütün ufku karartacak şekilde tüttüğünü, mazlum ve şehit Osman’ın kanının heder olmaması gerektiğini, katillerin mutlaka cezaya çarptırılmaları ve şer’i hüküm ve kısas emirlerinin uygulanmasının icap ettiğini” söyle¬yen Hz. Aişe’yi ziyaret ettiler.

“Ey mü’minlerin annesi, içinde bulunduğumuz durumu biliyor-sun. Şu hâlde karışıklık devam edeceğe benziyor olaylara el koyma-mızın hepimizin hayrına olacağını düşünüyoruz. Lütfen bize yardımcı olunuz.” dediler.
  Alıntı ile Cevapla
06.09.2014
  #17
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır




Hz. Aişe olgunluk çağmdaydı ve o da temkinli olunması gerektiğini düşünüyordu.

“Acele etmeyin, sabırlı davranın. Askerlerinizi alıp tenha bir bölgeye çekilerek gerektiğinde Ali’ye yardıma koşmak üzere tetikte bekleyin.” diyerek fikrini bildirdi.
Talha b. Ubeydullah:
“Tamam dediğini yapacağız.” dedi. “Bu durumda Basra’ya gitmek uygun olacaktır. Ortalık düzelinceye ve halifeye kavuşuncaya kadar bizimle beraber bulun, bize destek ol, çünkü sen müslümanlarm annesi ve Resûlullah’m muhterem zevcesisin, herkes seni sayar.”
Hz. Aişe “Bunu müslümanlarm rahat etmesi, ümmetin birliğinin bozulmaması ve ashâb-ı kirâmm korunması için yapacağım.” diyerek, kararlara uydu.

Hz. Ali durumu haber almıştı. Ama bambaşka bir şekilde... Bu gidişi asiler, Hz. Ali’ye başka türlü anlattılar. Bu arada Hz. Ali’yi de zorlayarak onun Basra’ya gitmesini sağladılar. Niyetleri sahabeyi birbirine kırdırmak bundan da kendilerince bir kâr elde etmekti. Hz. Ali, Basra’ya gelince bir mektup yazdı, cevabı da gecikmeden geldi. Mektup söyleşisi şöyleydi:
“Ey mü’minlerin annesi değerli validemiz, hac farizasını bırakıp buraya kadar yorulduğunu öğrendim. Bunun sebebi nedir?”

El cevap: “Ya Ali, seni buraya getiren şeyin aynısı. Niyetim fitneyi önlemek ve sulhu sağlamaktan başka bir şey değildir. Halifeliğinin sulh içinde geçmesini dilerdim ancak, öncelikle katillerin yakalanma-sını hem ben isterim hem de benimle birlikte bulunan Zübeyr ve Talha gibi büyükler ister.”

Bu görüşü Hz. Ali de uygun bularak sevindi, zaten o da iki grubun arasını bulmak için elçiler salmıştı. Memnun olan her iki taraf üç gün sonra birleşmeyi kararlaştırdılar. Bu barış haberini ve memnunluğunu işiten münafıklar birleşmeye engel olmak için türlü düzenler kurdular. Hz. Ali’nin ordusunun ön saflarında bulunan İbni Sebe ve arkadaşları Hz. Aişe’nin ordusuna saldırdı. Karanlıkta neye uğradıklarını bilemeyen müslümanlar harp etmeye başladılar. Her iki taraf da karşısındakini suçluyordu. Hz. Aişe devesine binerek çarpışmaların başladığı yere gelmişti. Hz. Ali kendi tarafını savaşmaktan alıkoyuyor, Hz. Aişe kendi taraftarlarını teskin etmeye çalışıyordu. Ancak çatışmaya tutuşmuş müslümanları durdurmak mümkün değildi. Çok kişiler canından oldu, aralarında Talha b. Ubeydullah da vardı. Bunca kanın dökülmesine sebep olan münafıkların hedefi Hz. Aişe idi.

müslümanlar mü’minlerin annesini korumak için onun etrafını çevirmişlerdi. Hz. Aişe’nin devesini koruyanlardan biri yere düştükçe bir başkası onun yerini alıyor, o da aynı fedakârlık ve aynı kahramanlıkla dövüşüyordu. Hz. Aişe’nin önünde şehit düşenlerin sayısı yetmişe varmıştı. Saldırının şiddetinden devesi yıkılmış o da yere düşmüştü. Bu çarpışma anında bile Hz. Ali yanma gelerek hâlini sormuş ve çatışma bittikten sonra onu kardeşi Muhammed b. Ebû Bekir ile Medine’ye göndermişti.
  Alıntı ile Cevapla
06.09.2014
  #18
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Hz. Aişe, Basra’dan aynlırken kendisi ile Hz. Ali arasındaki mücadelenin yanlış anlaşılmadan ileri geldiğini söyledi. Hz. Ali de Resûl-i Ekrem’in muhterem haremine her türlü tazim ve hürmeti göstermenin bir görev olduğunu belirtti. Hz. Aişe, hicretin otuz altıncı yılı Recep ayında Medine’ye doğru hareket etti. İşte bu iki müslüman grup arasında meydana gelen çatışmaya Hz. Aişe’nin devesi etrafında şiddetli vuruşmalann olmasından ötürü Cemel vakası denir.

Peygamber Efendimiz, ashâbı hakkında küçük düşürücü sözler sarf etmeyi men ediyor, kim olursa olsun ve ne yaparsa yapsın. Bu sebeple o zamanlar, şu ya da bu sebeple çıkan anlaşmazlıklar için bugünden bakıldığında, ikisi de övülmüş taraflar hakkında “Fikir aynlığına düşmüşlerdi.” cümlesinden başka sarf edilecek bir başka cümle bulunamamalıdır. Dinimizi say ve gayretleri neticesinde öğrendiğimiz seçkin insanlara daha fazlasını borçluyuz ama en azından bu kadarlık bir vefa ödemesi yapmalıyız. Bugünden bakarak sarf edeceğimiz cümleler onların kıymetini düşürmediği gibi zaten varamadığımız iman ve iftihar derecelerinden baş aşağı yuvarlanmamıza sebep olacaktır.

Hz. Aişe’nin bu denli büyük bir orduya komuta etmesi ve ashâbm cennetle müjdelenmiş seçkinlerinin kendisine tâbi olması da dikkatten kaçmamalıdır. Çeşitli yönleriyle ele alınan bu savaşa bir de bu cepheden bakılması lüzumu vardır. Osmanlı mecellesinde hukuk düzeninde oldukça fazla yer tutan, hükümlerin çoğunun Hz. Aişe’ye ait olduğunu, “Kişi, suçu ispatlanmadıkça suçsuzdur.” diyen Aişe annemizin, günümüzde dahi kullanılan bu hukuk yargısını bilmeye ihtiyacımız olduğu kadar, orduyu komuta eden Aişe’yi de tanımaya ihtiyacımız var.

Bazıları onun için, Cemel Vakası’ndan hareketle Hz. Ali’yi sevmezdi diyorlar. Hâlbuki “Ali’yi sevmek imandandır.” hadis-i şerifini, Hz. Aişe nakletmiştir. Böylece onu sevdiğini ve herkesin de sevmesi lazım geldiğini bildirmiştir.
“Hz. Hasan’a kimden bir kötülük gelirse, karşısında beni bulacaktır.” diyerek Şam ahalisine mektup göndermiş “Hasan ve ailesine bir kötülüğünüz dokunursa Şam’ı başınıza yıkanım.” diye

Kaynak: Serpil Özcan- Hz. Havva'dan Hz. Zeyneb'e Kadınların İzinde
  Alıntı ile Cevapla
13.12.2014
  #19
Ayala
Üye
 
Ayala - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 23.10.2012
Üye No: 10
Mesajlar: 6.346
Aldığı Beğeni: 1031
Rep Puanı: 247
Etiketle: @Ayala
Online / Ofline :
Ayala isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ateşi hatırlayıp ağladım, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
"Niye ağlıyorsun?" diye sordu.
"Cehennemi hatırladım da onun için ağladım! Siz, Kıyamet günü, ailenizi hatırlayacak mısınız?" dedim.
"Üç yerde kimse kimseyi hatırlamaz: Mizan yanında; tartısı ağır mı geldi hafif mi öğreninceye kadar; Sahifelerin uçuştuğu zaman; kendi defteri nereye düşecek, öğreninceye kadar: Sağına mı soluna mı; yoksa arkasına mı? Sırat'ın yanında; cehennemin iki yakası ortasına kurulunca; bunu geçinceye kadar."
Ebu Davud, Sünen 28, (4755).



O An Geldiğinde Her Şey Yok Olduğunda Dönüş Yalnız Sana Olacakdır... AyalA
  Alıntı ile Cevapla
20.12.2014
  #20
KardelenGüL

 
KardelenGüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Profil Bilgileri
Kayıt Tarihi: 30.12.2012
Üye No: 64
Mesajlar: 13.916
Aldığı Beğeni: 931
Rep Puanı: 3237
Etiketle: @KardelenGüL
Online / Ofline :
KardelenGüL isimli Üye şimdilik offline konumundadır



Allah razı olsun @AyalA kardeşim
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
Âişe, allah’ın, ranha, sevgilisi, sevgilisinin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:21.


Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.