SevgiForum.NET

SevgiForum.NET (https://www.sevgiforum.net/index.php)
-   Hutbeler - Vaazlar (https://www.sevgiforum.net/forumdisplay.php?f=116)
-   -   Cuma Namazı Hutbeleri (https://www.sevgiforum.net/showthread.php?t=16879)

Kenshi 04.08.2017 23:02

Cuma Namazı Hutbeleri
 
Cuma Hutbesi - 4 Ağustos 2017



RAHMAN’A HAS KUL OLABİLMEK

Aziz Kardeşlerim!
Peygamberimiz (s.a.s) bir gün ashabıyla sohbet ederken müminin sahip olması gereken güzel hasletleri veciz bir benzetmeyle şöyle dile getirdi: “Mümin, bal arısına benzer. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”1

Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de mümin kullarından övgüyle söz eder. Onları gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, zihinlerin tahayyül edemediği ebedi nimetlerle müjdeler. Geliniz bugünkü hutbemizde Rahman’ın bu büyük müjdesine mazhar olan has kulların özelliklerine hep birlikte kulak verelim.

Kardeşlerim!
Rahman’ın has kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Asla kibirlenmezler, gururlanmazlar, üstünlük taslamazlar. Zira bilirler ki gerçek üstünlük, Allah’a karşı görev ve sorumluluk bilincine sahip olmaktan geçer. Gurura ve kibre kapılmak, insanlara üstünlük taslamak, kişiyi ancak Allah’ın rahmetinden, rızasından uzaklaştırır. Rahman’ın has kulları, dünya ve âhiretlerine faydası olmayan boş söz, tavır ve tutumlardan kaçınırlar. Cahillerin, kendini bilmezlerin sataşmasına aldırış etmezler. “Selam” diyerek geçip giderler. Zira bilirler ki haddi aşmak, küstahlık ve hoyratlık etmek, mümince bir tavır ve tutum değildir. Mümine yakışan, ölçülü ve saygılı davranmaktır; basiretli ve ferasetli olmaktır; itidalden ayrılmamaktır. Onun bu konudaki hayat ölçüsü, Peygamberimiz (s.a.s)’in şu uyarısıdır: “Mümin, insanları karalayan, lânet eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi olamaz.”2

Kıymetli Kardeşlerim!
Rahman’ın has kulları, Allah’a gönülden teslim olanlardır. Bu teslimiyetin en belirgin tezahürü, gecenin sessizliğinde huşuyla kapandıkları secdelerdir. Onların imanlarına olan sadakatlerinin ifadesi, seherin bereketinde Allah’a ihlas ve samimiyetle arz ettikleri dua ve istiğfarlardır. Onlar, günah işlediklerinde gönülden pişmanlıkla “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır!” şeklinde yakaranlardır.
Rahman’ın has kulları, ne cimridirler, ne de savurgandırlar. Onlar, tasarruf ve harcamalarında bu ikisi arasında dengeli bir yol takip ederler. Yüce Rabbimizin kendilerine nimet olarak vermiş olduğu sağlığı, vakti, serveti israf etmekten kaçınırlar. İman ederler ki, her nimetin bir gün hesabı sorulacaktır. Onlar, gerektiğinde Allah yolunda hiçbir fedakârlıktan da geri kalmazlar.

Aziz Kardeşlerim!
Rahman’ın has kulları, her daim elif gibi dosdoğru olurlar. Sırat-ı müstakimden bir an olsun ayrılmazlar. Allah’tan başka hiçbir varlığa boyun eğmezler. Kulluğu sadece O’na özgü kılarlar. Zihinlerini, gönüllerini hiçbir faniye esir etmezler. Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar. Zinaya bulaşmazlar. İffet ve haysiyetlerine halel getirecek, insan onurunu zedeleyecek davranışlarda bulunmazlar.
Rahman’ın has kulları, günahların en büyüklerinden olan yalancı şahitlikten kaçınırlar. Onlar, zihinlerini yersiz düşüncelerle kirletmezler. Dillerini yalan ve iftirayla zehirli bir ok haline getirmezler. Asılsız sözlere, olumsuz durumlara itibar etmezler. Zira bilirler ki bütün bunlar kötülüğün, fitne ve fesadın kaynağıdır; huzursuzluk ve çöküşün sebebidir. Mümine düşense her şartta hakkı savunmaktır. Her daim doğrunun yanında yer almaktır. Hakikatin tercümanı olmaktır.
Rahman’ın has kulları, kendilerine Rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler. Hayat kitabımız Kur’an’ı doğru bir şekilde anlamaya, en güzel biçimde yaşamaya çalışırlar. İçinde yaşadığımız kâinatı ve Allah’ın en mükemmel âyeti olan insanı tefekkür ederler. Hayata ve olaylara ibret nazarıyla bakarlar.

Kıymetli Kardeşlerim!
Rahman’ın has kulları,
“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” diye dua ederler. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklardır. Orada hoş bir şekilde karşılanacaklar ve ebedi kalacaklardır. Orası ne güzel bir duraktır, ne güzel bir konaktır!3
Ne mutlu Rahmân’a has kul olabilenlere! Ne mutlu yaratılış gaye ve hikmetine uygun yaşayarak Allah’ın rızasını kazananlara! Ne mutlu yolu huzura çıkanlara! Ne mutlu fâni âlemi bâki bir kazanca dönüştürenlere!

1 İbn Hanbel, II, 199.
2 Tirmizî, Birr, 48; İbn Hanbel, I, 405.
3 Furkân, 25/63-76.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kenshi 11.08.2017 17:21

Cuma Hutbesi 11 Agustos 2017

İL : GENEL TARİH : 11.08.2017
ÂYETE’L-KÜRSİ’DEN ÖĞRENDİĞİMİZ HAKİKATLER


Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!


Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Ayete’lKürsi adıyla bildiğimiz muhteşem bir ayet vardır. Bu ayette Rabbimiz kendini bizlere veciz bir şekilde tanıtmıştır. Esma-i Hüsna’sından örnekler vermiştir. Peygamberimiz (s.a.s) de, “Namazın ardından Âyete’l-Kürsî’yi okuyan kimse, sonraki namaza kadar Allah’ın himayesi altındadır.”1 buyurarak bizlere bu âyeti okumamızı tavsiye etmiştir. Geliniz bugünkü hutbemizde Rabbimizin Ayete’l-Kürsi’de2 bizlere öğrettiği hakikatlere hep birlikte kulak verelim.


Aziz Müminler!
Rabbimizin Ayete’l-Kürsi’de bizlere öğrettiği ilk hakikat Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığıdır. Hepimiz, Allah’ın kuluyuz. Hepimiz, O’nun kudreti karşısında aciziz. Hepimiz O’nun yardımına, rahmetine, affına muhtacız. Dünyanın türlü meşakkatleri karşısında el açıp aman dileyebileceğimiz, yegâne sığınağımız, dayanağımız O’dur. Bize düşen, Rabbimize hakkıyla kul olmaktır. Kur’an’ın ve Peygamberimiz (s.a.s)’in gösterdiği sırat-ı müstakimden, dosdoğru yoldan ayrılmamaktır.


Kardeşlerim!


Rabbimiz, ’dur. O, her daim diridir, bâkidir. Hayatı veren de alan da O’dur. Her şeyin varlığı O’na bağlıdır. Bize düşen, dünyanın fani, hayatın bir emanet olduğu bilinciyle yaşamaktır. Allah, yaratılmışlara özgü niteliklerden münezzehtir. O, her anımıza, her davranışımıza hâkimdir. Bize düşen, Rabbimizin bizlere şah damarımızdan daha yakın olduğunu aklımızdan çıkarmamaktır. Kâinatta var olan her şey Allah’a aittir. Mülk O’nundur, Hüküm O’nundur. Nimet O’nundur. Varlık da yokluk da, darlık da bolluk da O’ndandır. Bize düşen, her durumda zikreden bir dile, şükreden bir kalbe, tefekkür eden bir zihne sahip olabilmektir. Rabbimizin izni olmadan hiç kimsenin bize ne faydası olabilir ne de zararı dokunabilir. Allah katında bizi değerli kılan, O’na olan imanımızdır, teslimiyetimizdir, sadakatimizdir, sâlih amellerimizdir. Bize düşen, Rabbimizle aramızdaki iman misakımızı korumaktır. O’nun rızasına sadece salih amellerimizi, tövbe ve niyazlarımızı vesile kılmaktır.

Aziz Müminler!
Âyete’l-Kürsi’nin bizlere öğrettiği bir hakikat de, yani Rabbimize hiçbir şeyin saklı, gizli kalmayacağı gerçeğidir. O, dilimizden dökülen her bir sözü, gönlümüzden geçen her bir duyguyu, zihnimizdeki her bir düşünceyi bilir. Bize düşen, bütün varlığımızla kötülükten sakınmaktır. Elimizi, dilimizi, zihnimizi, gönlümüzü iyiliğin merkezi ve hizmetkârı kılabilmektir. Rabbimiz, ilmin ve hakikatin yegâne kaynağıdır. O bildirmezse biz bilemeyiz. O duyurmazsa biz duyamayız. O söyletmezse biz söyleyemeyiz. O göstermezse biz göremeyiz. Bize düşen, her daim hakkın yanında yer almaktır. Hakikatin tercümanı olmaktır. Gücümüz nispetinde hak ve hakikatin önündeki engelleri kaldırmaktır. Suret-i haktan görünüp insanları aldatanlara karşı uyanık olmaktır. Rabbimizin kudreti, yüceliği, azameti ve ilmi, her şeyi kuşatmıştır. O hiçbir zafiyete düşmeden her şeyi yönetendir. Bize düşen, kulluğu ve ibadeti yalnızca Âlemlerin Rabbine has kılmaktır. Kula kulluk etmemektir. Zira, her türlü yücelik ve üstünlük Allah’a mahsustur. Bizler bu gerçeği namazlarımızın her rek’atında dile getiririz. Rükûlarımızda secdelerimizde yani “Şanı yüce olan Rabbim! Her türlü noksanlıktan uzaksın” diyerek Rabbimizi yüceltiriz.


Aziz Kardeşlerim!
Geliniz! Ayete’l-Kürsi’nin bu derin anlamlarını yeniden tefekkür edelim. Her gün okuduğumuz Âyete’lKürsi, Rabbimizle aramızdaki iman misakımızın sözlü bir ifadesi olsun. Kötülüklere karşı kalkan kıldığımız namazlarımızın akabinde okuduğumuz bu âyet, bizleri kötülerin şerrinden, bela ve musibetlerden korusun. Rabbimiz, bizleri Âyete’l-Kürsi’nin hakikatlerinden, Yüce Kitabımızın ilkelerinden bir an olsun ayırmasın.


1 Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, III, 83.
2 Bakara, 2/255.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kenshi 18.08.2017 18:52

Cuma Hutbesi 18 Agustos 2017

http://www.dinibulten.com/images/hab...hlak%C4%B1.png
ALIŞVERİŞ VE TİCARET AHLAKI

Aziz Kardeşlerim!
Peygamberimiz (s.a.s), zaman zaman Medine pazarına giderdi. Orada alışveriş ve ticaret yapan insanlar üzerinde izlenimde bulunur, onlarla sohbet ederdi. Yanlış tutum ve davranışlar sergileyenleri uyarırdı. Nitekim Yüce Rabbimizin alışverişe yönelik hayati ikazları ihtiva eden şu ayetleri nazil oldu: “Ölçü ve tartıda hile yapanlara yazıklar olsun. Onlar, insanlardan bir şey aldıklarında tam ölçüp tartarlar. Kendileri başkalarına vermek için ölçtüklerinde ise eksik tartarlar. Onlar, büyük bir gün için diriltileceklerini hiç mi düşünmezler? O gün insanlar, Âlemlerin Rabbinin huzurunda hazır beklerler.”

Kardeşlerim!
Bu âyetler nazil olduktan sonra müminler, Peygamberimizin rehberliğinde alışverişte daha hassas, daha dikkatli davranmaya başladılar. Resûlullah Efendimiz (s.a.s), bu durumdan gayet hoşnut oldu. “Yâ Rabbi! Bunların ölçü ve tartılarını, alışverişlerini bereketli kıl!” duasıyla onları ticarete teşvik etti.


Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam, bizlere bir alışveriş, bir ticaret ahlakı öğretmiştir. Bu ahlakın başında dürüst davranmak vardır. Yalan ve aldatmaktan kaçınmak vardır. Zira doğruluk ve dürüstlük, mümin olmanın bir gereğidir. Erdemli bir birey olarak yaşamanın şartıdır. Kaldı ki, sadece alışverişte değil; mümin, hayatın her alanında samimiyeti kuşanması gereken kişidir. Yüce Rabbimizin “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emri, müminin söz, tutum ve davranışlarının mihveridir. Peygamberimiz (s.a.s)’in “Bizi aldatan bizden değildir” uyarısı, müminin insanlarla olan ilişkisinde vazgeçilmez bir ilkedir.


Kıymetli Kardeşlerim!
Allah Resûlü (s.a.s), “Dürüst ve güvenilir tüccar, peygamberler, dosdoğru kimseler ve şehitlerle beraberdir.” buyurmuştur. Bu hadisten de anlaşılacağı üzere alışverişte, ticarette açık sözlü, şeffaf olmak, önemli ahlaki bir ilkedir. Şu olay bunun en güzel örneklerindendir: Sahabeden biri, alışverişle ilgili zihnini meşgul eden bazı hususları danışmak üzere Peygamberimiz (s.a.s)’in yanına gelir. Allah Resûlü, onu dikkatlice dinledikten sonra kendisine şu nasihatte bulunur: “Bir şey satın almak istediğin zaman, verebileceğin fiyatı söyle! Bir şey satmak istediğin zaman da, yüksek fiyat değil, onun piyasadaki değerini söyle!”


Değerli Kardeşlerim!
Peygamberimiz (s.a.s), “Kusurlu bir malı, kusurunu açıklamadan satması Müslümana helâl değildir.” hadisiyle bizleri uyarmıştır. Zira malın kusurunu gizlemek, alışverişin bereketini, insanların birbirine olan güvenini yok eder. Satıcı, her ne kadar kâr etmiş gibi gözükse de onun kârı hüsrandır. Bunun bilincinde olan bir mümin, kâr ve kazanç elde etmek için her yolu mubah göremez. Aldatıcı reklam, hile, haksız rekabet ve aşırı kâr gibi yollara tevessül edemez. Bir başkasının kaybı ve zararı üzerinden kazanç ve kâr devşiremez. Bilir ki bir başkasını aldatması aslında bizatihi kendisini aldatmasıdır. Nitekim Yüce Rabbimiz, geçmiş toplumlardan kimilerinin, alışverişte dürüst davranmayarak yeryüzünde bozgunculuk çıkardıkları için helak edildiklerini bildirmiştir.


Kardeşlerim!
Ticaret ahlâkının temel ilkelerinden biri de kazancın helâl olmasına dikkat etmektir. Yapıp ettiklerinden bir gün mutlaka hesaba çekileceğine inanan bir mümin, kazancına haram karıştıramaz. Bu anlamda Yüce Allah’ın haram kıldığı şeyleri alıp satmak bir Müslüman için helâl değildir. İçki, uyuşturucu ticareti yapmak, kumar oynamak veya oynatmak, vergi kaçırmak gibi hususlardan Müslüman uzak durmalıdır.


Aziz Müminler!
Ne hazindir ki, kimileri gün geçtikçe helal kazanç duyarlılığını yitirmektedir. Kimileri, her yolu mubah sayarak sadece kazanç ve menfaat odaklı hareket edebilmektedir. Kimileri, hırs ve tamahın, kuralsızca daha çok kazanmanın, hâsılı dünya malının esiri olabilmektedir. Kimileriyse Allah’ın en büyük ayeti olan insanın maddi ve manevi kazanımlarını ölçüsüz ve hayasızca istismar edebilmektedir.
Oysa hayatımızın her alanında olduğu gibi alışverişte de asıl olan Yüce Rabbimizin rızasıdır. Öyleyse geliniz! Kazancımızı doğruluk ve samimiyet üzerine inşa edelim. Kul hakkına riayet ederek sofralarımızı, ömrümüzü daha da bereketli kılalım. Kendimizin, eşimizin, evladımızın boğazından haram bir lokma geçmemesi için duyarlı olalım. Alışverişimizde, ticaretimizde Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisi hepimiz için bir ölçü olsun: “Dünya malı, tatlı ve çekicidir. Kim onu tok gözlü bir şekilde alırsa o mal bereketlenir. Kim de onu açgözlülük ve ihtirasla alırsa bereketi kaybolur.”
Mutaffifîn, 83/1-6.

İbn Mâce, Ticâret, 35.

Buhârî, Büyû’, 53.

Hûd, 11/112.

Müslim, Îmân, 164.

Tirmizî, Büyû', 4.

İbn Mâce, Ticâret, 29.

İbn Mâce, Ticâret, 45.

Hûd, 11/84-95.

Buhârî, Zekât, 50.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kenshi 26.08.2017 01:44

Cuma Hutbesi 25 Agustos 2017

https://www.secdem.net/wp-content/up...5%9Fleri-C.jpg

ALLAH’A YAKIN OLMA ARAYIŞI: KURBAN

Aziz Müminler!
Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “De ki: ‘Şüphesiz namazım da, diğer ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de sadece ve sadece Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.’ ”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Âdemoğlu kurban bayramı günlerinde Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir ibadet yapmış olamaz…”2

Kıymetli Kardeşlerim!
Yüce Allah’a manen yakınlaşmamıza ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olan kurban bayramının heyecanı bir kez daha yüreklerimizi sardı. Bizleri bu mübarek günlere ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamd-u senalar olsun. Önümüzdeki Cuma günü, müminler olarak hep birlikte bayramı idrak edeceğiz. Kurbanlarımızdan elde edeceğimiz sevabın sevinciyle ve bayramın coşkusuyla en büyük arzumuz olan Rabbimizin rızasına beraberce ulaşmaya çalışacağız.



Aziz Kardeşlerim!
Kurban, yüce Allah’a yakın olma arayışıdır. Kurban, teslimiyet ve sadakatin, sevgi ve vefanın, fedakârlık ve paylaşmanın adıdır.
Kurban, nice hikmet ve ibretlerle dolu manevi bir yolculuktur. Bu yolculukta ihlas ve samimiyet sınavına tabi tutulan Âdem (a.s)’ın evlatları Habil ile Kabil’i hatırlarız. Bu sınavda ihlas ve kanaatkârlık kazanırken, samimiyetsizlik ve tamahkârlık kaybetmiştir. Zira bütün ibadetlerin kabul şartı ihlas ve samimiyettir.


Kardeşlerim!
Kurban ibadetinde sadakat ve teslimiyet sınavından geçen İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s)’ın hatırası vardır. Bu imtihanda Hz. İbrahim ve ciğerparesi Hz. İsmail, sahip olunan her şeyin Allah yolunda tereddütsüz feda edilebileceğini göstermişlerdir. O gün bugündür müminler, sadakatin zirvesinde İbrahim (a.s)’ı, teslimiyetin zirvesinde İsmail (a.s)’ı görmüşlerdir. Ve nitekim kurban ibadetinde Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s)’in vefası, fedakârlığı ve cömertliği vardır. Onun ümmetinde kurban, paylaşma, yardımlaşma ve kardeşlik sınavının adı olmuştur.


Muhterem Müslümanlar!
Kurbanlarımız, bir taraftan bizi Rabbimize yakınlaştırırken, bir taraftan da insanlığımıza anlam ve derinlik katar. Kurban, her şeyden önce bizlere sorumluluğumuzu hatırlatır. Hayatın akışı içerisinde unuttuğumuz değerleri bir kere daha gözden geçirmemize ve sırât-ı müstakim üzere sebat etmemize vesile olur. Kurban, aslında nefsin arzu ve isteklerine esir olmamayı, kulluk basamaklarında samimiyetle yükselmeyi ifade eder. Zira kurbanımız, Rabbimize sunduğumuz bir samimiyet ve kulluk beyanımızdır. Rabbimiz, bu gerçeği bizlere şöyle haber verir: “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; Allah’a ulaşan yalnızca takvanızdır, samimiyetinizdir.”3

Kardeşlerim!
Kurban, Allah yolunda infak ve paylaşma bilincimizin göstergesidir. Kurban, muhtaçların, yoksulların, garip ve kimsesizlerin yüzünü güldürmektir. Bayram yapamayanları bayram sevincine ortak etmektir. Rabbimize yaklaşırken aynı zamanda komşularımıza, akrabalarımıza, eş ve dostumuza, hâsılı birbirimize de yakınlaşmaktır kurban. Bu yönüyle kurban, adını bile duymadığımız nice ülkelerde daha önce hiç görmediğimiz, tanımadığımız kardeşlerimize uzattığımız bir yardım eli ve kardeşlik dokunuşudur.

Kardeşlerim!

Namaz, zekât, oruç, hac nasıl kendine has bir ibadetse kurban da kendine has bir ibadettir. Yoksula, kimsesize, ihtiyaç sahibine yardım etmek ve hayır işlemek nasıl güzel bir ibadetse kurban da öyle güzel bir ibadettir. Bu ibadetin de kendine özgü şartları, rükünleri vardır. Kurbanda aslolan, nisap miktarı mala sahip olan müminin gerekli şartları taşıyan hayvanı Allah rızası için bizzat kurban etmesidir. Dolayısıyla kurban ibadeti, maddi yardıma dönüştürülemez.

Kardeşlerim!

Diyanet İşleri Başkanlığımız ile Türkiye Diyanet Vakfımız, bu yıl da vekâletle kurban kesim organizasyonu düzenlemektedir. Hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki mağdur ve muhtaç kardeşlerimize cömert ve hayırsever milletimizin kurbanları ulaştırılacaktır. Bu vesileyle kardeşlik köprüleri sağlamlaştırılmaya çalışılacaktır. Aziz milletimizin, ihtiyaç sahibi kardeşlerimize hediye edeceği her kurban, insanlığın, kardeşliğin ölmediğinin; insafın merhametin tükenmediğinin kanıtı olacaktır. Milletimizin yardımseverliğinin göstergesi olan kurbanlar; çaresize “Biz varız”, muhtaca “Seninleyiz”, yoksula “Beraberiz” anlamına gelecektir.

Kardeşlerim!

Kurban bağışları 1 Eylül tarihine kadar devam edecek, müftülüklerimiz tatil günlerinde de hizmet sunacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Rabbimizden hepimizi bayrama huzur içerisinde kavuşturmasını ve kurbanlarımızı kabul buyurmasını niyaz ediyorum.
1 En’âm, 6/162.
2 Tirmizî, Edâhî, 1.
3 Hacc, 22/37.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Kenshi 02.09.2017 05:25

Cuma Hutbesi 1 Eylül 2017

https://www.secdem.net/wp-content/up...B1-Hutbesi.jpg
KURBAN BAYRAMI
Essalâtü ve’s-Selâmu Aleyke Yâ Rasûlallah!
Essalâtü ve’s-Selâmu Aleyke Yâ Habiballah!
Essalâtü ve’s-Selâmu Aleyke Yâ Seyyide’l-Evveline ve’l-ÂhirinAziz


Kardeşlerim! Bayramınız Mübarek Olsun!
Bizlere böyle bir bayram sevinci lütfeden Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun.


Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz, okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan, yalnızca takvanızdır, samimiyetinizdir.” Peygamberimiz (s.a.s) de yine böyle bir bayram günü, okuduğum hadis-i şerifteki şu dua ile kurbanlarını kesmiştir: “Allah’ım! Bu kurbanlar senin nimetindir ve senin rızan içindir. Benim, ailemin ve ümmetimin kurbanlarını kabul eyle!”


Kardeşlerim!
Neşe ve coşku günleri olan Kurban Bayramına hep birlikte bir kez daha ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kurban Bayramı, bizlere her yıl İslâm’ın beş temel ibadetinden biri olan haccı getirir. Rabbimize yakınlaşma vesilesi olan kurban ibadetini takdim eder. Bu bayram, bizlere Hz. İbrahim’in sadakatini, Hz. İsmail’in teslimiyetini yeniden hatırlatır. Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s)’in vefasını, cömertliğini, mümince duruşunu ve örnek bir insan oluşunu bir kez daha gözlerimizin önüne getirir.


Kıymetli Kardeşlerim!
Bugünlerde milyonlarca kardeşimiz hac ibadeti için Beytullah’a, Arafat’a akın ettiler. Rabbimizle olan iman misaklarını yenilediler. Bütün dünya Müslümanları olarak bizler de bugün kurbanlarımızı Allah’ın adıyla keseceğiz. Tevhid inancımızı, kulluk şuurumuzu tahkim edeceğiz. Hacdaki kardeşlerimiz, hata ve günahlardan arınmayı ifade eden bembeyaz ihramlarıyla, en içten yakarışlarıyla Allah’tan başka hiçbir sığınağın olmadığını ikrar ediyorlar. Dünyanın dört bir yanından Kabetullah’a gelen kardeşlerimizin duaları aynı duygularla birleşiyor. Yürekten söylenen “Lebbeyk” sadaları gök kubbeyi inletiyor. Bizler de bugün kurbanlarımızı keserken, aslolanın Allah’a yakınlık olduğunu dile getireceğiz. Hacdaki kardeşlerimiz, haccın her bir aşamasında dünyevi arzu ve isteklerin esiri olmamak gerektiğini, kurtuluşun ancak takvada olduğunu ifade ediyorlar. Bizler de bugün kurbanlarımızla, bütün varlığımızı Allah’ın yolunda adamaya hazır olduğumuzu göstereceğiz.


Kıymetli Kardeşlerim!
Kurban bayramı, huzurun, esenliğin, kardeşliğin, birlik ve beraberliğin bayramıdır. Her türlü farklılığı bir kenara bırakıp kesrette vahdete ulaşanların, kendini ve Rabbini bilenlerin, tefekkür ve tezekkür edenlerin, gönülden Rabbine teslim olanların bayramıdır. Bu bayram, zihinlerini kötülüklerden arındıranların, gönüllerini manevi kirlerden temizleyenlerin, günahlardan uzak duranların bayramıdır. Bu bayram, nefsini terbiye edenlerin, hiçbir canlıyı incitmeyenlerin ve çevresine güven verme gayretinde olanların bayramıdır. Bu bayram, sabrı ve şükrü kuşananların, varoluşumuzun hikmet ve gayesi doğrultusunda bir hayat sürenlerin bayramıdır.
Bu bayram, değerlerimizi yaşatanların; yetime, yoksula, yalnıza, kimsesize yaklaşanların, çaresizlere çare olanların bayramıdır.Kardeşlerim!Bayramlar, Rabbimize ve birbirimize daha çok yakınlaşmamız gereken zamanlardır. Bayramlar, birlik ve beraberlik duygularının, paylaşma ve infakın zirveye çıktığı günlerdir. Bayramlar, kâh sevinç, kâh hüzünle akıp giden hayat yolculuğumuzda her şeyin bir imtihan olduğu bilincini yeniden hatırlama günleridir. Öyleyse geliniz! Bayramda anne-babamızın, eş ve çocuklarımızın, kardeşlerimiz ve komşularımızın yüzünü güldürelim. Yalnızlara, kimsesizlere, yoksullara, boynu büküklere ve yaşlılara bayram sevinci götürelim. Kırılan kalpleri, yıkılan gönülleri, bayramın bereketi ve güzellikleriyle mamur edelim. Kardeşliğimize ve bayram sevincimize gölge düşüren dargınlıklara, küskünlüklere ve çekişmelere bugün bir son verelim. Unutmayalım ki; sunduğumuz her bayram hediyesi, bizi Rabbimizin rızasına ulaştıracaktır.
Birbirimize sunabileceğimiz en güzel bayram hediyesi ise kalbimizin derinliklerinden gelen selam, içten dualarımız, tebessüm ve ziyaretlerimiz olacaktır.Kardeşlerim!Hutbemi bitirmeden önemli bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Yaşanan trafik kazaları bayramların sevincini hüzne dönüştürüyor; millet olarak hepimizin yüreğini burkuyor. Bu kazalarda nice insanımız, nice kardeşimiz can veriyor. Nice aileler yok oluyor. Nice ümitler, nice istikballer sönüyor. Bu noktada bütün kardeşlerimizi trafik kurallarına uymaya, sabırlı ve dikkatli davranmaya, birbirimizin hak ve hukukuna saygılı olmaya davet ediyorum.
Geliniz! Hem kendimizin, hem de kardeşlerimizin güvenliği için frene değil, kurala güvenelim.Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, yurt dışında yaşayan millet varlığımızın, gönül coğrafyamızdaki bütün kardeşlerimizin ve âlem-i İslâm’ın Kurban Bayramlarını tebrik ediyorum. Kurbanlarımızın makbul, bütün kardeşlerimizin haccının mebrur, günahlarımızın mağfur, bayramlarımızın mesrur olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Hutbemizi hakiki bayramları dile getiren şu dizelerle bitirmek istiyorum:Can bula cananını, bayram o bayram ola!Kul bula sultanını, bayram o bayram ola!Hüzn-ü keder def ola, dilde hicap ref ola!Cümle günah affola, bayram o bayram ola!

Kenshi 09.09.2017 17:49

Cuma Hutbesi 8 Eylül 2017


https://www.secdem.net/wp-content/up...si-Diyanet.jpg

SORUMSUZ TÜKETİM: İSRAF

Muhterem Müslümanlar!
Yüce dinimiz İslam, huzurlu bir hayat geçirebilmemiz için bizlere tüketim konusunda
bazı önemli prensipler öngörmektedir Yeme içme, harcama ve benzeri bütün islerde ölçülü ve dengeli olmayı emreden dinimiz, ihtiyaç dışında aşırı harcamaları ve ölçüsüz davranışları pek çok ayet ve hadisle yasaklamaktadır. Nitekim Yüce Allah, olgun müminlerin sıfatlarını sayarken, onların daima ölçülü olduklarını vurgulamakta ve söyle buyurmaktadır: “Onlar ki, harcadıklarında ne israf ederler ne de cimrilik yaparlar. Bu ikisi arasında, dengeli bir yol tutarlar.”1


Degerli Kardeslerim!
Adeta içinde yüzdüğümüz bütün nimetlerin gerçek sahibinin Allah Teâlâ olduğunu
asla unutmamalı ve bu nimetleri, O’nun istediği sekilde kullanarak şükreden kullar olmaya
çalışmalıyız. “O gün, verilen nimetlerin hepsinden sorguya çekileceksiniz ”2 ayetinin
ifade buyurduğu üzere, kıyamet günü; ömrümüzü nasıl harcadığımızdan, yaptığımız amellerden ve malımızı nereden kazanıp nereye harcadığımızdan hesaba çekileceğimizin bilincinde olmalıyız. Mümin kula yakışan davranış, malını harcarken isteklerine göre değil, ihtiyaçlarına göre hareket etmesidir. Kur’an-ı Kerîm; akrabanın ve yoksulun hakkını gözetme konusuna özel önem vermiş ve “malını saçıp savuranların, şeytanların kardeşleri”3 olduğunu ifade etmiştir. Hz. Ömer’in, on iki dirheme bir gömlek alan arkadasına “Bunun yerine altı dirhemlik olanını alsaydın da kalan parayı yoksullara verseydindaha iyi olurdu.”4 Seklinde verdiği öğüt, tüketim konusunda kanaatkâr olmanın ve bilinçli hareket etmenin önemini ortaya koymaktadır.

Aziz Cemaat!

Günümüzde reklâm ve iletişim araçları tüm gücüyle gösterisi ve aşırı tüketimi pompalamakta ve insanın tükettiği kadar mutlu olabileceğini söylemektedir. insanları daha çok harcamaya teşvik eden bu anlayış nedeniyle artık zarurî olmayan bazı şeyler ihtiyaç gibi algılanmaktadır. Daha fazla tüketmek için paranın pesinde kosan insanoğlu,
kendini tükettiğinin farkına ne yazık ki varamamaktadır. Diğer taraftan sorumsuz tüketim; dünyanın kirlenmesine, yemeklerin çöpe dökülmesine, sırf modayı takip etme adına elbise, araba ve cep telefonlarının sürekli yenilenmesine, giderek amacını asan ve zaman zaman gösterişe de kaçabilen pahalı düğünlere sebep olmaktadır. Böylece en tabiî ihtiyaçların temini, büyük israf ve tüketim kanallarında yok olup gitmektedir. Oysa nehir kenarında abdest alsak bile suyu israf etmememizi söyleyen Sevgili Peygamberimiz,
her konuda ümmetini ölçülü olmaya teşvik etmiş, ihtiyacı dışında gereksiz harcama yapmaktan sakınılmasını tavsiye buyurmuştur. Hutbemize Peygamber Efendimizin (s.a.v)
bir hadisi ile son verelim: “Yiyiniz, içiniz, giyininiz ve sadaka veriniz; ancak kibre düşmemek ve israf etmemek sartıyla.”5

1 Furkan, 25/67.
2 Tekâsür, 102/8.
3 İsra, 17/26-27.
4 Hayâtü’s-Sahabe, III, 204.
5 Buharî, Libas, 1; Nesâî, Zekat, 66.



Kenshi 15.09.2017 15:14

Cuma Hutbesi 15 Eylül 2017



https://www.secdem.net/wp-content/up...anet-Hutbe.jpg

BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?

Aziz Müminler!
Bir gün Mescid-i Nebevi’de bir grup sahabî, tesbih ve duayla, diğer bir grup sahabî de ilimle meşguldü. Ashabın bu durumunu gören Peygamberimiz (s.a.s), şöyle buyurdu: “Her iki grup da hayırlı bir işle meşguller. Bir kısmı Allah’a dua ediyor ve O’ndan bir şey istiyorlar. Allah, onlara dilerse verir, dilerse vermez. Diğerleri ise ilim tahsil ediyorlar ve bilmeyen kimselere ilim öğretiyorlar. İşte bunların yaptığı daha faziletlidir.”

Allah Resûlü (s.a.s), ilim tahsil eden sahabeyi sadece bu şekilde taltif etmekle kalmadı. “Şüphe yok ki, ben de bir öğretmen, bir öğretici olarak gönderildim.” buyurarak onların yanına oturdu.1 Zira o, “Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu?”2 âyeti doğrultusunda bilginin, ilmin üstünlüğünü yaşantısıyla ortaya koyan bir peygamberdi.



Kardeşlerim!
Resûlullah Efendimiz, ömrü boyunca ilme, bilgiye, öğrenmeye büyük önem verdi. Onun en büyük gayelerinden birisi, cehaleti yok etmekti. Hak ve hakikate götüren, hayatı anlamlı kılan bilgiyi, insanı yücelten ilmi öğretmekti. O, “Allah’ım! Bana fayda verecek ilmi öğret ve ilmimi artır.”3 şeklinde yakaran bir Rahmet Elçisiydi. Zira Peygamberimiz, ilk olarak hidayet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’in “Oku” emrine muhatap olmuştu. Yüce Rabbimiz, Son Elçisi nezdinde insanlığa evvela şöyle buyurmuştu: “Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı döllenmiş yumurtadan yarattı. Oku! Senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediğini öğreten O’dur.”4


Aziz Kardeşlerim!
Bizler, bilginin hikmetle buluştuğu, ilmin irfanla yoğrulduğu, âlimin ahlâkla bezendiği bir medeniyetin mensuplarıyız. Medeniyetimizde ilim, aklın ibadeti olarak görülür. İlim, en başta eşyanın hakikatini, varlığın gaye ve hikmetini anlamaya çalışmaktır. İlim, kendini bilmektir. Zira kendini bilen, Rabbini bilir. Rabbini bilen, eşyanın hakikatini öğrenmeyi gaye edinir. Kendi varlığının farkında olan, çevresinin, kâinatın, hayatın farkında olur.
Bilgi, kişiyi kendisinden, Rabbinden, insanlardan uzaklaştırmamalıdır. Onu çevresine yabancılaştırmamalıdır. Bilgi, insanı hikmete taşımalıdır. Onun kalbine, gönlüne hitap etmelidir. Bilgi, ahlak ve sorumluluk bilinciyle hayata yansımalıdır. Kişiyi Allah rızasına ulaştıran bir araç olarak görülmelidir.

Kardeşlerim!

Bizler, nasıl ki Allah’ın kitabını okuyup hayatımıza yansıtmakla mükellefsek kâinatı ve kâinattaki nizamı da okumak, yani anlamakla mükellefiz. İnsana ve insanlığa fayda sağlayan her türlü ilmi tahsil etmekle sorumluyuz. İlmi çıkar ve tatmin vesilesi olarak asla göremeyiz. İnsanlığa zarar vermek, yeryüzünü tahrip etmek ve yaşanmaz hale getirmek için ilim tahsil edemeyiz.

Aziz Müminler!

Yavrularımız, gençlerimiz, yeni bir eğitim-öğretim dönemine başlıyor. Öğretmenlerimiz, vicdan ve merhamet sahibi; erdemli, değerlerine bağlı, milletinin ve insanlığın yararına çalışan nesiller yetiştirmeye devam edecektir. Bu vesileyle yeni eğitim-öğretim yılımızın geleceğimizin teminatı olan evlatlarımıza, değerli öğretmenlerimize, tüm ailelere ve milletimize hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbimiz, evlatlarımıza kendi rızasına ulaştıracak, ülkemizin, âlem-i İslam’ın ve bütün insanlığın yararına kullanacakları bilgilerle donanmalarını nasip eylesin.

Bu vesileyle velilerimize de önemli bir hususu hatırlatmak istiyorum. Geliniz, yavrularımızın Kur’an’ın rahmet iklimiyle buluşmaları, Peygamberimiz (s.a.s)’in örnek hayatını öğrenmeleri noktasında sorumluluğumuzu ihmal etmeyelim. Okullarımızda seçmeli olarak okutulan Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı derslerini tercih etmeleri için yavrularımıza rehberlikte bulunalım.


Kıymetli Kardeşlerim!
Hutbemi bitirmeden önce sizlerle iki hususu paylaşmak istiyorum. Önümüzdeki Perşembe hicri yeni yılın ilk gününü idrak edeceğiz. Bu vesileyle yeni yılınızı şimdiden kutluyorum.
Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye Diyanet Vakfı ile birlikte Arakan’lı kardeşlerimize yönelik bir yardım kampanyası başlatmıştır. Kampanya çerçevesinde bugün ülkemiz genelindeki bütün camilerde necip milletimizin yardımına müracaat edilecektir. Toplanan yardımlar, Arakan’lı mazlum ve masum kardeşlerimize ulaştırılacak, onların yaralarına merhem olunmaya çalışılacaktır. Yüce Rabbimiz, hayır ve hasenatınızı kabul eylesin. Mazlumların, mağdurların, çaresizlerin ümidi olan ülkemize ve aziz milletimize zeval vermesin.
1 Dârimî, Mukaddime, 32.
2 Zümer, 39/9.
3 Tirmizî, Deavât, 128.
4 Alak, 96/1-5.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Avcı 22.09.2017 02:51

Diyanet (22 Eylül 2017) Türkiye Geneli Cuma Hutbesi Yayımlandı
 
İLİ : GENEL TARİH : 22.09.2017
BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM: RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de bizlere kendisine sadakatimizin ifadesi olan bir cümle öğretmiştir. Bu cümle, “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamındaki besmeledir.

Aziz Müminler!
Besmele, tıpkı kelime-i şehadet gibi, kelime-i tevhid gibi Din-i Mübin-i İslam’ın sembollerinden biridir. Besmele, Rabbimizin, bizleri her an gördüğü, murakabe ettiği bilinciyle yaşamanın tezahürüdür. O’nun bize şah damarımızdan daha yakın olduğu gerçeğinin ilanıdır. Allah’a dayanıp güvenmenin, teslimiyetin, O’nun engin rahmeti ve merhametine sığınmanın adıdır besmele.

Kıymetli Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’i “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”1 buyurarak göndermiştir insanlığa. Bu ilahi emir, aslında bütün ömrümüzü Allah’ın adıyla yaşamamız gerektiğine dair önemli bir mesajdır. İşte bu yüzdendir ki; söz ve işlerimizin evvelinde “Bismillâhirrahmânirrahîm” diyerek Rabbimizden istikamet üzere olmayı ve kalmayı niyaz ederiz. O’nu zihnimizle, kalbimizle, dilimizle zikretmiş oluruz. Hâsılı Allah’ın rızasına Allah’ın adıyla yol alırız.

Muhterem Müslümanlar!
Besmelenin müminin hayatındaki anlamını idrak edebilmek için Peygamberimizin yaşantısına bakmak gerekir. Resûl-i Ekrem (s.a.s), “Allah’ım! İsminle yaşar, isminle can veririm.”2 duasını kendisine şiar edinmiştir. Her yeni güne Allah’ın adıyla başlamış, Allah’ın adıyla gününü tamamlamıştır. “Rabbim! Senin isminle sana tevekkül ettim. Güç ve kuvvet sadece Allah’tandır.”3 diyerek evine besmeleyle girmiş, evinden besmeleyle çıkmıştır. Peygamberimiz, her bir işi ve kısacık ömrü için besmeleyi bereket vesilesi kılmıştır.

Kardeşlerim!
Kaynağını Resûlullah Efendimizin örnekliğinden alan medeniyetimiz, besmeleyle ilmek ilmek örülmüştür. Bu medeniyette gözler, dünyaya besmeleler eşliğinde açılır. Anne-babalar, çocuklarına öncelikle Allah’ın adını öğretir. İbadetlerimiz, besmele çekilerek eda edilir. Kitaplar, onunla açılıp okunur. Eller, duaya onunla kaldırılır. Hastalıklardan Allah’ın ismiyle şifa niyaz edilir. Hayatın türlü dert ve sıkıntıları karşısında Allah’ın adına sığınılır. Hâsılı besmele, her hayrın anahtarıdır. Resul-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz, bu hususu şu hadisiyle ifade etmiştir: “Allah’ın adıyla başlanmayan her söz ve iş bereketsizdir, sonuçsuzdur.” 4 İlhamını bu hadisten alan Süleyman Çelebi de Besmelenin hayatımızdaki önemini şu dizeleriyle dile getirmiştir:

Allâh adın zikredelim evvela
Vacib oldu cümle işte her kula
Allâh adın her kim ol evvel anâ
Her işi âsan eder Allâh anâ

Kıymetli Kardeşlerim!
Besmelenin kuşattığı bir beden, lisan-ı hal ile adeta şunu terennüm eder: Ya Rabbi! Sığınağım, dayanağım, ümidim yalnız sensin. Niyaz ve ilticam yalnız sanadır. Senden başka mabudum yoktur. Kula kulluk etmem. Senden başkasına asla boyun eğmem. Kalbimde senin sevginden daha fazla bir sevgiye yer vermem. Bu hayatı, bunca nimeti bana sen lütfettin. Ben de hayatımı senin adınla yaşıyorum. Sadece senin rızanı istiyorum. Senin adınla bu dünyadan göçmeye beni muvaffak eyle Ya Rabbi!

Aziz Kardeşlerim!
Öyleyse geliniz! Besmeleyle başlayalım her söz ve işimize. Dillerimizin bağını besmeleyle çözelim. Gönüllerimizin pasını besmeleyle silelim. Zihnimizi kötülüklere karşı besmeleyle koruyalım. Günahlara karşı bir kalkan, bir mağfiret limanı olsun Rahman ve Rahim olanın adı. Bereket vesilesi kılalım besmeleyi kazancımıza. Kalplerimiz, Allah’ın adıyla ülfet bulsun. Amellerimizin özüne giydirdiğimiz iyi niyet elbisesi olsun besmelemiz. Günlük hayatın sıkıntılarıyla bunalan yüreklerimize bir teselli, bir nefes olsun Rabbimizin ismi. Bismillahirrahmanirrahim ile açılsın iyilik ve güzelliklerin tüm kapıları. Şerre kilit olsun besmelemiz.

Değerli Müminler!
Hutbemi şu duayla bitirmek istiyorum: Ya Rabbi! Bizleri, senin isminle yaşayan, hayatına senin isminle anlam katan, emanetini senin isminle teslim edenlerden eyle!

HUTBEYİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

1 Alak, 96/1.
2 Müslim, Zikir, 59.
3 Ebû Dâvûd, Edeb, 102-103.
4 İbn Hanbel, II, 360.
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Nurhanım 22.09.2017 12:06

22 Eylül 2017 Cuma Hutbesi - Bismillâhirrâhmanirrâhim
 
22 Eylül 2017 Cuma Hutbesi - Bismillâhirrâhmanirrâhim





 22 Eylül 2017 Cuma Hutbesi - Bismillâhirrâhmanirrâhim
22 Eylül 2017 Cuma Hutbesi - Bismillâhirrâhmanirrâhim
İLİ : GENEL
TARİH :22 Eylül 2017

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM: RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN ADIYLA
--------------------------------------------------------------------------------
 Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de bizlere kendisine sadakatimizin ifadesi olan bir cümle öğretmiştir. Bu cümle, “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamındaki besmeledir.

 Aziz Müminler!

Besmele, tıpkı kelime-i şehadet gibi, kelime-i tevhid gibi Din-i Mübin-i İslam’ın sembollerinden biridir. Besmele, Rabbimizin, bizleri her an gördüğü, murakabe ettiği bilinciyle yaşamanın tezahürüdür. O’nun bize şah damarımızdan daha yakın olduğu gerçeğinin ilanıdır. Allah’a dayanıp güvenmenin, teslimiyetin, O’nun engin rahmeti ve merhametine sığınmanın adıdır besmele.

 Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’i “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”[1] buyurarak göndermiştir insanlığa. Bu ilahi emir, aslında bütün ömrümüzü Allah’ın adıyla yaşamamız gerektiğine dair önemli bir mesajdır. İşte bu yüzdendir ki; söz ve işlerimizin evvelinde “Bismillâhirrahmânirrahîm” diyerek Rabbimizden istikamet üzere olmayı ve kalmayı niyaz ederiz. O’nu zihnimizle, kalbimizle, dilimizle zikretmiş oluruz. Hâsılı Allah’ın rızasına Allah’ın adıyla yol alırız.

 Muhterem Müslümanlar!

Besmelenin müminin hayatındaki anlamını idrak edebilmek için Peygamberimizin yaşantısına bakmak gerekir. Resûl-i Ekrem (s.a.s):

“Allah’ım! İsminle yaşar, isminle can veririm.”[2]

duasını kendisine şiar edinmiştir. Her yeni güne Allah’ın adıyla başlamış, Allah’ın adıyla gününü tamamlamıştır.

“Rabbim! Senin isminle sana tevekkül ettim. Güç ve kuvvet sadece Allah’tandır.”[3] diyerek evine besmeleyle girmiş, evinden besmeleyle çıkmıştır.

Peygamberimiz, her bir işi ve kısacık ömrü için besmeleyi bereket vesilesi kılmıştır.

 Kardeşlerim!

Kaynağını Resûlullah Efendimizin örnekliğinden alan medeniyetimiz, besmeleyle ilmek ilmek örülmüştür. Bu medeniyette gözler, dünyaya besmeleler eşliğinde açılır. Anne-babalar, çocuklarına öncelikle Allah’ın adını öğretir. İbadetlerimiz, besmele çekilerek eda edilir. Kitaplar, onunla açılıp okunur. Eller, duaya onunla kaldırılır. Hastalıklardan Allah’ın ismiyle şifa niyaz edilir. Hayatın türlü dert ve sıkıntıları karşısında Allah’ın adına sığınılır. Hâsılı besmele, her hayrın anahtarıdır. Resul-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz, bu hususu şu hadisiyle ifade etmiştir:“Allah’ın adıyla başlanmayan her söz ve iş bereketsizdir, sonuçsuzdur.”[4]

İlhamını bu hadisten alan Süleyman Çelebi de Besmelenin hayatımızdaki önemini şu dizeleriyle dile getirmiştir:





NOT

Allâh adın zikredelim evvela
Vacib oldu cümle işte her kula
Allâh adın her kim ol evvel anâ
Her işi âsan eder Allâh anâ

 Kıymetli Kardeşlerim!

Besmelenin kuşattığı bir beden, lisan-ı hal ile adeta şunu terennüm eder: Ya Rabbi! Sığınağım, dayanağım, ümidim yalnız sensin. Niyaz ve ilticam yalnız sanadır. Senden başka mabudum yoktur. Kula kulluk etmem. Senden başkasına asla boyun eğmem. Kalbimde senin sevginden daha fazla bir sevgiye yer vermem. Bu hayatı, bunca nimeti bana sen lütfettin. Ben de hayatımı senin adınla yaşıyorum. Sadece senin rızanı istiyorum. Senin adınla bu dünyadan göçmeye beni muvaffak eyle Ya Rabbi!

 Aziz Kardeşlerim!

Öyleyse geliniz! Besmeleyle başlayalım her söz ve işimize. Dillerimizin bağını besmeleyle çözelim. Gönüllerimizin pasını besmeleyle silelim. Zihnimizi kötülüklere karşı besmeleyle koruyalım. Günahlara karşı bir kalkan, bir mağfiret limanı olsun Rahman ve Rahim olanın adı. Bereket vesilesi kılalım besmeleyi kazancımıza. Kalplerimiz, Allah’ın adıyla ülfet bulsun. Amellerimizin özüne giydirdiğimiz iyi niyet elbisesi olsun besmelemiz. Günlük hayatın sıkıntılarıyla bunalan yüreklerimize bir teselli, bir nefes olsun Rabbimizin ismi. Bismillahirrahmanirrahim ile açılsın iyilik ve güzelliklerin tüm kapıları. Şerre kilit olsun besmelemiz.

 Değerli Müminler!

Hutbemi şu duayla bitirmek istiyorum: Ya Rabbi! Bizleri, senin isminle yaşayan, hayatına senin isminle anlam katan, emanetini senin isminle teslim edenlerden eyle!

--------------------------------------------------------------------------------





KAYNAK [1] Alak, 96/1.
[2] Müslim, Zikir, 59.
[3] Ebû Dâvûd, Edeb, 102-103.
[4] İbn Hanbel, II, 360.


--------------------------------------------------------------------------------
Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

leyli hilal 22.09.2017 12:12

Konular birleştirildi..Allah razı olsun paylaşımlardan dolayı.hayırlı cumalar ::


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:28.

Powered by vBulletin® Version 3.8.9
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.