Sevgili günlük ,
Cevapsız sorular içindeyim bugün. yorgun ve hala kırgın hayatta neden istediklerim istediğim gibi olmuyor bilemiyorum. insanlar değişiyor ve ben artık kimseyi tanıyamıyorum. peki ben neden hala aynıyım belki de bu yüzden karşımdakileri artık anlayamıyor tanıyamıyorum.
yoruldum hayat; kırılmaktan, üzülmekten dağıldım paramparça oldum. anlaşılamamaktan kırıldığımı ifade edememekten nefret ediyorum artık yitip giden benliğimden....
bekliyorsun sonra beklediğin gibi olmuyor hiç bir şey, zaman değiştiriyor toz pembe düşlerini sonra siyaha dönüyor elimdekiler.
hani bir laf varya "beklenen gün gelecekse çekilen çile kutsaldır" diye beklenen gün geldi de ben çektiğim çileyle kalakaldım öyle....
bugün günlerden yine o
aylardan o
yıl da o'nu gösteriyor
saat o'nu o geçiyor
yanımda o var, uzağımda o, susuyor o, konuşurken de çığlıklarca susuyor o, sustuğunda anlıyorum yalnızca söylediklerini. o beni biliyor, belki anlıyor da ama ben o'nu kaybediyorum. kendi isteğiyle gidiyormuşçasına ellerimi bırakıyor.
O cok güzel bakıyor, sesi ipek yumuşaklığında ninniler okur gibi. o buralı değil demiştim bir keresinde sanırım burada da değil gibi. ama ben o'nu neden böyle kanayarak düşünüyor ve canım acıyarak seviyorum bilmiyorum.
O aşk gibi kokuyor, aşk gibi düşünüyor, aşk gibi bakıyor, aşk gibi acıtıyor, sancısı da aynen aşk gibi. böyle dediğime bakma aşk kötü bişey esasen, sadece can yakıyor ve sırf üzülmen için avucuna gözyaşı konduruyor insanın.
o benim, ben o
peki o bensem, ben kimim ve neredeyim o'nda mı?
veya o benimse ben kiminim?
kafan karıştı biliyorum ama aslında ben de aynen o'nun ve senin gibiyim..
biraz dağınık, biraz karışık ve çokça o'nun gibiyim..
eyvallah günlük, yine gelirim...